Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Ahmet Çavuşoğlu arrow Eski bir şehir efsanesi
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
DUYURULAR
  :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU TÖRENİ İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR   :: ALUCRA GENÇLİK KOMİTESİ İLE GÜRBULAK'LI GENÇLER KAHVALTIDA BULUŞTU   :: ALUCRA BELEDİYE HİZMET BİNASI VE DÜĞÜN SALONU İNŞAAT ÇALIŞMALARI   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU İNŞAATINDA SON GELİŞME   :: ALUCRA.COM WİNDOWS LİVE İŞBİRLİĞİYLE ÜCRETSİZ E-POSTA HİZMETİ   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU İNŞAAT ÇALIŞMALARI   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKUL TOPLANTISI İÇİN BULUŞTULAR   :: TOKİ'DEN SATIŞ SÖZLEŞMESİNİ İMZALAYAMAYANLARA EK SÜRE   :: HÜRRİYET CADDESİ İLGİ BEKLİYOR   :: Ergenekon Yalanları
Ana Menü
Anasayfa
Haberler
Ziyaretçi Defteri
Köşe Yazarları
Alucra Resimleri
E-Posta
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Alucra Email


Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet




Ayın Konuğu



http://www.puralweb.com/

 

 

Z. Defteri Son Kayıt
YavuzKAYACIK
HEMŞERİ DEDİM BASTIM BAĞRIMA 
KİMİ SÖZLERİN GİTTİ AĞRIMA 
YİNEDE KURBAN OLAYIM SANA 
ÇÜNKÜ MEMLEKETİN ALUCRAAAAAA
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 kayıtlı ( 1 ) kayıtlı 1
 misafir ( 4 ) misafir 4
   Toplam 7
Sitedekiler
Alucra_Dik_HORON


istatistikler
Son Üye  samikılıc...
Bugün  1
Bu Hafta  8
Bu Ay  53
 

Advertisement
Eski bir şehir efsanesi PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Cuma, 16 Mayıs 2008

İlk defa 1992 senesinde duyduğum, inanılmaz ama son derece komik bir hikaye son günlerde yeniden ortalıkta dolaşamay başladı. Aşağıda bu nefis hikayeyi bulacaksınız:
Buna kesinlikle gözlerinizden yaşlar gelinceye kadar güleceksiniz. sonuna kadar okuyun. Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir olaydır.
Büyükşehir Belediyesi Kuruluşlarından KİPTAŞ'ın Genel Müdür
Yardımcısı Emin Batur'a, şantiyelerden birinde meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının yazdığı tutanak:
'İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli
görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaatın 6. Katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım.
Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6 kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl bulmayayım ben yaklaşık 70 kiloyum. 250kg lik varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.
Sağ iki kaburgamın o esnada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye varil yukarı çıkmaya başladık ve yolun yarısında yine varil ile çarpıştık.
Sol bacağımın kaval kemği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
Cenabı Hak'tan bütün kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim
Duvarcı Ustanız LAZ OSMAN'




Şeker yiyen adam!
Bir kaç zaman önce bizim evde bir genç arkadaş vardı. Bir müddet bizde misafir olarak kaldı. Aslen Bodrum'lu olan Alpay Yılmaz, çok saygılı, efendi ve çalışkan bir genç. Üstelik de çok koyu bir Fenerbahçeliydi.
Bize geldiğinden bir kaç gün sonra halinde bir çekingenlik ve tuhaflık sezdim. 'Alpay' diye sordum 'Kardeşim bir derdin mi var? Bir eksiğin mi var?'
O çekingen hali ile 'Efendim' dedi 'Evde şeker kalmadı.'
'Tamam' dedim 'Akşama getiririm. Yok yok daha iyisi al şu parayı, git bakkala şeker de al. Ne eksik ise, canın ne çekiyor ise al. Burası senin evin.'
Alpay'ın yüzü güldü ve her şey normalleşti. Aradan bir kaç gün geçti baktım bizim Alpay yine biraz nane molla.
Sordum 'Alpay, ne oldu?' diye
O 'Efendim' dedi 'Evde şeker yok.'
Şaşırdım 'Evladım sen bir kaç gün önce şeker almadın mı?'
Alpay 'Aldım ama bitti' dedi.
Ben hiç şeker kullanmadığım için şaşkın şaşkın 'Nasıl biter yahu?' diye sordum.
Alpay sanki bir suç işlemiş gibi kızardı bozardı ve 'Efendim ben yedim' dedi.
Ben 'Afiyet olsun, al sana para. Git istediğin kadar şeker al' dedim ama bir yandan da koca paket şekerin nasıl bittiğini anlamaya çalışıyorum.
'Alpay' diye sordum 'Sen şekeri nasıl yiyorsun?'
Anlattı 'Ben günde 6-7 çay içerim, her bardak çaya da 7-8 şeker katarım. Çayı içerken ağzıma da bir kaç ilave şeker atarım.'
Bir hesapladık, bizim Alpay günde en az altmış şeker yiyor. Ve tabii içinde 360 şeker olan kutu da ona ancak 5-6 gün dayanıyor.
'Oğlum' dedim 'Ye, afiyet şeker olsun! Helal olsun ama benim bildiğim kadarı ile şeker zararlı bir şey. Hele bu kadar çok yemek!'
O anlattı 'Ben eskiden çay bardağına bir şeker filan katardım. Sonra bir trafik kazası geçirdim. Günlerce komada kaldım. İyileştikten sonra da böyle şeker yemeğe başladım.'
Bu hadiseden bir kaç gün sonra da bu Alpay'ın günde katıksız yedi, sekiz somun ekmek yediğini öğrenmiştim.



Severim Sinan Bey'i
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün belki de ilk kez ekonomiyle ilgili reel bir araştırma sonucunu açıkladı. Açıklamaya göre; Mesela 1 kalp pili ithal etmek için, Türk ekonomisinin 6.100 kg demir cevheri ihraç etmesi gerekiyormuş. 1 cep telefonu için 1 ton domates, 722 dolarlık bir tabanca için 5.5 ton patlıcan satmamız gerekiyormuş. 'Türkiye teknoloji ihraç etmeden dış ticaret açığından kurtulamaz' diyor rapor. Bu arada verilen örneklerden biri de şu: '107 bin dolara satılan bir lüks otomobil (mesela bir cip) alabilmek için, Türkiye'nin 713 ton hıyar ihraç etmesi gerekiyormuş. ' Yani; bir hıyar cipe binecek diye 713 ton hıyar satıyormuşuz yurt dışına!

15.05.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 77 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Video Haber






Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!






































Avukatınız Köşesi


Doktorunuz Köşesi


Şiirler
Lütfen şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten
Reklam Alanı ( 468 x 60 )


designed by: yildiray pural