Köşe Yazarları
Ahmet Çavuşoğlu
Erol Neden Koştu? | Erol Neden Koştu? |
|
|
|
| Pazar, 03 Şubat 2008 | ||||
|
Şimdi sizlere benim de yeni duyduğum, bundan on, on beş sene kadar önce cereyan etmiş olan bir hadiseyi nakletmek istiyorum. Efendim Özal'ın prensler yarattığı devirlerde iki Türk iş adamı New York'ta, bankalarına fon arıyorlar. Bu iki vatandaş, birine Mehmet ötekine de Erol diyelim, o günkü işlerini bitirmişler otellerine dönecekler. Erol 'Benim bir işim daha var' demiş. Mehmet de 'Tamam sen o işine git ben otele döneyim. Akşama görüşürüz' demiş ama aklına da cebinde hiç parası olmadığı gelmiş. Bu hiç para taşımamak akıllı iş adamlarına mahsus bir huydur, laf arasında bunu da bildireyim dedim. Mehmet, Erol'a 'Yahu benim cebimde hiç para yok, bana bir taksi parası ver' deyince Erol da cebinden bir tomar para çıkartıp içinden seçtiği bir 20 doları Mehmet'e vermiş. Mehmet, parayı alıp kaldırım kenarında taksi beklemeye başlamış. Erol da acele içinde aksi istikamete yürümüş. Bir kaç saniye sonra Erol'un gittiği istikamette bir karışıklık başlamış. Arabalar klakson çalıyor, sağa sola kaçışıyorlarmış. Mehmet bir de bakmış ki ne görsün! Erol caddenin ortasından trafiğin aksi istikametinde deliler gibi koşuyor ve arabalar da Erol'a çarpmamak için çabalıyorlar. Mehmet hayretler içinde bu manzarayı seyrederken yanına yaklaşan ve kıyafetinden evsiz barksız olduğu belli olan bir New York'lu, Mehmet'e 'Efendim' demiş 'İzin verirseniz size bir sual sormak istiyorum. Şu trafiğin içine eden adam, neden siz isteyince çıkartıp 20 dolar verdi de, ben kendisinden para isteyince manyak gibi kaçmaya başladı?' Annem bana dedi ki... Murat, aylardan beri buluşmak istediği kızı, nihayet yemeğe çıkmaya razı etmiş. Masaya oturmuşlar ve kız ilk cümlesinde 'Annem benden erkeklerin her dediklerine hayır dememi istedi' demiş. Yemek bitmiş, bir bara gitmişler, Murat, kızın yanına oturmuş, kolunu kızın beline sarmış ve sormuş 'Seni böyle tutmamın bir mahzuru var mı?' Kız 'Hayır' demiş. Biraz sonra Murat, bir elini kızın dizinin üstüne koymuş ve sormuş 'Elimin burada durmasında bir mahzur var mı?' Kız, anasının sözünü hatırlayarak yine 'Hayır' demiş. Biraz sonra Murat, kızın gömleğinin düğmelerini çözmeye başlamış ve yine somuş 'Bunları çözmemin bir mahzuru var mı?' Tabii ana sözü dinleyen kız yine 'Hayır' demiş. Bunun üzerine Murat ellerini oğuşturarak kıza 'Aferin kızım' demiş 'İnsan hep anasının sözünü dinlemeli.' Bir okuyucu mektubu Ahmet Bey 29 Ocak tarihli yazınızı okuyunca aşağıdaki anektod aklıma geldi. Paylaşmak istedim Eski Genel Kurmay Başkanlarından İsmail Hakkı Karadayı'nın bir anısı. Karadayı Paşa, Güney Doğu'da görev yaparken tanıştığı bir İranlı General ile sohbet sırasında ''İranın bu hale geleceğini nasıl tahmin edemediniz? Neden önlem almadınız bu yobazlara karşı?' diye soruyor. İran'lı General acı acı tebessüm ederek ''Sayın Paşam, çiçeğe hergün bakarsanız, Onun büyüdüğünü fark edemezsiniz.. İşte bizim en büyük hatamız budur'' diye yanıt veriyor. Bu yanıt günümüz Tirkiyesi'ni çok güzel anlatmaktadır. Bizdeki fark satılık medya ve işbirlikçi sayısının rekor derecede olmasıdır. Atasözümüz ''Öküzün aptalı, kasabın bıçağını yalarmış!'' sözü de manzarayı özetliyor. Selamlar ŞAHİN ERKENEZ-MARMARİS Sarısı tamam da! Askerde acemilik devresi tamamlanmış kura çekiliyor. İstanbullu bir er 'Ben Sarıyerliyim, inşallah Sarıyer Orduevi'ni çekerim' diye dua edip duruyor. Elini torbaya daldırmış, bir kağıt yakalamış, kura işine nezaret eden subay sormuş 'Tamam mı oğlum? Çektin mi kuranı?' Genç tereddüt etmiş 'Hayır komutanım, hissediyorum ki bu Sarıyer değil, bu kağıdı bırakıp başkasını alacağım' kağıdı açmadan torbaya bırakmış. Torbayı karıştırmış, karıştırmış ve nihayet bir kağıt çekip subaya vermiş. Subay sormuş 'Kuran bu mudur?' Çocuk cevap vermiş 'Evet budur komutanım. Biliyorum ki bu Sarıyer'dir' Komutan kağıdı açıp okumuş ve çocuğa 'Tamam oğlum' demiş 'Sarıyı tutturdun ama Kamışı nerene sokacaksın onu bilemem!' ![]() Birinci Cumhurbaşkanımız Atatürk, Hanımı Latife ve Hanımının ailesi. 75 senede nerden nerelere gelmişiz! 30 Ocak 2008 Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Favori olarak ekle (5) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 54 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Son Haberler |
| Köşe Yazarları |
| Ziyaretçi Defteri |
| Alucra Resimleri |
| Alucra Videoları |
| E-Posta |
| Mustafa Küçük |
| Ozan Arif |
| Hasan Sarıyer |
| Hüseyin Karataş |
| Salim Işıklı |
| Ruşen Aydeniz |
| Yusuf Fenerci |
| Mahmut Urkaç |
| Bayram Kantar |
| Teoman Yakupoğlu |
| Zülal Söylemez |
| Yazarlarımız |
| Değerlerimiz |
|
Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli! Üye değilseniz lütfen tıklayın! |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |