|
OZAN ARİF
Ârif Şirin, 10 Haziran 1949'da Alucra'nın Hapu (Yükselen ) Köyü'nde doğmuştur. Babasının adı Mehmet (Jandarma Mehmet diye anılır), annesinin adı ise Fatma'dır. Kendisi en küçük olup, 5 kardeşi vardır. Bunların isimleri: Yıldız, Güner, Muharrem, İskender ve Emine'dir. (11)
Ozan kendisini şu dörtlükte tanıtır: Tevellüd kırk dokuz, adım Ârif'dir, Soyadım kütükte Şirin bilinir. Giresun, Alucra, Hapu Köyü'nden, Soyumu, sopumu sorun bilinir. Ozan'ın ailesi, Hapu'da maddi sıkıntı çekince Samsun'un Terme İlçesi'ne göçmek zorunda kalırlar. Kendisi de tahsilini burada yapar. Samsun'da Öğretmen Okulu'nda okur. Her yaz köyleri olan Hapu'ya gelmeyi ihmal etmez Şirin ailesi. Ozan, böylece şehirde büyürken, kırsal hayattan da uzak kalmaz.
Sazla ilk tanışması ve ozanlığa başlaması şöyledir: 13-14 yaşında tüberkiloza yakalanıp İst.Validebağ Sanatoryum Hastahanesi'ne yatar.Sazı ile ilk tanışmasını şöyle anlatır: "1963-1964 yıllarında İ.G.H.H.'da yatarken, aynı odada beraber kaldığımız Denizli'nin Acıpayam İlçesi'nden İ.Osman Yılmaz vardı. O yıllarda İst.Huk.Fak.'da öğrenci idi. Benim ilk saz ustam Osman Yılmaz'dır. Bizde Şemsi Yassuman'dan 15 liraya saz almışlardı.
Ozanlığa ne zaman başladığını tam olarak bilemiyor. "Öğretmenliğimin ne zaman başladığını anlatabilirim. Askerliğimin nasıl başladğını, sürgün yıllarımı anlatabilirim, ama ozanlığımın ne zaman başladığını sorarsanız ben de bilmiyorum. Bildiğim birşey varsa, kendimi bildim bileli adımızı ozana çıkaran şiir ve türkü söyleme işini yapıyor olmam."15 Ustasını “Ardanuçlu Âşık Efkâri” olarak kabul ediyor ve Âşık Efkâri ile ilk tanışmasını şöyle anlatıyor: "Aşık Efgari'yi ilk defa Öğretmen Okulu'nda iken tanıdım. Okulumuza M.E.B.'den izinli olarak, âşıklık geleneği üzerine bilgi vermek için gelmişti. O zamanlar 60 yaşının üzerinde olan bu kıymetli aşığın karşısına çıkardılar beni. Okulun bütün öğretmen ve öğrencilerin huzurunda sazlı-sözlllü sohbete başladık. Hiç unutmam, sohetin ortasında şöyle bir dörtlük söyledim: Aşıklık mı alın yazın, Adı nedir senin sazın? Memlekette oğlun kızın, Var mı söyle âşık bana? Ben bu dörtlüğü söyler söylemez sazı kucağından indirdi, ellerini omuzuma koydu, bütün öğretmen ve öğrencilerin duyacağı şekilde mikrofona yaklaşıp, gülerek bana dedi ki: -‘Evlat! Alın yazımın âşıklık olduğunu sen söyledin. Sazımın adını soruyorsun. Sazımın adı ‘Sarı Molla.’ Onu da ben söyleyeyim. Velakin son sualin olan kızlarımı sormana gelince bu suali şimdi değil de öğretmen olduktan sonra sorarsın.O zaman gel yanıma.’dedi. Efkâri Usta'nın bu esprisi, benim böyle bir soru sormaktan dolayı mahcubiyetime, öğretmen ve arkadaşlarımın katıla katıla gülmelerine yolaçtı. Beni biraz daha dinledikten sonra alnımdan öptü, 'OZANLIĞIN MÜBAREK OLSUN OĞUL.' dedi. Bu tanışmadan sonra beni yanından ayırmadı. Ondan çok şey öğrendim."16 Ozan da kışın okul, yazın Alucra derken 1970'e okulu bitirip Samsun'un Karaoyumca Köyü'nde öğretmenlik yapmaya başlar. Bir yıl sonra tekrar tayini çıkar ve Devgeriş Köyü'ne gider. Burada ise 8 yıl öğretmenlik yapar. Bu köylerden, halkla bütünleşmesi hayli zor olur.(11) 1970'lerin başında, 1951 Samsun doğumlu olan Süleyha ile evlenir. Eşi de öğretmendir. 1973'te Alp isminde bir oğulları olur.