Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Ahmet Çavuşoğlu arrow Millet Aç ve Sefil İken
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
Facebook

 

Alucra Meslek Yüksek Okulu Banka Hesap No

Ana Menü
Anasayfa
Son Haberler
Alucra'ya ulaşım
Alucra için Önemli Telefonlar
Bağlantılar
İletişim
Arama
Köşe Yazarları
Ziyaretçi Defteri
Alucra Resimleri
Alucra Videoları
E-Posta
Konuk Yazarlarımız
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Alucra'ya Bağlı Köylerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Rafet Ekiz
Alucra Email


Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet

Ayın Konuğu


 

 



 
Z. Defteri Son Kayıt
YavuzKAYACIK
2003 Yılında ilk göz ağrım diyebileceğim alucra.com ile tanıştım .Alucra'mızın örf adet geleneklerimizi yeni nesile taşıması alucra.com'un en büyük ö
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 misafir ( 10 ) misafir 10
   Toplam 10


istatistikler
Son Üye  şafak göcen
Bugün  3
Bu Hafta  21
Bu Ay  107
 
Çakrak Köyü Cami İnşaatı

AMedyafm




Advertisement
Millet Aç ve Sefil İken PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Cuma, 28 Aralık 2007

Bıçkın bir delikanlı olan Serdar, lotodan hatırı sayılır bir para kazanınca doğru uzun zamandan beri methini işittiği Küba'ya gitti. Gitti ama nerede ise gittiğine gideceğine de pişman oldu. Çünkü Küba'da hiç kimse Türkçe konuşmuyordu ve Serdar da Türkçeden başka hiçbir lisan bilmiyordu.
Eline bir bloknot ve kalem aldı, gittiği her yerde resim çizerek derdini anlatmaya çalıştı. durdu. Bu arada da önüne gelene 'Hemşerim sen Türkçe bilir misin?' diye sormaktan kendini alamıyordu ama nafile, hiç kimse de Türkçe bilmiyordu. Serdar, resim çizerek lokantada, otelde, çarşıda derdini anlatabiliyordu ama iş çapkınlığa geldiği zaman resim çizmek pek çare olmuyordu.
Bir akşam Serdar, bir bara girdi ve harika bir Havana Dilberi ile karşılaştı. Kıza hayran olan Serdar, hemen onun yanına gidip resim çizmeye başladı. Ancak içerisi karanlık olduğu için, kız Serdar'ın çizdiği yatak resimlerini göremiyordu bile.
Son çare olarak Serdar, kıza 'Hemşerim' diye sordu 'Sen Türkçe bilir misin?'
Kız 'Biirez bilieyrim' diye cevap verince sanki dünyalar Serdar'ın oldu.
'Biraz bilirsin ha?' diye sordu. 'Acaba ne kadar bilirsin?'
Kız 'İyermi beşş dolar' diye cevap verdi.




Gitti ayakkabı!
Mustafa bir akşam bürosundan çıkarken çok beğendiği bir sekreteri, arabası ile evine bırakmayı teklif etti. Kız razı olunca da çok sevindi. Araba ile Boğaz'a hakim bir tepeye gidip manzara seyrettiler, sohbet ettiler ve birden Mustafa'nın aklına o akşam karısı ile bir yemeğe davetli oldukları geldi. Yanındaki kızdan bin bir özür dileyerek onu evine bıraktı ve şimşek gibi kendine evine gidip karısını aldı. Tabii Mustafa, karısına biraz önce arabada olan kızdan hiç bahis etmedi.
Davetli oldukları eve doğru giderlerken Mustafa, gaz pedalının altında bir şey olduğunu fark etti. Eğilip baktı ve orada bir tek kırmızı ayakkabının durduğunu gördü. İçinden 'Salak kız, ayakkabısını düşürmüş' diye düşünen Mustafa, karısının meşgul olduğu bir an kolladı ve eğilip ayakkabıyı oradan aldı. Biraz sonra da camı açıp, ayakkabını dışarı attı.
Biraz sonra davetli oldukları yere vardılar. Mustafa arabayı park etti. Aşağı indi ve karısının kapısını açıp 'Haydi canım in' dedi.
Kadın eğilmiş, yerde bir şeyler yapıyordu, Mustafa'ya seslendi 'Mustafacığım, yeni olduğu için ayakkabılarım biraz ayağımı sıkmıştı, onları çıkarttım, şimdi ayakkabımın bir tanesini bulamıyorum. Bak bakalım arkaya mı kaçmış canım? Kırmızı bir ayakkabı olacak...'



Kekik
Hazmı kolaylaştırır, yemeklere lezzet verir. Kramp çözer, balgam söktürür, sistemi mikropardan temizler. Akciğer, bronşlar, mide ve bağırsaklar için çok faydalıdır. Çay gibi içilebilinir, gargara olarak kullanılabilinir, kekik melhemi yapılarak romatima, eklem ağrıları ve cilt bozukluklarında kullanılır. Kekik çayını kaynatmadan, sadece sıcak suda demleyerek hazırlayın. Kaynatınca içindeki faydalı maddeler uçar.



Cenk Koray'dan
Bir melek, diğer meleğe sormuş 'Yarın hava nasıl olacakmış?'
Melek 'Bulutlu' diye cevap verince ilk Melek 'Oh ne iyi demiş, demek oturabileceğiz.'



Kiliseyi yüceltmek!
Bizim medya yabancı kelime kullanmaya pek meraklıdır. İşin komik tarafı bunların büyük bir kısmını da bilir bilmez kullanır. Son zamanlarda moda olan üç yabancı kelime var; karizma, anektod ve duayen.
Bunların üçü de Fransızca. Karizma 'Bir insana, hakikatı yayması, kiliseyi yüceltmesi için mukaddes ruh tarafından bahşedilen kuvvet' manasına geliyor. Yani öyle kaytan, arabesk bıyıklı olmak veya Paper Moon'a Porsche marka otomobil ile gitmek insanı karizmatik yapmıyor. Kafayı kazıtmak veya artistler ile dolaşmak da karizmayı artırmıyor. İlle de Kiliseyi yücelteceksin ve hakikatı yayacaksın!
Duayen 'Bir memleketteki yabancı misyonların azaları, kordiplomatik mensupları arasında en kıdemli olan zat' için kullanın bir sıfat. İstisnai hallerde diğer meslek gruplarının ustaları, pirleri için de kullanılır. Ama hiç lüzum yok. Gördüğünüz gibi bizim lisanımızda usta, pir, üstad gibi ne kadar güzel kelimeler var. Hele çoğul olarak hiç kullanılmaz. 'Gazetecilerin duayenlerinden' demek yanlıştır. Bir meslekte, ancak bir tane duayen olabilir. O ölünce sonraki kıdemliye bu paye verilir.
Usta ve kıdemli gazeteciler için, bir zamanlar Burhan Felek'e verilen Şeyhül Muharririn payesi de, edebiyat ve basın dalında hangi unvanın kullanılacağına seneler önce işaret etmiştir.
Anektod ise 'bilhassa meşhur insanların hayatından alınan hoş hatıralar, eğlendirici ve düşündürücü laflar, fıkralar' demektir. Bu kelimeyi kullanmaya da hiç lüzum yok. Hatıra, fıkra, vecize, hikaye kelimelerinden birini kullanarak.
Daha kendi lisanımızı doğru dürüst kullanmayı bilmeyenlerin, sırf 'Bak ben neler biliyorum' diyebilmek için başka lisanları da bozmaları komik bir iş doğrusu.

13 Aralık 2007
ahmetc@gune
Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 81 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Video Haber










Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!
















































Avukatınız Köşesi


Doktorunuz Köşesi


Konuk Yazarlar
Şiirler
Lütfen Şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten
Mustafa Dolu CHP Beyoğlu Belediye  Başkan Adayı


Tüm Haklari Saklidir © 2008 - Sitede yer alan Resim ve Metinler izinsiz kullanilamaz -
Sitemizde yayınlanan köşe yazılarından yazarlarımız sorumludur. Hiçbir şekilde Alucra.com'un düşüncelerini ve fikirlerini yansıtmamaktadır.