İnternetteki bir İngiliz sağlık sitesinde 'Eğer kırmızı et yiyecekseniz' başlıklı bir yazıda şöyle deniliyor; 'Ambalajın etiketinde %100 organik yazılı olmalı. Bu ibare sığıra veya koyuna sadece organik yem verildiğini, hayvana antibiyotik ve hormon verilmediğini ayrıca sık sık açık havaya çıkmalarının temin edildiğini gösterir. Bunun dışında kırmızı et yemek son derecede mahzurludur.' Şimdi farzedin bir kasaba veya markete gittiniz. 'Kasap İsmail, bana bol bol açık havaya çıkmış, hiç hormon veya antibiyotik almamış ve sadece organik yemle beslenmiş hayvanın bonfilesinden bir kilo veriniz' dediniz. Ne olur? Ne olacak! Eğer terbiyeli bir adamsa Kasap İsmail 'Benimle dalga geçme abi' der eğer normal bir vatandaş ise de 'Ha si'i çeker. Marketlerde ise ambalajlı etlerin üstündeki etiket sadece malın gramajını ve fiyatını gösterir. Memleketimizde değil eti satın alanlar, satanlar bile İngilizlerin istediği malumatı veremezler. Çünkü bilmezle ki. etin büyük bir kısmı ya Türkiye'ye kaçak girmiştir, ya kaçak kesilmiştir ya da ne olduğu bilinmeyen bir yerden ithal edilmiştir. Ayrıca organik yem, horman, antibiyotik, bol oksijenli hava gibi nesneler de biz Türkleri pek fazla ırgalamaz. Ha ben bir hususu garanti edebilirim. Türkiye'de satın aldığınız etlerin büyük bir kısmında antibiyotik yoktur. İnsanların bile antibiyotik alamadığı memleketimizde, danalara, koçlara antibiyotik verileceğine hiç ihtimal vermiyorum. Sadece et ürünleri için değil memleketimizde gıda maddesi olarak satılan her türlü maddenin menşei karanlıktır. Organik domates, organik gübre, hormonlu sebze, cıvalı balık, tam doymuş yağ, kanserojen biber, içine kimyevi maddeler karıştırılarak beyazlatılmış un gibi tarifler de bize vız gelir tırıs gider. Netice olarak biz radyasyonlu çay ile nesilleri yetiştirmiş bir milletin evlatlarıyız. Bu arada organik demek Allah'ın, tabiatın verdiği gibi demektir. Mesela organik tarla mahsulünde suni gübre, organik olmayan veya üzerinde oynanmış tohum ve haşarat ilacı kullanılmaz. Organik domatesin de ne tohumunda, ne gübresinde ne de bakımında hiç bir yabancı madde yoktur. Kadının biri telefonla sipariş vermiş 'Bana lütfen bir miktar organik domates yollayın' diye. Bakkal ne göndermiş biliyor musunuz? Bir pembe paket Orkid!
Hayatın mantığı Bilsek de bilmesek de, farkına varsak da varmasak da hayatın her anında bir muadele (denklem), bir kaide (kural) ve belli bir mantık gizlidir. İş yerlerinin aritmetiği şöyledir: Akıllı Patron+Akıllı Eleman= Kar Akıllı Patron+Aptal Eleman= Fazla Üretim Aptal Patron+Akıllı Eleman= Zam+Terfii Aptal Patron+Aptal Eleman= Fazla mesai Kadın erkek münasebetlerini tanzim eden kaideler ise şunlardır: Akıllı Adam+Akıllı Kadın= Aşk Akıllı Adam+Aptal Kadın= Münasebet (ilişki) Aptal Adam+Akıllı Kadın= Evlilik Aptal Adam+Aptal Kadın= Hamilelik Ayrıca kadın ve erkek şunları da bilmelidirler: Bir kadının istikbal (gelecek) endişesi evlenene kadar devam eder. Bir erkeğin istikbal endişesi evlilik ile başlar. Başarılı bir erkek, karısının haracayabileceğinden daha fazla geliri olan adamdır. Başarılı bir kadın ise o erkeği bu evliliğe ikna edebilen kadındır. Bir erkekle mesut olabilmek için onu çok iyi anlamak ve az sevmek icap eder. Bir kadınla mesut olabilmek için onu çok sevmen ama anlamaya çalışmamak lazımdır. Bir kadın evlendiği zaman kocasının değişeceğine inanır, ama adam değişmez Bir erkek karısınının değişmiyeceğini tahmin ederek evlenir. Ama kadın değişir, bilhassa enine olarak değişir. Kadın bir mükaşada (tartışmada) her zaman son sözü söyler, bundan sonra erkeğin söyliyeceği ilk söz yeni bir münakaşa konusu olacaktır. Ve neticede: Evli erkekler, bekar erkeklerden daha uzun yaşarlar ama Daha evvel ölmek isterler. Bir de bekar erkeklere tavsiye: Etrafınızda size durmadan 'Evlen artık' diyen insanlar var. Bunlar umumiyetle yaşlı insanlardır ve bilhassa düğünlerde yanınıza gelip, sizi mıncıklayarak 'Haydi evlen artık! Haydi evlen artık! Artık sıra sende' derler. Bunlardan kurtulmak için siz de onlara cenazelerde aynı şeyleri yapıp söylerseniz bir daha evlilik lafını ağızlarına almayacaklardır. Çarşı ve pazarda ise durum şöyledir: Bir erkek kendisine lazım olan bir mala bir lira yerine iki lira öder. Bir kadın kendisine lazım olmayan bir malın fiatının iki liradan, bir liraya düştüğünü görünce hemen satın alır. Aslında malın fiatı düşmemiş olsa da alır. Çünkü alacak kadın alır!
Ot gibi yaşamak İsviçre laboratuarlarında; Dört kavanoza, dört bağırsak solucanı atmışlar, İlk kavanozda alkol varmış, solucan hemen ölmüş. İkincisinde nikotin varmış solucan hemen ölmüş. Üçüncü kavanozda sperm varmış solucan hemen ölmüş. Son kavanozda ise bol bol yeşil yaprak varmış, solucan üremeye başlamış. Netice: İçki, Sigara kullandığınız ve Seks yaptığınız müddetçe barsaklarınızda kurt olmaz. Ot gibi yaşarsanız her tarafınız kurtlanır.
Kaynanamı! Kemal Bey, karısının 'Sen benim akrabalarımı hiç sevmiyorsun, hatta onlardan nefret ediyorsun!' diye şikayet etmesi üzerine şu tarihi sözü söyledi; 'Çok yanılıyorsun karıcığım. Ben senin akrabalarından nefret filan etmiyorum. Bilakis. Mesela ben senin kaynananı, kendi kaynanamdan çok daha fazla seviyorum!'  Ne alırsan 88'e!
13 Ağustos 2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 97 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |