Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Salim Işıklı
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
DUYURULAR
  :: Bizim Kelimelerimiz   :: Anılarımdan Demetler-1   :: ALUCRA'LILARA DUYURU VE BASIN AÇIKLAMASI   :: Düşünün ve sonra bir daha düşünün   :: Başbakan, 'Otur oturduğun yerde' demekle galiba haklı çıkacak!..   :: DOLUDERE KÖYÜ KIR GEZİSİNE DAVET   :: ALUCRA VAKFI GENÇLİK KOMİTESİ FAALİYET RAPORU   :: Saygı ve Saygısızlık   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULUNDA KERMES YAPILDI   :: Bal Tutan Parmaklar
Ana Menü
Anasayfa
Haberler
Bağlantılar
İletişim
Arama
Ziyaretçi Defteri
Köşe Yazarları
E-devlet
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet
Ayın Konuğu



http://www.puralweb.com/

Z. Defteri Son Kayıt
Neslihan
Resim bölümüne nihayet resimleri yükleyebildim.Alucra.com yönetimine teşk.ederim...
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 kayıtlı ( 1 ) kayıtlı 1
 misafir ( 3 ) misafir 3
   Toplam 4
Sitedekiler
ekrem28


istatistikler
Son Üye  basyurt32
Bugün  2
Bu Hafta  22
Bu Ay  65
 

Advertisement
ALUCRA Yöresinden Türemiş Kelimeler PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 21
Kötüİyi 
Pazar, 09 Eylül 2007

ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler

- Bu kelimeler Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğünden alınmış olup sözcüklerin sadece Alucra yöresinden kaynaklanan anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin başka anlamları Alucra kaynaklı olmadıkları için verilmemiştir.

- Bu sözlüğe kelime Alucra yöresine özgü anlamı olacak şekilde katkıda bulunabilirsiniz. Yazacağınız kelime ve anlamı inceletilecek ve Alucra'ya özgü olduğu belirlenirse sözlüğe eklenecektir.

Hazırlayan : Kamil Zafer Algan

 

 =A= 

Abdal   : Sünnetçi

Abos : Bedava .parasız

Abık sabık: Saçma sapan

Abrul   : Nisan

Ağmak : Tartıda bir yanı ağır gelme

Ağrı : Yönünden, tarafından

Ağşak : Yün bükeceği, ağırşak

Ağulanmak : Zehirlenmek

Aha-m : İşte burada    

Ahbun  : Gübre, fışkı

Ahpunlamak : Gübre dökmek

Ahtarmak : Toplamak, araştırmak, soruşturmak

Alacalı beleceli : Siyahlı beyazlı

Alançık:  Bostan kulübesi, çardak

Alaz : Alev, cümbüş , eğlence

Alışmak : Tutuşmak, yanmak

Anca : Ancak , şimdi, bu anda

Ancap : Bir çeşit yaban armudu

Andan : Tuzsu pirinç lapası

Andır kalmak  : Ölüden arta kalmak

Angaz : Bir yapının ağaç kısmı, iskeleti

Anuk : Dağ nanesi

Arbatan : Arsız, hayasız

Arın altı : Güneşi az veya güneşsiz yer

Aruda : Toprak damda toprak altına konan yaprak vs.

Arustak : Tavan

Asar : Şalvar, potur

Aşırma : Kova , bakraç

Aşlık : Yemeklik tahıl vs.

Avala (h): Bön, avanak

Avara : Şaşkın, işiz, Eylül

Avuz : Yeni doğurmuş hayvanın koyu sütü, ağız

Ayaktaşı : Balıkçılıkta tonoz uçlarına bağlanan tuşlar; Bir çocuk oyunu

Ayın oyun etmek : Döküp saçmak

Ayıtlamak : Ayıklamak, seçmek

Ayma : Lakap

Ayvaz: Bedel, karşılık

 

=B=

 

Baca : Pencere içi

Badiye : Büyük bakır tencere

Badlamak : Bağı bahçeyi çitle çevirmek

Bavnumak : Tazı ava alışmak

Bayam: Çağla

Bazlama : Bir tür sac ekmeği

Bek: Sert, sağlam

Ber: Davar sağılan yer, ağıl

Beşerleme : Biçilen ekinin destelenerek toplanması

Bıyıl : Bu yıl

Bibi : Hala

Bildik : Palamut

Bilerzük : Bilezik

Bitike: Biraz , bir parça, azıcık

Buymak : Üşümek

  

=C=

 

Caplama: İnce uzun yontulmuş ağaç

Carı: Canlı, bereketli

Caris: Arsız, terbiyesiz

Cavramak: uğraşmak, didinmek

Cehrek: Taze çam fidanı

Cerge: Süslenmiş gelin arabası

Cıcık: Güzel

Civcilemek: Sivriltmek

Cücük: Civciv

 

=Ç=

 

Çalmak: Mayalamak

Çalmar: Üstü açık, çevrili ağıl

Çamdi (camdi): Tavan

Çapmak: Koşmak, ivmek

Çat: İki dere veya yolun birleştiği yer

Çatma: Yörük çadırı

Çebiç: 1 yaşlı keçi

Çece: Dede

Çecik: Ağaç veya madeni çivi; Kazan tencere ağzının kıvrıntı yeri

Çedene: Sakız ağacı meyvesi

Çedik: Terlik

Çekü: Başörtüsü, yemeni

Çeküm: Parazit ökse otu

Çeltük: İri saman, çeltik Çemiç: Dut kurusu

Çemiç: Dut kurusu

Çemkürmek: Sert cevap verme, Kesik kesik it havlaması,

Çentik: Çanta

Çerik: 6 kg.lık tahıl ölçüsü

Çığırmak: Seslenmek, şarkı söylemek

Çıpar: Şekil, biçim

Çıtır: Karışık, dolaşık

Çiğin : Omuz

Çiğit: Çekirdek

Çimmek: Yıkanmak

Çoruş: Kağnıda 2. çift yardımcı öküz

Çoşur: Ufak meşelik

Çöpür: Yünün kirli çöplü yerleri

Çördük: Ahlat, yabani armut

Çuka: Manda

 

=D=

 

Dal: Omuz, omuzbaşı

Dallamak: Seçmek, beğenmek

Dağnamak: Şaşmak

Dastar: Sofra bezi

Debbe: Bakırdan kapaklı kulplu su güğümü

Değmek: olmak, olgunlaşmak

Denem: Tane, parça

Dındıklamak: Gereksiz çok inceleme, karıştırma

Dırlanmak: Gereksiz söylenmek

Dibek: Büyük taş dibek

Dible: Bir çeşit yemek

Direnmek: Ayakta durmak, ayağa kalkmak

Dişeği: Dişli bir çeşit çekiç

Dişemek: Dişeğiyle diş açmak

Doğduk: Keçinin dört ayağı

Doley: Dönemeç, viraj

Domalmak: eğilmek, arkasını çıkarmak

Domruk: Tomruk

Domuzluk: Su değirmeninde çarkın bulunduğu yer

Döğme (Döğmeç): Ceviz, çemiç, pestil vs. döğerek yapılan yiyecek

Döl (I) : Soy. Soyun devamını sağlayan çocuk

Döl (II) Koyun,  keçi, kedi, köpek gibi havan yavruları

Döl (III) Maşrapa

Dömbelek: Orta büyüklükte ramazan davulu

Döşürmek: Devşirmek, toplamak

Dulda: Kuytu yer, saklanacak yer, gölge

Düdek: Meşe, çam palamudu

Dürü: Bir tarım aleti, bel

 

=E=

 

Ecik: Biraz, azıcık, çok az

Edik: Karda yürümeye yarar ayakkabı

Eften püften: Yalan yanlış, asılsız

Eğeş (Eyeş): Tekne hamurunu kazımaya yarar araç

Eğlenmek : Durmak

Ehem: Dargın

Eke: Yaşlı, kart

Ekelemek: Tarlaya rastgele tohum dikme

Ekti: Dilenci tabiatlı

Eldeç: Tahıl dövmede kul dibek tokmağı

Elik: Dağ keçisi

Elti: Kuma, ortak

Emeçer: Belli başlı

Eme: Hala

Emeklemek: Yavaş yavaş yürümek

Emmi: Amca

Emmideş: Amcaoğlu

Enek: Büyük, güzel bir aşık oyunu

Erdi: Başakları olgunlaşmamış ekin

Erinmek: Üşenmek

Esik: Tepelerin düz kısmı

Etlik: Semiz hayvan

Evelik: Ispanağa benzer yenen bir ot, labada

 

=F=

 

Fahı: Hoca, imam

Fetir: Mayasız yufka ekmeği

Fıtı: Burgur kırığı

Foşurdamak: Kızgınlıkla acaip sesler çıkarmak

 

=G=

 

Gada: Ağabey

Ganil: Kanun

Gazil: Kıldan ip

Gecere: Çile takılan iplik çıkrığı

Gedek: Manda yavrusu

Gelberi: Tırmık

Gemlik: Dövene koşulacak yaşa gelmiş öküz, manda

Germicek: Değirmende üst taşın dönmesini sağlayan aygıt

Gevmek: Geviş getirmek

Gezeeen: Grip, vb. hastalık

Gıbal: Çehre

Girebi: ucu kanca gibi bir çeşit küçük balta

Göğnü: İyice olmuş meyve

Gökcek: Güzel

Gön: Hayvan derisi, cilt

Gövnümek: Meyvenin olgunlaşması

Gövündürmek: Elbisenin ateşten kavrulması, yanması

Göy geçemen: Büyük, yeşil bir tür kertenkele

Göynemek: Olmak, olgunlaşmak

Göz: Suyun çıktığı yer, kaynak

Gözcek: Gözlük

Gülk: Kuluçka

Güllep:Kapı sürgüsü, menteşe

Güverleme: Sohbaharda ekilen ekin

Güvez: aç gözlü, sabırsız

 

=H=

 

Haçırget: tandıra konan demir ızgara

Hamence: deri veya yünden çoban azık torbası

Hapahap gelmek: Karşı karşıya, yüz yüze gelmek

Haranı: Kazan

Haşlak: Rüzgarda kuruyup cılız kalmış tahıl vs.

Hayat: Sofa

Hazık: Ham dut

Hedik (Hidik): Bir çeşit kar ayakkabısı

Helki: Bakırdan bir çeşit kova

Henek: Konuşma

Herek: Asma, fasulye destek sırığı

Hernük: Toprağın tavı

Heyiklemek: Hayvanın ürkerek kulak kabartması

Hıltak: Bol, geniş, gevşek

Hırlı: Dürüst, iyi, uslu

Him: Temel

Hobuş: Çocuğu sırta almak

Holasız: Akılsız

Hoplop: Sinirli kimse

Hor: İyilik

Hora geçmek: işe yaramak, hoşa gitmek

Horan: Elele tutuşarak oynan bir oyun

Horata: Söz, konuşma

 

=I=

 

Ilgıt: Yavaş yavaş esen, akan rüzgar, su vs.

 

=İ=

 

İbtin: Huy,  alışkanlık

İci: Baba

İğ: Çıkrıkta ipliğin sarıldığı demir tel

İlenmek: Beddua etmek

İnnem: Çok

İrdelemek: Üzerine fazla düşmek, incelemek

İsbir: Yalancı

İşeret: Çalışkan

İşgefe: açılmış yufka

İşgillenmek:  Oyalanmak

İze: Ağabey

 

=K=

 

Kağruk: Kambur, biçimsiz

Kah: Meyva kurusu

Kaptırma: Kemer

Kargış (Karvuç) : Beddua

Karık: Bağda, bahçede sebzeyle ayrılan bölüm

Kasaltu: Evdeki gereksiz eşya

Kasmuk: Çamın yenen iç zarı

Kaşıcak: Mide

Kaşmer: Şakacı, maskara

Katma: Kıldan yünden ip, sicim

Katuvaz: İnatçı, kaba adam

Kelefe: Hemen kullanım için öğütelen tahıl

Kelik: Bağ evi, çok gezen kadın

Kemçük: alt çene çıkık, üst çene çökük ağız tipi

Keme: İri fare

Kepir: Taşlı ve engebeli yerler

Kerif: Kadınlarda ay hali

Kerti: Bayat

Kevük: Dişsiz

Keyveni: Yaşlı kadın

Kıcımuk : Doymak bilmeyen aşırı istekli

Kımınmak: İstekli olmak

Kırağan : Geçit, dağ boynu

Kırdavuç: Ağaçtan ateş karıştırma sopası

Kırık: Sıpa

Kırım: Peçete

Kıstı: Bir çeşit altın gerdanlık

Kıyıklama: Aralama

Kip: Tıpatıp, uygun

Kirkit: Dokumacılıkta dişli bir araç

Kirman: Yün eğirme aracı

Kirklik: Bir tür makas

Koba: Baca

Konğur: Koyu kumral, kestane rengi

Kol ağacı: Çatılara yatay konan ağaç

Kozak: Çam, meşe vs. ağaçların kozası

Köm: Ağıl

Kömzeklik: Çöplük

Köp: Kağnının ön ve arkasında enine konmuş iki tahta

Köreke: İğ, kirmen

Köremez: Bir çeşit yiyecek

Köz: İyi yanmış odun, kömür, koz

Kubray: Saban çamurunu temizlemeye yarar demir bir araç

Köncü: Susam tanesi

 

=L=

 

Lelevün etmek: Yaltaklanmak

Loğ (loğ taşı) (lö) : Taş silindir

Lokur lokur: Su veya kaynama sesi

 

=M=

 

Mağlamak: Yığmak

Mağlata: Gürültü, şamata

Mahuk: Çok ekşi

Mahrama: Kadınların başlarına örttükleri havludan örtü

Masta: Üvendire

Maşala: Evlek, karık, ekime ayrılmış toprak parçası

Mayıs: Yaş sığır pisliği

Mazu (Mazı): Kağnı ve arabalarda ağaçtan kalın dingil

Mazık: Sığırın küçüğü

Melemez: utangaç

Meler: Keçi dili

Merek: Samanlık

Meres: Köpeğin yaşı

Mertek: Ağaç döşeli oda tabanı

Mırık: Harmanda uçuşan saman tozu, kırıntısı

Mırız: Kısa burunlu

Mıtka: Yayık

Modul: Hayvanı dürtmek için ucu çivili değnek veya değneğin ucundaki çivi

Mucur: 8 kg. lık bir tahıl ölçüsü

Mudara: Güçsüz, işe yaramaz

Mumbar: Bir yemek, bumbar

Mumuç: Meşe palamudu

Muun: Bilme, bilgi, anlama

 

=N=

 

Negerek: Gereksiz, lüzümsuz

Neme: Neyime, nereme

Netçen: Ne yapacaksın

Nişlin: Ne yapıyorsun

 

=O=

 

Odurha: Lades

Omuzluk: Çatıda orta direğe eğik çakılan direkler

Orakayı: Ağustos

Osmak: Sanmak

Osmamak: Aldırmamak

Oynak: Göçük, kayan toprak

 

=Ö=

 

Öcü: Çocuk korkutmak için söylenen yaratık

Öğmeç: Bir çeşit yiyecek

Öğür almak: Hayvanın gebe kalması

Öğürsemek: Dişi hayvanın çiftleşmek istemesi

Öllüğün körü: Bir sövgü

Örcüm: İnatçı

Örüm: Sürünün gece otlaması

Ötlek: Korkak

Ötürük: ishal

Ökte: Öfke (çocuk dili)

   

=P=

  

Poğaç: Poğaça

Palak: Ayı yavrusu

Palaz: Kaba örgülü çuval

Pambuk: Pamuk

Paraca: Dağdan inen 2 dere arasındaki toprak

Parduç: Fırın temizleme sopası ucuna bağlanmış bez parçası

Parpılamak: Paylamak; Koca karı ilaçlarıyla tedavi

Pasa: Sürekli durmadan

Peğ: Yapı yıkıntısı ve arsası

Pekmezini akıtma: Kafasını yarmak, kanatmak

Pelik: Örülmüş saç

Pelver: Domates salçası

Peşgir: Havlu

Pezik: Pancar

Pırpır (I) : Giysileri süslemede kullanılan boncuk vs.

Pırpır (II) : Uçurtmalara takılan kağıt süs

Pıtırak: Dikenli tohumu elbiselere yapışan bir ot

Pinik: Basık, küçük

Pirpirim: Semizotu

Pişi: Bir yiyecek

Piye: Irza geçme

Pok: Bok

Port: Taranan yünün işe yaramaz bölümü

Pöçük: En son nokta, uç

Pörk: Bir çeşit erkek başlığı

Pörçüklü: Havuç

 

=S=

 

Saçı: Düğün armağanı

Sadır: Sidik

Sahol: Ahır süpürgesi

Salgı: Havaneli, tokmak

Sambağı: Boyunduruğa geçirilen ağaçları bağlayan ip

Samı: Boyunduruk zelvesi

Samramak: Sayıklamak

Savah: Aptal, şaşkın

Say: Kır, düz olmayan yerler

Sazak: Bataklık, sazlık

Seğirdim: Değirmende suyun aktığı dik oluk

Seğirtmek: Koşmak

Seko: Ceket

Seksenmek: El yada sopayla vurmaya kalkışmak

Semehor: Aptal, sersem

Semür: Darı lapası

Senek (I): Çamdan su kabı, tahta testi

Senek (II): Islak, yanmayan dallı budaklı odun

Senir: İki dağ arasındaki sırt

Sement: Ekmek tahtası

Sepelemek: Çiselemek

Sevindirik: Ani sevinçle duyulan heyecan

Sıpır sıpır: Parça parça

Sırçan: Eğrilmiş ip yumağı

Sırıç: Ahlat, armut hoşafı

Sırnak: Keçi ayağı

Siğnebitti: Saklambaç

Sikke: Hayvan bağlamak için yere çakılan kazık

Sin: Kabir

Sitil: Kulplu su kabı, bakraç, kova

Sohranmah: Tiksinmek

Sokarıç: Soğanı yağda kavurarak yemek yapma

Sokarıç tavası: Soğan ve yağın öldürüldüğü tava

Sokranmak: Söylenmek, homurdanmak

Sorhun: Çalımsı bir çeşit söğüt

Soyha: Hayırsız, kötü, belalı

Sozalmak: Azalmak, suskunlaşmak

Sökenmek: Uzanmak, yaslanmak, yatmak

Sökün etmek: Arkası kesilmeden gelmek

Söve: Kapı pencere kasası, çerçevesi

Söyü: Ormanlık

Suğumsuz: Aç gözlü, hırslı; Tok gözlü

Sulu zırtlak: Limon, yılışık, saygısız

Sümsük: Yumruk

Sümsük vurmak: Yumruklamak

Sümtük: arsız, aç gözlü

Sündürme: Yağda pişirilen peynir

Sürtmek: Nedensiz gezip dolaşmak

Sütçürüğü: Çökelek, peynir

Süyem: Baş parmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk

 

=Ş=

 

Şap şap: Su tası

Şaştım aşı: Acele yapılan yemek

Şelek: Sırtta taşınan yük, küfe

Şergil: Askıntı, baş belası

Şeytan arabası: Bisiklet

Şıp: Eline ayağına çabuk, çevik

Şırbata: Mendil

Şırhıt: göz çapağı

Şıtanmak: Arsızlık yapmak

Şoğurt: Salya

Şor: Tuzlu

Şorlu: Tuzlu

Şüşe: Tavan tahtaları arasına çakılan ince tahta

  

=T=

 

