1945-1970 tarihleri arasında her hangi bir zaman. Ne İstanbul, Ankara, İzmir rezil-i rüsva olmuş, ne Türkiye yozlaşmış ne de cemiyetin sosyal ve ahlak dokusu tahrip edilmiş.
Ankara'ya gidecek olanlar, oradaki tanıdıklarına telefon edip, telgraf çekip veya mektup yazıp şöyle taleplerde bulunurlardı; 'Ayşeciğim, haftaya Sabri ile Ankara'ya geleceğiz. Bir hafta kadar kalmayı düşünüyoruz. Lütfen bize Devlet Tiyatrolarına ve Ankara Sanat Tiyatrosu'na bilet alır mısın? Oyunların seçimini sana bırakıyoruz ama orada kaldığımız müddet zarfında üç, dört piyes seyredebilirsek çok memnun oluruz. Buradan bir istediğin var ise hemen bildir. Gözlerinden öperim kardeşim.' Evet, insanlar tiyatro, opera, bale seyretmeye Ankara'ya giderlerdi. Cüneyt Gökçer'i seyretmek, Leyla Gencer'i dinleyebilmek büyük bir keyifti. Ankara Sanat ise başlı başına bir mektep idi. Ankara tiyatrolarında yer bulmak zor işti. Bugünkü nüfusunun belki de beşte birine sahip olan Ankara'da, içtimai durumu ne olursa olsun, insanlar tiyatrolara koşarlardı. İstanbul'da da durum pek farklı değildi. Şehir Tiyatroları, Küçük Sahne'den Kenterler'e, Arena'dan Lale Oraloğlu Tiyatrosu'na, Muammer Karaca'dan Şan Tiyatrosu'na kadar bir çok özel tiyatro, her seansta dolup taşardı. 1960'lı senelerde Beyoğlu'nda 10-15 tiyatro vardı. Senede üç beş kere Saray Sineması'na, Münir Nurettin Bey'in o emsalsiz konserlerine giderdik. Beyoğlu dedik de.. Beyoğlu dedik de aklıma geldi. Beyoğlu, istilaya uğramış İstanbul'un, güzelleşen nadir köşelerinden biri. Hele bundan 20-30 sene öncesi ile mukayese edersek adeta bir cennet. Eğlencenin her türlüsü var. Sokaklar nisbeten temiz. Her keseye göre yiyecek satılıyor. İnsanlar 1994 senesinde Beyoğlu'na Refah Partili bir Belediye Başkanı seçilince paniğe uğramışlardı. Hele ayyaşlar ile meyhaneciler çok korkmuşlardı. Ama gelen başkanlar beklenilen terörü estirmedi. İsteyen, istediği kadar içebiliyor. Karışan eden yok. Belki içki ruhsatı almak biraz zor ve maliyetli! ama Beyoğlu son 15 senedir iyi idare edildi doğrusu. Markiz Pastahanesi ve Pasajı'nın yeniden açılması Beyoğlu'nun daha da cazip bir yer haline gelmesine sebep oldu. Nevizade Sokağı eskisinden daha güzel. Balık Pazarı, Çiçek Pasajı pırıl pırıl ve cıvıl cıvıl. Kitapçı, plakçı dükkanları eskisi ile mukayese edilemeyecek sayıda ve renklilikte. İnci Pastahanesi hala nefis profiterollerini yapıyor. Bugünkü fiatını bilmiyorum ama uzun seneler profiterolü hep 35 kuruşa yedim.
Sokak aralarında beklenmedik güzellikte kahveler, lokantalar var. Galatasaray'daki Ara Kafe, Orhan Apaydın Sokak'taki Galata Restoran ve oranın fasılı. Balo Sokak, 24 numaradaki Aura Pera hep hoş yerler. Türk mutfağı içinde Hacı Abdullah ve Hacı Salih lokantaları. Tabii Beyoğlu'nun ahalisinde değişiklik var. Rumlar, Ermeniler, Levantenler ve Museviler oldukça azaldı. Halbuki onlar İstanbul ve Beyoğlu'nun cazip renkleri idi. Mezenin, pastanın, kumaşın, manifaturanın, ticaretin erbabı onlardı. Hem ne satıklarını bilirlerdi hem de iyi mal satarlardı. Doğrusu bizim 'gavurcukları', şimdi çok arıyorum. Benim çocukluk ve gençliğimde de Beyoğlu çok cazip bir yerdi. Bugüne nazaran en büyük fark, Beyoğlu'na çıkan insanların kıyafetleri idi. Kravat takmadan tiyatro, konser hatta sinemaya gitmek hoş karşılanmazdı. Mesela beni, bugün giyindiğim kıyafetler ile Beyoğlu'na sokmazlardı. Kim mi sokmazdı? Taksim'den, İstiklal Caddesi'ne çıkarken sağdaki ilk bina olan Fransız Kültür'ün önünde bekleyen jandarmalar, askeri inzibatlar. Peki bu arkadaşlar orada neden beklerlerdi? Onu da anlatayım; Efendim, geçen gün de yazdım, İstanbul'un en düzgün genelevleri, Beyoğlu, Ağacami yakınındaki Abanoz Sokak'ta bulunurlardı. İzinli veya kaçak askerler başta olmak üzere İstanbul'un çoğu bekarı, içeri girmek niyetleri olmasa bile, hiç olmaz ise kapı deliklerinden dikizlemek için Abanoz'a koşarlardı da ondan. Bu inzibatlar hem izinli askerlerin kıyafetlerinin düzgün olup olmadığını kontrol ederler hem de kaçakları yakalarlardı. Abanoz'a turist de gelirdi. Hem de en paralısından, Amerikalı deniz askerleri. 1946 senesinde Ruslar Kars ve Ardahan'a sulandıklarında, ABD Ruslara gözdağı vermek, Türkiye'nin ABD korumasında olduğunu göstermek için Missouri zırhlısını İstanbul'a yollamıştı. O zaman bütün Beyoğlu, üzerinde 'Welcome Coni!' yazan bez afişlerle bezenmiş, Abanoz Sokağı'nın bütün evleri de badana edilmişti. Sıkıldıkça Beyoğlu'na çıkıp bir tur atın. Cevaplarınızın elime en geç 18 Mayıs Cuma günü geçmesi lazımdır.
Kitap hediyeli bilmece Aşağıdaki parantezlerin içine öyle heceler koyun ki sonuna geldiği heceyi tamamlayarak bir kelime ve yine başına geldiği heceyi de tamalayarak başka bir kelime meydana getirsin. Misal: RAD(?)RUM ? işareti yerine YO hecesi gelirse RADYO ve YORUM kelimeleri meydan gelir. SAL( )CA, TUR( )RUP, Şİ( ) BEK, ÇAR( )RA, GÜ( )KÜL
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
,
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
e-mail adreslerime, (0212) 481 95 61 nolu faksa veya Ahmetin Yeri, GÜNEŞ Gazetesi, Davutpaşa Caddesi, Zeytinburnu, İstanbul adresine yollayan okuyucularım arasında çekeceğim kurada isimleri çıkan BEŞ okuyucum birer kitap kazanacaktır.
07.05.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 25 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |