|
İstanbul'da doğmuş ve yaşamış olmak, İstanbullu olmak ve İstanbul'un ruhunu anlamak için kafi değildir. İstanbul'lu olabilmek için, bilgi, görgü, müktesebat, izan sahibi olmak da lazımdır. Eski Cumhurbaşkanı Sezer güzel bir laf etmişti 'Laiklik adam olmak demektir' diye. Ben de aynı lafı İstanbul için edeceğim 'İstanbullu olmak, adam olmak demektir'. Buna bir de şunu ilave edebiliriz 'İstanbullu olan adam, laiktir. Bu insanın genlerinden, tahsilinden, terbiyesinden, kültüründen ve şehrin tarihinden gelen bir hadisedir. Bu insanların en az üç imparatorluğa başkentlik etmiş olan bir şehrin kültürü ve tarihi karşısında hürmetle eğilmesinden doğan bir şeydir. Benim için en mühim İstanbullulardan biri olan Yahya Kemal Üsküp doğumludur. Yine muhteşem İstanbullu Rahmetli Çelik Gülersoy Bey de babasının Jandarma Konutanı olduğu Hakkari'de doğmuş ama müthiş bir İstanbul beyefendisi olmuştur. Daha binlerce misal verebilirim. Bundan önce de yazmıştım, İstanbul şehrinin bugünkü baş idarecesi İstanbul'da yetişmiştir ama bütün iyi niyetine rağmen İstanbullu olamadığına inanıyorum, çünkü kaç zamandır İstanbullulara en büyük azabı o yaşatıyor. İçinden İstanbul'u hakikaten hissetse bu kadar hoyrat olmazdı. Son seçimden önce bilmem kaç çözüme aynı anda başlatamazdı. Bir laf vardır 'Roma bir günde kurulmadı' diye, İstanbul'u da bir günde yeniden inşa etmeye çalışmak işte böyle kaos yaratır. Şimdi de bir Metrobüs hokkabazlığı başladı. E-5 iki şerit daraltıldı. Tren katarı gibi peş peşe otobüs işletiliyor. İyi hoş ama minibüsler hala terör saçıyor, diğer otobüsler de seferde. Hani kalkacaklardı? Minibüs esnafının reylerini alabilmek için milyonlarca insana eziyet edlir mi? Şimdi iş daha da kötüleşecekmiş. Kadir beyin Metrobüsleri, Boğaz Köprüsün'den de geçeceklermiş. Haliç Köprüsü-Mecidiyeköy-Köprü üstündeki inşaat çalışmaları uykumu kaçırıyor. Ya yapıldığı günden beri devamlı sıkışık olan Köprü? Buraya o dev gibi otobüsleri nasıl sığdıracaksınız? Kim bilir o otobüsler karşıya geçince orada neler olacak? Bütün bunlar Avcılarda yaşayan insanları Beylerbeyi'ne, Pendiğe taşımak için mi yapılıyor? Nerede görülmüş arası 100 km olan iki nokta arasında şehir otobüsü işletmek? Şunu kabul edin, bu şehir artık toplu olarak idare edilebilir, yaşanılır bir şehir değil. Avcılar'da oturan adam Pendik'e gitmek istiyorsa bir kaç kere aktarmayı göze almak mecburiyetindedir. Pendik'te yaşayan adam o civarda yaşamalıdır. Evi de işi de orada olmalıdır. Geçen sene seçim gezilerinde yanılmıyorsam Büyük Çekmece'de tanıştığım bir adamcağızın iş yeri Çekmece'de olmasına rağmen evi Dragos'ta idi. 'Günde 4 saatim yolda geçiyor!' diye dert yanıyordu. Kabahat kimde? Her gün bu köprü işkencesi çekilir mi? Ödüm patlıyor karşı tarafa gitmem icap edecek diye. Şehirde iki milyondan fazla otomobil varmış, bunun üç milyona çıkmasına mani olmak üzere ne gibi tedbirleriniz var? 20 milyon İstanbullu(!) varmış, bunun bir sonu gelmeyecek mi? Kadir Bey, bu şehrin başı olarak bu işgale bir son vermek için hiç bir çalışmanız, her hangi bir teşebbüsünüz var mı? İpini koparan gelip bu şehrin canına okuyabilir mi? Devamlı olarak emniyet şeridi ihlal edilir mi? Her istediğin vasıta ile trafiğe çıkılabilir mi? Günün her saatinde sıra sıra beton taşıyan, hafriyat kayası yaşıyan, tonlarca yük taşıyan kamyonları, pulluklu traktörleri, kasaları insan dolu kamyon ve kamyonetleri hangi medeni şehirde görebilirsiniz? Her yoldan, her yola, sağa, sola sapabilmek, her istediğin yere park edebilmek, yol isteyenleri rahatlıkla dövebilmek İstanbul'dan başka nerede mümkündür? Muhterem okuyucularım. Kaç senedir yazıyorum, İstanbul artık öldü. Sizler İstanbul'da yaşamıyorsunuz, sadece yaşadığınızı zannediyorsunuz! Geçmiş ola!
Anne, bana aşkı anlat - Anne aşk nasıl bir şey ? - Aşk mı ? Şey... aşk şöyle bir şeydir kızım, hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın, seni Venedik'e götürür, mehtapta gondolla gezersiniz, sonra San Marco meydanında güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz, müzik falan... ve arkasından en lüks bir otelde sana şahane bir gece yaşatır. Sonra da ne bileyim işte, sana güzel bir araba alır, bir daire alır ya da deniz kıyısında sana bir villa satın alır, elmas gerdanlıklar, altın yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsın adeta, işte aşk böyle bir şeydir kızım.. - Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük.... Bunlar yok mu ? - Ha onlar mı? Kızım onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmaları, başka bir şey değil...  İşte artık böyle!
12 Şubat 2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 47 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |