|
15-20 seneden beri, insanoğlunun çevresine ve dolayısı ile yaşadığı dünyaya verdiği zarar, gündeme sıkça gelmeye başladı. Bütün hadise petrol ve petrol ürünlerinin, plastik dahil, çok kullanılması ile başladı. İnsanlar petrolü kullanarak ısınmaya, bir yerden bir yere gitmeye, farbrikalarını işletmeye v.s. çok meraklı. Ve netice olarak küresel ısınmadan dolayı şu aşağıdaki, hepsi birbirine bağlı olan, felaketler meydan gelmeye başladı. - Atmosferdeki karbondioksit nisbeti artıyor. - Okyanuslar ısınıyor. - Buzullar eriyor. - Deniz seviyesi yükseliyor. - Orman yangınları artıyor. - Buzul tabakaları parçalanıyor. - Göller küçülüyor. - Nehirler kuruyor. - Kurak dönemler artıyor. - Kış sıcaklıkları artıyor. - İlkbahar erken geliyor. - Sonbahar gecikiyor. - Bitkiler ve ağaçlar erken çiçek açıyorlar. - Hayvanların göç dönemleri değişiyor. - Yaşama sahaları değişiyor. - Kıyı şeritleri git gide azalıyor. - Mercan kümeleri beyazlaşıyor. - Kar yığınları yok oluyorlar. - Yağmur ormanları kayboluyorlar. - Hastalıklar yayılıyor. - Kuzey enlemlerindeki sıcaklıklar artıyor. - Bir çok memlekette hava kirliliği nisbeti, insan sağlığı için zararlılık üst sınırını çoktan geçmiş durumda. Ve netice olarak gezegenimiz ufak ufak yok oluyor, tabii üzerinde yaşayan canlılar ile beraber. Bu konuda Oxford Üniversitesi tarafından, 150 memleketten, 60,000 bilgisayar kullanılarak yapılan çalışmanın en çarpıcı noktaları şöyle: - Önümüzdeki yüz yıl içinde dünya atmosferinin sıcaklığı 11 derece kadar artacak. - Denizler altı metre yükselecek. - Kuzey yarımküredeki bir çok memleket, tropik bir iklime sahip olacak. -Adalar ve deniz kıyısında yeleşim mümkün olamayacak, çünkü buraları su kaplamış olacak. -Bir çok bitki ve hayvan türü ya yok olacak ya da dejenere. Benim çocukluğumun altı ila on iki yaş arası, balonla oynayarak geçti. Balonları da umumiyetle Beyoğlu'nda 'Bebelere balon! Bebelere balon!' diye bağırarak dolaşan baloncudan alırdık. Hep balonla, bilhassa uçan balonla oynardım; çünkü ortalıkta balondan başka oynayacak bir şey yok gibiydi. Türkiye 1954'ten itibaren döviz krizine girdi. O zamana kadar Beyoğlu'nda birinin adı Japon Mağazası ötekinin de Bonmarşe olmak üzere iki oyuncakçı dükkanı vardı ve buralarda elektrikli trenler, Mekanolar filan satılırdı ama bu oyuncaklar pahalı idi. Zaten 1955'ten itibaren de ortalıkta oyuncak filan kalmamıştı. Taa ki Özal geldi ve Mecidiyeköy'de, yanılmıyorsam adı Oyuncak Dünyası adında, ithal malı oyuncak satan bir dükkan açıldı. O zamanlar kırk yaşımı geçmiş olmama rağmen, benim yaşımdaki arkadaşlarımla beraber, gidip o dükkanın vitrinini seyir ettiğimizi itiraf edeyim. Arada da İngiltere'ye her gidişimde, Londra'daki meşhur Hamleys oyuncakçı dükkanını gezer dururdum. Yani diyeceğim biz oyuncağa hasret bir nesil olarak büyüdük. Ama şimdi, elektronik oyuncaklar içinde boğulup, birbirlerini yaralamaya, mahvetmeye çalışan şimdiki çocuklara bakıyorum da eski balonlarıma bin şükür ediyorum.
Günahkar Çiftçi İtalya'nın Napoli şehrinde yaşayan yaşlı bir çiftçi kiliseye gidip, Papz'a 'Günah çıkartmak istiyorum Peder' demiş. Papaz da 'Anlat evladım' diyerek günah çıkartma hücresine girmiş. Yaşlı çiftçi 'Aziz Peder, ben ikinci dünya harbi esnasında, Almanlardan kaçıp çiftliğime sığınan çok güzel bir kadını sakladım' Papaz 'Mükemmel ve çok hayırlı bir iş yapmışsın evladım. Bunun için günah çıkartmak lazım değildir' Çiftçi devam etmiş 'Ama hepsi bu kadar değil Aziz Peder. Bu kadın, bana olan minnetini göstermek için her gün benlen yatmaya başladı. Hafta sonları da günde iki defa!' Papaz 'Her ikiniz de günaha girmişsiniz ama bazen insanlar büyük baskı altında yanlış şeyler yaparlar. Üstelik kadın kendi rızası ile senin yatağına gelmiş. Eğer yaptıklarından dolayı hakikaten pişmansan, günahların çoktan af olunmuştur.' Çiftçi sevinç içinde 'Oh Aziz Peder' demiş 'Beni çok sevindirdiniz. Vicdanım çok rahatladı. Ama bir sualim daha var' Papaz 'O nedir evladım' diye sormuş Çiftçi 'Acaba dünya harbinin çoktan bittiğini bu kadına artık söylesem mi?'
Elma dersem çık! Adamın biri işten eve gelmiş bir de bakmış ki, karısı başka bir adamla onu aldatıyor Hemen tabancasını almış ve öteki adama: ''Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum'' demiş. Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış; 'Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimiz de havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur''... Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar... Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş... karyolanın altında yatan adama bakmış ve bağırmış.....: ''Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..'
Boşuna yazmasın! Kayseri'linin biri iş için Ankara'ya gitmiş ve bir taksiye binmiş. İneceği yere gelince de şoföre durmasını, inmek istediğini söylemiş. Ama araba hala yokuş aşağı, hızla gidiyormuş. Kayseri'li telaş içinde bağırmış: 'Şoför gardaş, incem dedim ya! Hayırdır nereye gidiyoz böyle? Mezbahaya kelle mi yetiştirecen ?' Şoför telaş içinde cevap vermiş 'Ne mezbahası bilader, fren patladı görmüyor musun?' 'Bir şeyler yap o zaman!' 'Maalesef hiç bir şey yapmanın mümkünatı yoh!' 'Bari taksimetreyi gapat gardaşım yav'
30.07.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (9) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 93 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |