Köşe Yazarları
Ahmet Çavuşoğlu
Sigarasız Publar | Sigarasız Publar |
|
|
|
| Salı, 22 Nisan 2008 | ||||
|
İngilitere'de Pub denilen nesne, bizdeki meyhane, kahve, kıraathane v.b. yerini alan ve sosyal kökü çok kuvvetli olan tarihi bir müessesedir. Hele köy ve kasabalarda bu yerler belkide o yerleşme alanının kilisenin dışında yegane sosyal mekanıdır. Publarda içki içmenin dışında sohbet edilir, yemek yenilir, bilgi ve spor yarışmaları tertip edilir, ticaret yapılır, yaş ve evlenme günleri kutlanılır, kitap okunulur, flört edilir, kız tavlanır. Kısacası evden kendini dışarı atan İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalı soluğu pubda alır ve kapanış saatine kadar orada yaşar. Aslında Victoria devrinde Public House isminin kısaltılmışı olan publarların temeli, iki bin sene önceki Roma İmparatorluğu zamanlarına dayanır. O tarihlerde Britanya Adaları Roma işgali altında idi ve insanlar bol bol içerlerdi. Bugünde 1500-1600 senelerinden kalan publara rastlanabilir. Buralarda ve Avrupa'nın genelinde şarap, bira ve ale adlı içkiye düşkünlük, sağlıklı içilebilecek su bulunmamasından da kaynaklanır. Sağlık şartları çok kötü idi, mikropsuz su bulmak hemen hemen imkansızdı. Onun için çoluk çocuk alkollü içecek içmeye mecburdu. Britanya adalarında 2005 senesinde 60,000'e yakın pub vardı. Ve pub işletme ruhsatı alabilmek de en karlı işlerden biri olarak görülürdü. Hele futbol maçlarının televizyondan canlı yayında nakli başlayınca maç günleri publara insan sığmaz olurdu. Şimdi ise durum çok değişmiş. Son ene içinde 2000 den fazla pub kapanmış. Sigara içmenin yasaklanması pubların işini çok baltalamış. Müşteri sayısında %30 civarında bir düşüş bekleniliyor. Havanın çok soğuk ve yağışlı olmadığı günlerde biraz daha fazla müşteri geliyor çünkü dışarı çıkıp sigara içmek imkanı oluyor ama soğuk günlerde publar nerede ise bom boş. Yakında pubların ve lokantaların dışına çıkıp sigara içmenin de yasaklanacağı söyleniliyor. Polis bu konuda ısrarcı, çünkü pubun önünde toplanan müşteriler çok gürültü yapıyorlar ayrıca İngiltere'de sokakta içki içmek de resmen yasaktır. Benzeri yakında bizim de başımıza gelecek. Kapalı yerlerde sigara içme yasağı tam olarak tatbik edilmeye başlayınca birahaneler ve meyhanelerin işi zor. Siz hiç sigara yakmadan rakı içmeyi denediniz mi? İnanın bana bundan büyük işkence olamaz. Bir deli daha! Bir mahallede genç bir deli varmış. Aslında bu delinin insanlara tek zararı arada bir sapanla taş atıp evlerin camını kırmaktan ibaretmiş ama yine de onu tımarhaneye göndermişler. ![]() Bir müddet tımarhanede kalmış, doktorlar iyileştiğine kanaat etmişler ve genci salıvermişler. Ama o dışarı çıktığı an yine camları kırmaya başlamış ve tabii derhal tımarhaneye geri gönderilmiş. Bu defa aradan uzun bir müddet geçmiş. Genç baştabibe çıkıp 'Efendim ben artık iyileştim, buradan çıkabilirim' demiş. Baştabip sormuş; - Peki söyle bakalım, buradan çıkınca ne yapacaksın? - Efendim üniversite imtihanlarına hazırlanacağım. - Güzel, peki sonra? - Üniversiteye girip okuyacağım. - Aferin. Üniversiteyi bitirince ne olacaksın? - Bilgisayar mühendisi olmayı düşünüyorum. Hem iyi para var, hem de önü açık bir saha. - Bravo sana oğlum. Sonra ne olacak? - Param olunca evleneceğim. Güzel bir düğün yapacağım. - Aferin. - Hem de düğünümü Antalya'da, Kazıkos Palasos Oteli'nde yapacağım. Düğünden sonra karımı alıp odamıza çıkacağım. - Eee sonra? - Tabii odamızda şampanya olacak. Birer kadeh içeceğiz. Sonra karımı yavaş yavaş soyacağım. -Yaşşa be! Sonra? - Sonrası kolay. Karımın donunun lastiğini çıkartıp bir sapan yapacağım, bahçeye çıkıp Kazıkos Palasos'un bütün camlarını kıracağım! Resimli bir e-mail... ![]() Adam iş seyahatinde, karısından bir e-mail alıyor; Sevgili Kocacığım, sana bizim kamyonet ile geçirdiğim küçük bir kazayı anlatmak istiyorum. Merak edecek bir şey yok, küçük bir kaza. Bana hiç bir şey olmadı. Hadise şöyle cereyan etti. Öğlen yemeğine çıkmıştım, eve dönüp bahçeye girdiğimde yanlışlıkla fren yerine gaza basmış olmalıyım ki vasıta birden süratlendi. Garaj kapısı biraz hasarlı ama çok şükür kamyonet senin arabanın üzerine çıkınca durdu. Çok üzüldüm ama senin ne kadar iyi yürekli bir insan olduğunu, beni ne kadar sevdiğini bildiğim için biraz teselli buldum. Hasretle, senin eve dönüp beni kollarına almanı bekliyorum sevgilim. Sana garajın ve içindekilerin bir resmini de yolluyorum. Bin kere öperim sevgili kocacığım. Seni çok seven karın. Not: Sevgilin olduğunu söyleyen bir fahişe seni bir kaç defa aradı... 22.Nisan.2008 Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 88 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Son Haberler |
| Köşe Yazarları |
| Ziyaretçi Defteri |
| Alucra Resimleri |
| Alucra Videoları |
| E-Posta |
| Mustafa Küçük |
| Ozan Arif |
| Hasan Sarıyer |
| Hüseyin Karataş |
| Salim Işıklı |
| Ruşen Aydeniz |
| Yusuf Fenerci |
| Mahmut Urkaç |
| Bayram Kantar |
| Teoman Yakupoğlu |
| Zülal Söylemez |
| Yazarlarımız |
| Değerlerimiz |
|
Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli! Üye değilseniz lütfen tıklayın! |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |