Köşe Yazarları
Ahmet Çavuşoğlu
Kadere ve İlahi Düzene Müdehale Edilmez | Kadere ve İlahi Düzene Müdehale Edilmez |
|
|
|
| Cuma, 21 Mart 2008 | ||||
|
Bir gün, bir kozada küçük bir delik açıldı ve bir adam bedenini bu küçücük delikten çıkarmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti. Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki, ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu. Ve adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği büyüttü. Kelebek kolayca dışarı çıktı. Ama bedeni kocaman, kanatları küçük, kuru ve buruşuktu. Adam, kelebeği seyretmeye devam etti, çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini ümid ediyordu. Fakat bu olmadı! Kelebek ömrünün geri kalanını o kocaman bedeni ve kuru, buruşuk küçük kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi. Uçmaya hiç muvaffak olamadı. Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı, bu kısıtlayıcı kozanın ve kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin, kelebek için elzem olduğuydu, çünkü bu, Allah'ın, hayat sıvısının, kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru akmasını temin etmek için kurduğu bir sitemdi, böylece kelebeğin, kanatları büyüyecek, kozadan kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti. Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şeylerdir. Eğer Allah, hayatımıza hiçbir mani ile karşılaşmadan devam etmemize izin verseydi belki de sakat ve zayıf kalırdık. Şimdi ve daha sonra olabileceğimiz kadar kuvvetli olmazdık. Asla uçamazdık. Yeni günahlara dair... Günahın da yenisi olur mu demeyin, varmış. Dünya katolikliğinin merkezi Vatikan'a göre olurmuş. Bir kaç gün önce yeni günahları ilan ettiler. Şimdiye kadar Katolik mezhebine göre Yedi Öldürücü Günah vardı. Aslında Vatikan'ın bir de ikinci derecede, çok ağır ve öldürücü olmayan günahlar listesi var ama 6. yüzyılda Papa Büyük Gregory tarafından listelen ana günahlar şöyle: 1. Şehvet, her hangi bir şeye karşı, bu mal da olabilir, cinsi şehvet de. 2. Aç gözlülük, oburluk. 3. Hırs, tamah. 4. Tembellik, uyuşukluk 5. Gazap, öfke 6. Kıskançlık, haset 7. Gurur. Bu 7 günahın karşılığı birer pan zehiri de var. Bunlar: 1.İffet, erdem 2. Kendini tutma, itidalli olma 3. İtidal, ölçülü olmak 4. Sebatla çalışmak 5.Sabır 6. İyilik, anlayış, nezaket 7. Tevazu Bu bilinen günahlardan 1500 sene sonra, 2008 Mart ayında ilan edilen yeni yedi öldürücü günah ise şunlar: 1. Canlılarda genetik değişiklikler yapmak. 2. İnsanlar üzerinde tecrübeler yapmak. 3. Çevreyi, atmosferi kirletmek. 4. Sosyal adaletsizliğe sebep olmak, vermek. 5. Fakirlik yaratmak. 6. Aşırı derecede zengin ve servet sahibi olmak. 7. Uyuşturucu kullanmak, satmak, dağıtmak. Görüldüğü gibi günahların vasfında esaslı değişiklik var. Bu yeni günahlar bir çok ilim adamı, politikacı, idareci ve iş adamını cehenneme yollayabilir! Eski günahlar ise zaten çoğumuzun başını yakacak! Hayat ve kahve! Bir grup sınıf arkadaşı eski hocalarını ziyarete gitmişler. Bir çok şey konuşulmuş sonunda laf dönüp dolaşıp hayatın, bilhassa iş hayatının zorluklarına ve bunun yarattığı strese gelmiş. O sırada yaşlı hoca mutfağa gitmiş ve biraz sonra bir termos kahve ve üzerinde değişik renk, boy ve kalitede bir sürü fincan olan bir tepsi ile eski talebelerinin yanına dönmüş. Kahve dolu termos ile bazıları porselen, bazıları cam, bazıları seramik ve bazıları da plastik olan fincanlar ile dolu olan tepsiyi bir masa üzerine koymuş ve misafirlerine 'Buyrun çocuklar, kendinize kahve koyun' demiş. Bütün misafirler kahvelerini alıp yerlerine oturduktan sonra da konuşmaya başlamış. 'Farkına vardınız mı bilmem ama zarif, güzel ve pahalı fincanların hepsi alındı. Masada sadece basit görünen ve ucuz olan fincanlar kaldı. Elbette kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal. Ama işte demin konuştuğumuz problemlerin ve onların meydana getirdiği stresin sebebi de bu. Aslında hepinizin fincan değil de kahve istemenize rağmen birbirinizi gözleyerek daha iyi olan, daha hoş gözüken fincanları almak için uğraştınız. İşte, hayatı kahve farzedersek, iş, para ve mevki fincandır. Bunlar sadece hayatı tutmak için faydalı olan araçlardır. Ama hayatın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen sadece fincanı düşünerek içindeki kahvenin zevkini, lezzetini ve tadını çıkartmayı unutuyoruz.' 13.Mart.2008 Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Favori olarak ekle (5) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 50 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Son Haberler |
| Köşe Yazarları |
| Ziyaretçi Defteri |
| Alucra Resimleri |
| Alucra Videoları |
| E-Posta |
| Mustafa Küçük |
| Ozan Arif |
| Hasan Sarıyer |
| Hüseyin Karataş |
| Salim Işıklı |
| Ruşen Aydeniz |
| Yusuf Fenerci |
| Mahmut Urkaç |
| Bayram Kantar |
| Teoman Yakupoğlu |
| Zülal Söylemez |
| Yazarlarımız |
| Değerlerimiz |
|
Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli! Üye değilseniz lütfen tıklayın! |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |