ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler - Bu kelimeler Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğünden alınmış olup sözcüklerin sadece Alucra yöresinden kaynaklanan anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin başka anlamları Alucra kaynaklı olmadıkları için verilmemiştir. - Bu sözlüğe kelime Alucra yöresine özgü anlamı olacak şekilde katkıda bulunabilirsiniz. Yazacağınız kelime ve anlamı inceletilecek ve Alucra'ya özgü olduğu belirlenirse sözlüğe eklenecektir.
Hazırlayan : Kamil Zafer Algan
=A=
Abdal : Sünnetçi
Abos : Bedava .parasız
Abık sabık: Saçma sapan
Abrul : Nisan
Ağmak : Tartıda bir yanı ağır gelme
Ağrı : Yönünden, tarafından
Ağşak : Yün bükeceği, ağırşak
Ağulanmak : Zehirlenmek
Aha-m : İşte burada
Ahbun : Gübre, fışkı
Ahpunlamak : Gübre dökmek
Ahtarmak : Toplamak, araştırmak, soruşturmak
Alacalı beleceli : Siyahlı beyazlı
Alançık: Bostan kulübesi, çardak
Alaz : Alev, cümbüş , eğlence
Alışmak : Tutuşmak, yanmak
Anca : Ancak , şimdi, bu anda
Ancap : Bir çeşit yaban armudu
Andan : Tuzsu pirinç lapası
Andır kalmak : Ölüden arta kalmak
Angaz : Bir yapının ağaç kısmı, iskeleti
Anuk : Dağ nanesi
Arbatan : Arsız, hayasız
Arın altı : Güneşi az veya güneşsiz yer
Aruda : Toprak damda toprak altına konan yaprak vs.
Arustak : Tavan
Asar : Şalvar, potur
Aşırma : Kova , bakraç
Aşlık : Yemeklik tahıl vs.
Avala (h): Bön, avanak
Avara : Şaşkın, işiz, Eylül
Avuz : Yeni doğurmuş hayvanın koyu sütü, ağız
Ayaktaşı : Balıkçılıkta tonoz uçlarına bağlanan tuşlar; Bir çocuk oyunu
Ayın oyun etmek : Döküp saçmak
Ayıtlamak : Ayıklamak, seçmek
Ayma : Lakap
Ayvaz: Bedel, karşılık
=B=
Baca : Pencere içi
Badiye : Büyük bakır tencere
Badlamak : Bağı bahçeyi çitle çevirmek
Bavnumak : Tazı ava alışmak
Bayam: Çağla
Bazlama : Bir tür sac ekmeği
Bek: Sert, sağlam
Ber: Davar sağılan yer, ağıl
Beşerleme : Biçilen ekinin destelenerek toplanması
Bıyıl : Bu yıl
Bibi : Hala
Bildik : Palamut
Bilerzük : Bilezik
Bitike: Biraz , bir parça, azıcık
Buymak : Üşümek
=C=
Caplama: İnce uzun yontulmuş ağaç
Carı: Canlı, bereketli
Caris: Arsız, terbiyesiz
Cavramak: uğraşmak, didinmek
Cehrek: Taze çam fidanı
Cerge: Süslenmiş gelin arabası
Cıcık: Güzel
Civcilemek: Sivriltmek
Cücük: Civciv
=Ç=
Çalmak: Mayalamak
Çalmar: Üstü açık, çevrili ağıl
Çamdi (camdi): Tavan
Çapmak: Koşmak, ivmek
Çat: İki dere veya yolun birleştiği yer
Çatma: Yörük çadırı
Çebiç: 1 yaşlı keçi
Çece: Dede
Çecik: Ağaç veya madeni çivi; Kazan tencere ağzının kıvrıntı yeri
Çedene: Sakız ağacı meyvesi
Çedik: Terlik
Çekü: Başörtüsü, yemeni
Çeküm: Parazit ökse otu
Çeltük: İri saman, çeltik Çemiç: Dut kurusu
Çemiç: Dut kurusu
Çemkürmek: Sert cevap verme, Kesik kesik it havlaması,
Çentik: Çanta
Çerik: 6 kg.lık tahıl ölçüsü
Çığırmak: Seslenmek, şarkı söylemek
Çıpar: Şekil, biçim
Çıtır: Karışık, dolaşık
Çiğin : Omuz
Çiğit: Çekirdek
Çimmek: Yıkanmak
Çoruş: Kağnıda 2. çift yardımcı öküz
Çoşur: Ufak meşelik
Çöpür: Yünün kirli çöplü yerleri
Çördük: Ahlat, yabani armut
Çuka: Manda
=D=
Dal: Omuz, omuzbaşı
Dallamak: Seçmek, beğenmek
Dağnamak: Şaşmak
Dastar: Sofra bezi
Debbe: Bakırdan kapaklı kulplu su güğümü
Değmek: olmak, olgunlaşmak
Denem: Tane, parça
Dındıklamak: Gereksiz çok inceleme, karıştırma
Dırlanmak: Gereksiz söylenmek
Dibek: Büyük taş dibek
Dible: Bir çeşit yemek
Direnmek: Ayakta durmak, ayağa kalkmak
Dişeği: Dişli bir çeşit çekiç
Dişemek: Dişeğiyle diş açmak
Doğduk: Keçinin dört ayağı
Doley: Dönemeç, viraj
Domalmak: eğilmek, arkasını çıkarmak
Domruk: Tomruk
Domuzluk: Su değirmeninde çarkın bulunduğu yer
Döğme (Döğmeç): Ceviz, çemiç, pestil vs. döğerek yapılan yiyecek
Döl (I) : Soy. Soyun devamını sağlayan çocuk
Döl (II) Koyun, keçi, kedi, köpek gibi havan yavruları
Döl (III) Maşrapa
Dömbelek: Orta büyüklükte ramazan davulu
Döşürmek: Devşirmek, toplamak
Dulda: Kuytu yer, saklanacak yer, gölge
Düdek: Meşe, çam palamudu
Dürü: Bir tarım aleti, bel
=E=
Ecik: Biraz, azıcık, çok az
Edik: Karda yürümeye yarar ayakkabı
Eften püften: Yalan yanlış, asılsız
Eğeş (Eyeş): Tekne hamurunu kazımaya yarar araç
Eğlenmek : Durmak
Ehem: Dargın
Eke: Yaşlı, kart
Ekelemek: Tarlaya rastgele tohum dikme
Ekti: Dilenci tabiatlı
Eldeç: Tahıl dövmede kul dibek tokmağı
Elik: Dağ keçisi
Elti: Kuma, ortak
Emeçer: Belli başlı
Eme: Hala
Emeklemek: Yavaş yavaş yürümek
Emmi: Amca
Emmideş: Amcaoğlu
Enek: Büyük, güzel bir aşık oyunu
Erdi: Başakları olgunlaşmamış ekin
Erinmek: Üşenmek
Esik: Tepelerin düz kısmı
Etlik: Semiz hayvan
Evelik: Ispanağa benzer yenen bir ot, labada
=F=
Fahı: Hoca, imam
Fetir: Mayasız yufka ekmeği
Fıtı: Burgur kırığı
Foşurdamak: Kızgınlıkla acaip sesler çıkarmak
=G=
Gada: Ağabey
Ganil: Kanun
Gazil: Kıldan ip
Gecere: Çile takılan iplik çıkrığı
Gedek: Manda yavrusu
Gelberi: Tırmık
Gemlik: Dövene koşulacak yaşa gelmiş öküz, manda
Germicek: Değirmende üst taşın dönmesini sağlayan aygıt
Gevmek: Geviş getirmek
Gezeeen: Grip, vb. hastalık
Gıbal: Çehre
Girebi: ucu kanca gibi bir çeşit küçük balta
Göğnü: İyice olmuş meyve
Gökcek: Güzel
Gön: Hayvan derisi, cilt
Gövnümek: Meyvenin olgunlaşması
Gövündürmek: Elbisenin ateşten kavrulması, yanması
Göy geçemen: Büyük, yeşil bir tür kertenkele
Göynemek: Olmak, olgunlaşmak
Göz: Suyun çıktığı yer, kaynak
Gözcek: Gözlük
Gülk: Kuluçka
Güllep:Kapı sürgüsü, menteşe
Güverleme: Sohbaharda ekilen ekin
Güvez: aç gözlü, sabırsız
=H=
Haçırget: tandıra konan demir ızgara
Hamence: deri veya yünden çoban azık torbası
Hapahap gelmek: Karşı karşıya, yüz yüze gelmek
Haranı: Kazan
Haşlak: Rüzgarda kuruyup cılız kalmış tahıl vs.
Hayat: Sofa
Hazık: Ham dut
Hedik (Hidik): Bir çeşit kar ayakkabısı
Helki: Bakırdan bir çeşit kova
Henek: Konuşma
Herek: Asma, fasulye destek sırığı
Hernük: Toprağın tavı
Heyiklemek: Hayvanın ürkerek kulak kabartması
Hıltak: Bol, geniş, gevşek
Hırlı: Dürüst, iyi, uslu
Him: Temel
Hobuş: Çocuğu sırta almak
Holasız: Akılsız
Hoplop: Sinirli kimse
Hor: İyilik
Hora geçmek: işe yaramak, hoşa gitmek
Horan: Elele tutuşarak oynan bir oyun
Horata: Söz, konuşma
=I=
Ilgıt: Yavaş yavaş esen, akan rüzgar, su vs.
=İ=
İbtin: Huy, alışkanlık
İci: Baba
İğ: Çıkrıkta ipliğin sarıldığı demir tel
İlenmek: Beddua etmek
İnnem: Çok
İrdelemek: Üzerine fazla düşmek, incelemek
İsbir: Yalancı
İşeret: Çalışkan
İşgefe: açılmış yufka
İşgillenmek: Oyalanmak
İze: Ağabey
=K=
Kağruk: Kambur, biçimsiz
Kah: Meyva kurusu
Kaptırma: Kemer
Kargış (Karvuç) : Beddua
Karık: Bağda, bahçede sebzeyle ayrılan bölüm
Kasaltu: Evdeki gereksiz eşya
Kasmuk: Çamın yenen iç zarı
Kaşıcak: Mide
Kaşmer: Şakacı, maskara
Katma: Kıldan yünden ip, sicim
Katuvaz: İnatçı, kaba adam
Kelefe: Hemen kullanım için öğütelen tahıl
Kelik: Bağ evi, çok gezen kadın
Kemçük: alt çene çıkık, üst çene çökük ağız tipi
Keme: İri fare
Kepir: Taşlı ve engebeli yerler
Kerif: Kadınlarda ay hali
Kerti: Bayat
Kevük: Dişsiz
Keyveni: Yaşlı kadın
Kıcımuk : Doymak bilmeyen aşırı istekli
Kımınmak: İstekli olmak
Kırağan : Geçit, dağ boynu
Kırdavuç: Ağaçtan ateş karıştırma sopası
Kırık: Sıpa
Kırım: Peçete
Kıstı: Bir çeşit altın gerdanlık
Kıyıklama: Aralama
Kip: Tıpatıp, uygun
Kirkit: Dokumacılıkta dişli bir araç
Kirman: Yün eğirme aracı
Kirklik: Bir tür makas
Koba: Baca
Konğur: Koyu kumral, kestane rengi
Kol ağacı: Çatılara yatay konan ağaç
Kozak: Çam, meşe vs. ağaçların kozası
Köm: Ağıl
Kömzeklik: Çöplük
Köp: Kağnının ön ve arkasında enine konmuş iki tahta
Köreke: İğ, kirmen
Köremez: Bir çeşit yiyecek
Köz: İyi yanmış odun, kömür, koz
Kubray: Saban çamurunu temizlemeye yarar demir bir araç
Köncü: Susam tanesi
=L=
Lelevün etmek: Yaltaklanmak
Loğ (loğ taşı) (lö) : Taş silindir
Lokur lokur: Su veya kaynama sesi
=M=
Mağlamak: Yığmak
Mağlata: Gürültü, şamata
Mahuk: Çok ekşi
Mahrama: Kadınların başlarına örttükleri havludan örtü
Masta: Üvendire
Maşala: Evlek, karık, ekime ayrılmış toprak parçası
Mayıs: Yaş sığır pisliği
Mazu (Mazı): Kağnı ve arabalarda ağaçtan kalın dingil
Mazık: Sığırın küçüğü
Melemez: utangaç
Meler: Keçi dili
Merek: Samanlık
Meres: Köpeğin yaşı
Mertek: Ağaç döşeli oda tabanı
Mırık: Harmanda uçuşan saman tozu, kırıntısı
Mırız: Kısa burunlu
Mıtka: Yayık
Modul: Hayvanı dürtmek için ucu çivili değnek veya değneğin ucundaki çivi
Mucur: 8 kg. lık bir tahıl ölçüsü
Mudara: Güçsüz, işe yaramaz
Mumbar: Bir yemek, bumbar
Mumuç: Meşe palamudu
Muun: Bilme, bilgi, anlama
=N=
Negerek: Gereksiz, lüzümsuz
Neme: Neyime, nereme
Netçen: Ne yapacaksın
Nişlin: Ne yapıyorsun
=O=
Odurha: Lades
Omuzluk: Çatıda orta direğe eğik çakılan direkler
Orakayı: Ağustos
Osmak: Sanmak
Osmamak: Aldırmamak
Oynak: Göçük, kayan toprak
=Ö=
Öcü: Çocuk korkutmak için söylenen yaratık
Öğmeç: Bir çeşit yiyecek
Öğür almak: Hayvanın gebe kalması
Öğürsemek: Dişi hayvanın çiftleşmek istemesi
Öllüğün körü: Bir sövgü
Örcüm: İnatçı
Örüm: Sürünün gece otlaması
Ötlek: Korkak
Ötürük: ishal
Ökte: Öfke (çocuk dili)
=P=
Poğaç: Poğaça
Palak: Ayı yavrusu
Palaz: Kaba örgülü çuval
Pambuk: Pamuk
Paraca: Dağdan inen 2 dere arasındaki toprak
Parduç: Fırın temizleme sopası ucuna bağlanmış bez parçası
Parpılamak: Paylamak; Koca karı ilaçlarıyla tedavi
Pasa: Sürekli durmadan
Peğ: Yapı yıkıntısı ve arsası
Pekmezini akıtma: Kafasını yarmak, kanatmak
Pelik: Örülmüş saç
Pelver: Domates salçası
Peşgir: Havlu
Pezik: Pancar
Pırpır (I) : Giysileri süslemede kullanılan boncuk vs.
Pırpır (II) : Uçurtmalara takılan kağıt süs
Pıtırak: Dikenli tohumu elbiselere yapışan bir ot
Pinik: Basık, küçük
Pirpirim: Semizotu
Pişi: Bir yiyecek
Piye: Irza geçme
Pok: Bok
Port: Taranan yünün işe yaramaz bölümü
Pöçük: En son nokta, uç
Pörk: Bir çeşit erkek başlığı
Pörçüklü: Havuç
=S=
Saçı: Düğün armağanı
Sadır: Sidik
Sahol: Ahır süpürgesi
Salgı: Havaneli, tokmak
Sambağı: Boyunduruğa geçirilen ağaçları bağlayan ip
Samı: Boyunduruk zelvesi
Samramak: Sayıklamak
Savah: Aptal, şaşkın
Say: Kır, düz olmayan yerler
Sazak: Bataklık, sazlık
Seğirdim: Değirmende suyun aktığı dik oluk
Seğirtmek: Koşmak
Seko: Ceket
Seksenmek: El yada sopayla vurmaya kalkışmak
Semehor: Aptal, sersem
Semür: Darı lapası
Senek (I): Çamdan su kabı, tahta testi
Senek (II): Islak, yanmayan dallı budaklı odun
Senir: İki dağ arasındaki sırt
Sement: Ekmek tahtası
Sepelemek: Çiselemek
Sevindirik: Ani sevinçle duyulan heyecan
Sıpır sıpır: Parça parça
Sırçan: Eğrilmiş ip yumağı
Sırıç: Ahlat, armut hoşafı
Sırnak: Keçi ayağı
Siğnebitti: Saklambaç
Sikke: Hayvan bağlamak için yere çakılan kazık
Sin: Kabir
Sitil: Kulplu su kabı, bakraç, kova
Sohranmah: Tiksinmek
Sokarıç: Soğanı yağda kavurarak yemek yapma
Sokarıç tavası: Soğan ve yağın öldürüldüğü tava
Sokranmak: Söylenmek, homurdanmak
Sorhun: Çalımsı bir çeşit söğüt
Soyha: Hayırsız, kötü, belalı
Sozalmak: Azalmak, suskunlaşmak
Sökenmek: Uzanmak, yaslanmak, yatmak
Sökün etmek: Arkası kesilmeden gelmek
Söve: Kapı pencere kasası, çerçevesi
Söyü: Ormanlık
Suğumsuz: Aç gözlü, hırslı; Tok gözlü
Sulu zırtlak: Limon, yılışık, saygısız
Sümsük: Yumruk
Sümsük vurmak: Yumruklamak
Sümtük: arsız, aç gözlü
Sündürme: Yağda pişirilen peynir
Sürtmek: Nedensiz gezip dolaşmak
Sütçürüğü: Çökelek, peynir
Süyem: Baş parmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk
=Ş=
Şap şap: Su tası
Şaştım aşı: Acele yapılan yemek
Şelek: Sırtta taşınan yük, küfe
Şergil: Askıntı, baş belası
Şeytan arabası: Bisiklet
Şıp: Eline ayağına çabuk, çevik
Şırbata: Mendil
Şırhıt: göz çapağı
Şıtanmak: Arsızlık yapmak
Şoğurt: Salya
Şor: Tuzlu
Şorlu: Tuzlu
Şüşe: Tavan tahtaları arasına çakılan ince tahta
=T=
Taar : Küçük tandır
Tahu: Takı
Takas tukas geçinmek: Geçim sıkıntısı çekmek
Tarak dikeni: Saç taramaya yarar bir diken
Tasma: Kibirlenme
Tebsetmek: Kurutmak
Tebük: Kuru
Tedürgün etmek: Birini işinden etmek, sıkıntı vermek
Tekir: Araba tekerleği, yuvarlak
Tel : Yenen bir bitki
Telek: Kuş vs. kanat kalemleri
Telesimek: Yorgunluk veya sıcaktan bayılacak gibi olma
Telis: Seyrek dokunmuş bir çeşit çuval
Tel pancarı: Yenen bir bitki
Tepkili şaşmak: Şaşırmak
Tepüç: Küçük yumurta sepeti
Terkileşmek: Bir hayvana 2 kişi binmek
Terpaş: Sahan kapağı
Tersi (Tişe) : İğ, yün eğirme aleti
Tete: teyze
Tetik: Parmak
Tevük: kızak
Tez: Köpeğin göğüs vuruşu
Tıktık: Takunya
Tirki: Küçük bakır tencere yada küçük yemek kabı
Tohlu: ipini kesmemesi için köpeğin boynuna bağlanan değnek
Tohno: Azgın mandanın boğazına takılan halka
Toklu: 6 ay-1 yaş arası kuzu
Tomak: Uzun biber
Tosbağa: Kaplumbağa
Tozak: Toz gibi yağan kar
Tuluk: Peynir, pekmez vs. koymaya yarar deri, tulum
Tura: Çatı, çatı arası
Tutak: Tutacak
Tutam: Bir avuçluk
Türüdü: Sonradan görmüş
=U=
Uçak: Çökmüş yada çökmek üzere olan toprak
Uduşmak: Lades tutuşmak
Uğra (urva) : Hamurun yapışmaması için tahtaya atılan un
Uhlum: Yol yordam
Unnama: Lahana çorbası
Ura: Ora
=Ü=
Üfelemeç: Bir yemek
Üğrümek: Yavaşça sallamak
=V=
Verildemek: Büyüklere karşı gelmek
=Y=
Yaban: Gurbet, uzak yer
Yağarnı: Sırt
Yağlı: Bir pide
Yağlık: Mendil
Yalap: Ekmek pişerken fırına atılan odun
Yalman: Dik, sarp
Yamacına gelmek: Yanına gelmek
Yamah: Küçük derin yağ tavası
Yavuncumak: Ezilip büzülerek yalvarıcı tavır alma
Yayman: Büyük çuval
Yenli: Hafif
Yekinmek: Eyleme davranmak
Yevin: Hemen, çabuk
Yiti: Çok acı veya ekşi
Yonga: Talaş
Yordam: Kural, yöntem
Yosma: Çok güzel
Yönelmek: Yüzünü çevirmek
Yuha: ince, sığ
Yunmah: Yıkanmak
Yüzlük: ekmek fırınına atılan odun
=Z=
Zallah: Biçimsiz
Zangil: Her şeye karışan
Zavrak: Sağır
Zeklenmek: Alay etmek
Zerzemi: Kayşa
Zevle: Boyunduruğa geçirilmiş eğri sopa
Zoğlamak: Dilmek, uzunlamasına kesmek
Favori olarak ekle (27) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 117 | Yazdır | E-posta 1 Yazan
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
, 27-10-2007 12:06 , IP: 88.234.173.122 bu sayfayı okurken özellikle pontulun yazısınıda görmek isterdim, şöyleki rahmetli babam anlatmıştı: askerdeyken erzak dagıtımında babam pontulun(pantalon)kelimesini kullanmış o esnada orada olan bölük komutanı bu cümleyi duyunca babama sen ALUCRA lımısın demiş.çünkü oda yıllarca alucralı arkadaşlarıyla(rüstem yakupoglu)bu kelimeyi kullandıgından bu kelimenin alucra lılar tarafından kullanıldıgını biliyormuş. (Hüseyin Bey, Biz alucra.com olarak kelimeyi eklemiştik ama çıkardır. Prof Nusret Bulutçu hocamızdan bize gelen bilgiyi aynen size iletiyorum... Pontulun kelimesi Alucra yöresinden türemiş sözcüklere sayın Hüseyin Yakupoglunun önerisi ile pontolun sözcüğünü eklemişsiniz.Pantolon latince kökenli kelime olup dilimize girdikten sonra halkımız tarafından farklı şekillerde telafuz edilmiştir.)
2 alucra Yazan
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
, 26-10-2007 13:12 , IP: 81.215.213.219 ben bir alucralı olarak bu kelimeleri çok kulaniyorum okulda arkadaşlarım bana türkçe katili derler dalga geçerler ama biz bu kelimelerle büyüdük biz istanbul türkçesiyle zor konuşuriz zaten ben asla konuşamam öyle neymiş tatlım gülüm şunu yaparmısın yap işte
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3