Taar : Küçük tandır

Tahu: Takı

Takas tukas geçinmek: Geçim sıkıntısı çekmek

Tarak dikeni: Saç taramaya yarar bir diken

Tasma: Kibirlenme

Tebsetmek: Kurutmak

Tebük: Kuru

Tedürgün etmek: Birini işinden etmek, sıkıntı vermek

Tekir: Araba tekerleği, yuvarlak

Tel : Yenen bir bitki

Telek: Kuş vs. kanat kalemleri

Telesimek: Yorgunluk veya sıcaktan bayılacak gibi olma

Telis: Seyrek dokunmuş bir çeşit çuval

Tel pancarı: Yenen bir bitki

Tepkili şaşmak: Şaşırmak

Tepüç: Küçük yumurta sepeti

Terkileşmek: Bir hayvana 2 kişi binmek

Terpaş: Sahan kapağı

Tersi (Tişe) : İğ, yün eğirme aleti

Tete: teyze

Tetik: Parmak

Tevük: kızak

Tez: Köpeğin göğüs vuruşu

Tıktık: Takunya

Tirki: Küçük bakır tencere yada küçük yemek kabı

Tohlu: ipini kesmemesi için köpeğin boynuna bağlanan değnek

Tohno: Azgın mandanın boğazına takılan halka

Toklu: 6 ay-1 yaş arası kuzu

Tomak: Uzun biber

Tosbağa: Kaplumbağa

Tozak: Toz gibi yağan kar

Tuluk: Peynir, pekmez vs. koymaya yarar deri, tulum

Tura: Çatı, çatı arası

Tutak: Tutacak

Tutam: Bir avuçluk

Türüdü: Sonradan görmüş

 

=U=

 

Uçak: Çökmüş yada çökmek üzere olan toprak

Uduşmak: Lades tutuşmak

Uğra (urva) : Hamurun yapışmaması için tahtaya atılan un

Uhlum: Yol yordam

Unnama: Lahana çorbası

Ura: Ora

   

=Ü=

 

Üfelemeç: Bir yemek

Üğrümek: Yavaşça sallamak

 

=V=

 

Verildemek: Büyüklere karşı gelmek

 

=Y=

 

Yaban: Gurbet, uzak yer

Yağarnı: Sırt

Yağlı: Bir pide

Yağlık: Mendil

Yalap: Ekmek pişerken fırına atılan odun

Yalman: Dik, sarp

Yamacına gelmek: Yanına gelmek

Yamah: Küçük derin yağ tavası

Yavuncumak: Ezilip büzülerek yalvarıcı tavır alma

Yayman: Büyük çuval

Yenli: Hafif

Yekinmek: Eyleme davranmak

Yevin: Hemen, çabuk

Yiti: Çok acı veya ekşi

Yonga: Talaş

Yordam: Kural, yöntem

Yosma: Çok güzel

Yönelmek: Yüzünü çevirmek

Yuha: ince, sığ

Yunmah: Yıkanmak

Yüzlük: ekmek fırınına atılan odun

 

=Z=

 

Zallah: Biçimsiz

Zangil: Her şeye karışan

Zavrak: Sağır

Zeklenmek: Alay etmek

Zerzemi: Kayşa

Zevle: Boyunduruğa geçirilmiş eğri sopa

Zoğlamak: Dilmek, uzunlamasına kesmek

     
Favori olarak ekle (27) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 118 | Yazdır | E-posta

  Yorumlar (2)
RSS yorumları
 1 Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 27-10-2007 12:06 , IP: 88.234.173.122
bu sayfayı okurken özellikle pontulun yazısınıda görmek isterdim, şöyleki rahmetli babam anlatmıştı: askerdeyken erzak dagıtımında babam pontulun(pantalon)kelimesini kullanmış o esnada orada olan bölük komutanı bu cümleyi duyunca babama sen ALUCRA lımısın demiş.çünkü oda yıllarca alucralı arkadaşlarıyla(rüstem yakupoglu)bu kelimeyi kullandıgından bu kelimenin alucra lılar tarafından kullanıldıgını biliyormuş. 
(Hüseyin Bey,  
Biz alucra.com olarak kelimeyi eklemiştik ama çıkardır. 
Prof Nusret Bulutçu hocamızdan bize gelen bilgiyi aynen size iletiyorum... 
Pontulun kelimesi Alucra yöresinden türemiş sözcüklere sayın Hüseyin Yakupoglunun önerisi ile pontolun sözcüğünü eklemişsiniz.Pantolon latince kökenli kelime olup dilimize girdikten sonra halkımız tarafından farklı şekillerde telafuz edilmiştir.)
 2 alucra
Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 26-10-2007 13:12 , IP: 81.215.213.219
ben bir alucralı olarak bu kelimeleri çok kulaniyorum okulda arkadaşlarım bana türkçe katili derler dalga geçerler ama biz bu kelimelerle büyüdük biz istanbul türkçesiyle zor konuşuriz zaten ben asla konuşamam öyle neymiş tatlım gülüm şunu yaparmısın yap işte

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!































Avukatınız Köşesi
Doktorunuz Köşesi
Şiirler
Lütfen şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten

Design by: yil@dry