Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Ahmet Çavuşoğlu arrow Bir Zamanlar Hilton
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
Facebook

 

Alucra Meslek Yüksek Okulu Banka Hesap No

Ana Menü
Anasayfa
Son Haberler
Alucra'ya ulaşım
Alucra için Önemli Telefonlar
Bağlantılar
İletişim
Arama
Köşe Yazarları
Ziyaretçi Defteri
Alucra Resimleri
Alucra Videoları
E-Posta
Konuk Yazarlarımız
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Alucra'ya Bağlı Köylerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Rafet Ekiz
Alucra Email


Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet

Ayın Konuğu


 

 



 
Z. Defteri Son Kayıt
YavuzKAYACIK
2003 Yılında ilk göz ağrım diyebileceğim alucra.com ile tanıştım .Alucra'mızın örf adet geleneklerimizi yeni nesile taşıması alucra.com'un en büyük ö
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 kayıtlı ( 2 ) kayıtlı 2
 misafir ( 16 ) misafir 16
   Toplam 18
Sitedekiler
OGUZ, muhtar


istatistikler
Son Üye  şafak göcen
Bugün  3
Bu Hafta  21
Bu Ay  107
 
Çakrak Köyü Cami İnşaatı

AMedyafm




Advertisement
Bir Zamanlar Hilton PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Perşembe, 27 Eylül 2007
İri kıyım medyananın, bir Ali-Cengiz oyunu neticesinde, Bir koyup yirmi almak üzere olduğu Hilton Oteli'nin, İstanbul'un son elli senelik sosyal tarihinde mühim bir yeri vardır.


Hilton İstanbul, 1955 senesinde açıldı. İlk bir kaç gün, Türkiye'nin meşhur insanlarının davetli olduğu açılış merasimlerinde meydana gelen bir hadise Hilton'un adını hafızalara iyice kazımıştı.
Hilton'un açılışına şeref misafiri olarak gelen, o zamanların meşhur sinema artisti Terry Moore (Nick veya Rick Hilton'un sevgilisi), donsuz olduğu halde eteklerini toparlayıp bir poz vermişti. O resmi çeken Milliyet Gazetesinden rahmetli İlhan Demirel müthiş bir şöhrete kavuşmuştu, çünkü bu dünyada eşine emsaline rastlanmayan bir resim idi. Bu öyle bir resimdi ki seneler senesi o resmin kopyaları elden ele dolaştı, bir çok leyli talebenin yatakhane dolaplarını süsledi.
Hiton'un açılışına davetli olanlar arasında aile dostumuz, meşhur Porsuk Barajı Müteahhiti Hazık Ziyal (Hazık Amca) da vardı.
Odasının anahtarını cebinde taşıyor ve arada bir sallayıp 'Bu akşam Hilton'da yatacağım' yatacağım diye göz kırpıyordu. Ben Hazık Amca'yı o da beni çok severdi. Bir ara yanına yaklaştım ve 'Hazık Amca, şu anahtarı ver de gidip şu oteli bir göreyim, bir kaç saat içinde dönerim' dedi.
Hemen verdi, ben de heyecan içinde taa Kalender'den, Harbiye'ye, Hilton'a gittim.

Ahmet Hilton'da
Radyo Evinin yanından yavaş yavaş Otel'e yaklaştım. Kapıda üniformalı adamlar duruyordu. Ben onları ilk başında Amerikan Generali filan zannettim, hatta içimden 'Demek bu otelin sahibi General Hilton imiş' diye geçirdiğimi hatırlıyorum, meğer otelin kapıcıları imişler. Cebimden Hazık Amca'nın anahtarını çıkarttım ve anahtarı sallaya sallaya Hilton'un dönen kapısından içeri girdim. Girmesine girdim ama ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim bile yok. Anahtarın üstünde 422 yazıyordu. Belli ki 422 numaralı oda. Ama nerededir? O odaya nasıl gidilir? Bu suallere cevap veremiyorum.
Alık alık, hayatımda ilk defa gördüğüm duvardan duvara yeşil halılar üzerinde dolaşıyorum. O ne halı! Git git bitmiyor. Döndüm dolaştım ve sonradan adının Karagöz Bar olduğunu öğrendiğim bir yere geldim. Tezğahın üstünde, tepelerinde küçük şemsiyeler olan bir sürü bardak var. Şöyle bir sotaladım gelen alıyor, para falan isteyen yok. Gittim ben de aldım. İçinde meyve suyu olan acayip bir içki, biraz portakallı votkaya benziyor.
Tezğahın üstünde fındık, fıstık ve o güne kadar görmediğim, incecik kesilmiş patates kızartmaları da var. Tamam yiyoruz, içiyoruz ama odayı nasıl bulacağım?
Bir ara, kadının biri yanıdaki adama 'Odadan çantamı getirir misin?' dedi. Ben de fırsat bu fırsat adamı takibe başladım. Bir yerde durduk, ziller çaldı, asansör geldi. O sırada dördüncü katın düğmesine basmayı akıl ettim. Odayı buldum, içeri girdim. Offf ne oda be! Kocaman bir pencere, Dolmabahçe Stadı, deniz.
Banyoya girdim, bir duvar ayna, o aynanın önünde küçük sabunlar, ufak ufak şişelerde bir takım şeyler. O güne kadar görmediğim musluklar, acaip bir duş.
Odaya geçtim, koca bir yatak. Yatağın baş ucunda telefon, bir düğmeye bastım radyo çalmaya başaldı. Yatağın ütünde hoplamaya başladım. Velhasıl Hilton'u çok beğenmiştim.

Yirmi sene tek tabanca idi


Hilton, rahatlık ve konfor yerine kullanılan bir sıfat haline geldi. Gazetecilerin hapis edildiği biraz daha itinalı hapishane koğuşlarına Ankara Hilton denilmeye başlandı. İtinalı giyinen, orta sınıf kızlarına 'Kız sende mi Hiltoncu oldun?' suali sorulurdu.
Hilton açıldığı günden itibaren en az yirmi sene İstanbul sosyetesini en gözde mekanı oldu. Cumartesi günleri lobisinde 7.5 liraya müthiş bir çay verilirdi. Canlı müzik, küçük pastalar, sandviçler ve etrafınızda bir sürü şık ve güzel kadın. Karagöz Bar, İstanbul'un buluşma yeri. Roof lokantası en mühim davetlerin mekanı. Tuvaletleri bile cankurtaran idi. O civarda işiniz varken sıkışırsanız, sığınılacak en rahat yer Hilton'un tuvaleti idi. Kapıdan emin adımlar ile yürüyüp asansörleri geçtikten sonra sola sapıp rahat tuvalete kendinizi atardınız. Sonra Hilton'un kumarhanesi de açıldı. Orası da İstanbul'un en emin en güzel kumarhanesi oldu. Hilton'un Havuzu da bir çoğumuzun gördüğü ilk yüzme havuzu idi. Oraya yazlık üyelik oldukça tuzluya mal olurdu ama değerdi doğrusu, çünkü bikinisini kapan artist, manken, fahişe oraya damlardı.
Zenginler arasında Hilton'da devamlı oda, daire tutanların sayısı hiç de az değildi.
Hilton en müthiş gecesini Julio İglesias'ın konseri esnasında yaşadı. İstanbul'un bütün azgın zengin hanımları, günler öncesinden odalar tuttular ve adamacağızı odalarına atabilmek için birbirlerini parçaladılar. Hatırladığım kadarı ile hiç biri muvaffak olamadı.
İşte Hilton böyle. Emekli Sandığı'nın malı olan bu bina bundan bir müddet önce iri kıyım medyaya 250 milyon dolara satılmıştı. Ama şimdi o havalinin imar planında değişiklik yaparak, iri kıyım medyanın 4-5 milyar dolar kazanmasını temin için uğraşanlar var. Bu da olursa yuh olsun!

Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 117 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Video Haber










Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!
















































Avukatınız Köşesi


Doktorunuz Köşesi


Konuk Yazarlar
Şiirler
Lütfen Şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten
Mustafa Dolu CHP Beyoğlu Belediye  Başkan Adayı


Tüm Haklari Saklidir © 2008 - Sitede yer alan Resim ve Metinler izinsiz kullanilamaz -
Sitemizde yayınlanan köşe yazılarından yazarlarımız sorumludur. Hiçbir şekilde Alucra.com'un düşüncelerini ve fikirlerini yansıtmamaktadır.