(11) 1979'da Âşıklar Bayramı’na katılır. Bu anısını şöyle ifade eder: "1979 yılında Konya Aşıklar Bayramı'nda altın madalya aldım.Devlet,KonyaValisi aracılığı ile beni altın madalya ile taltif etti. Fakat yurt dışına çıktıktan sonra aynı şiirden dolayı hakkımda dava açılıp 7 yıl mahkumiyetim istendi. Bu ne biçim mantıktır anlamıyorum ve hala da anlamış değilim."17 Aynı yıl (1979) görevden ayrılır.Daha sonra Almanya işçi derneklerinin daveti üzerine geçici bir süre için Almanya'ya gitmek zorunda kalır(24 Eylül 1980). (11) Almanya'ya gittiğimde ilk zamanlar maddi ve manevi pek çok sıkıntı yaşar. 1981'de eşi de istifa edip Ozan’ın yanına gider. Zamanla Türk işçileri üzerindeki etkisi artınca Almanya devlet erkanı erkanı (özellikle Rumlar'ın isteği ile) rahatsız olur ve Ozan'ı sınır dışı etmek ister. Ozan sınır dışı olmamak konusunda hakkını savunacağı avukat bulamayınca (avukatlara da baskı yapılır) Tercüman Gastesi'nin sahibi Serhat Ilıcak'ın yardımı ile bir avukat bulur. Mahkeme tarafından iltica talebi karşılanabileceği halde o bunu istemez. Ülkesini yüce bir varlık olarak telakki eder ve "Mevlam öyle dilemişse sılayı kafeste yaşarım."diyek durumuna razı olur. Bundan sonra Frankfurt yaşadığı merkez olup, Avusturya, ABD, Asya gibi nerde dindaşı, milletdaşı varsa oraya koşar ve konserler verir. Ozan, bu arada ülkesinden ayrı kalmanın hüznünü her dem hatırlayıp, bir kor gibi içinde taşır. Artık hasrete dayanamaz ve birgün annesi Fatma Hanım'a (Samsun'a ) Frankfurt'tan telefonla ağlamaklı:"Ellerinizden öperim anacığım.Anacığım sizleri çok özledim.Bir Alman vizesi alın ......Gelin ki görüşelim. Bilirsin benim gelmem mümkün değil. Oğlunuz 'Sürgün'. Ankara'daki Alman Büyük Elçilik'i vize vermeyince Samsun'daki baba ocağının telefonu yine çalar:"Ana vize engelini aşamadık bari Avusturya'ya gelin. Ben de Frankfurt'tan oraya gelirim. Viyana'da görüşürüz."
BİTSİN BU HASRET Kaç yıl oldu oğul oğul,gözüm yollarda Neylersin, nişlersin yaban ellerde Bitsin oğlum bitsin. Bitsin bu hasret. Sözleşildiği gibi Viyana'da buluşurlar ve Ozan bir nebzede olsa rahatlar.Ama memleket özlemini bir türlü bastıramaz. AKLIMA DÜŞTÜ Yine akşam oldu gurbette aah ...Ah Bilseniz nereler aklıma düştü. Ellerin yurdunda çürüdüm eyvah Ta... Bizim oralar aklıma düştü. Ben nerede doğdum.Şimdi neredeyim ? Bir uzun hikaye anlatsam beyim Bizim ora derken vatanım köyüm Doğduğum yöreler aklıma düştü. Hani Arif; şimdi nerede obam ? Nerede gardaşım, bacım, akrabam ? Hepsi de bir yana; ya anam babam. O baht-ı karalar aklıma düştü. Yine başka bir şiirinde memleket özlemini şöyle dile getirir: Ellerimi kulağıma attığım, Türkü deyip sesine ses kattığım, Sularında alabalık tuttuğum Çağlayan dereler aklıma düştü. Sabahtan giderdim malın peşine,
Azığımı yerdim göze başında Bir kavalım vardı ÇOBANBAŞI'nda Çaldığım sıralar aklıma geldi. Almanya'da pek çok kaset çıkarılır ve bütün yurt sathına gönüllü erler tarafından dağılması sağlanır. Bu arada Avrupa, Avusturya ve Asya'nın birçok yerinde konserler vererek,milli bilincin canlı tutulmasına katkıda bulunmaya çalışır (Bkz.Turan Türküsü).Milli meselelere son derece hassasiyetle yaklaşır. Benim gönlüm aylardır Ağlayanla birlikte. Karabağ'da karalar Bağlayanla birlikte. Yetmiş yıllık yaşını Silemedi Karabağ. Azatlık geldi lakin Göremedi Karabağ. gibi mısralarla te‘essürlerini dile getirir.(Bkz. Derdim Var ). Ayrıca Bulgar zulmünü göstermek ve şampiyonluklarda göndere Türk bayrağı çekilmesi için Naim Süleymanoğlu’nun kaçma girişimini organize ederek, sağ sağlim Türkiye’ye gelmesini sağlar. Almanya’daki faaliyetleri ile içerdeki ve dışardaki tüm memleket evladını birlik olmaya çağırır. (Bkz. Gel muhabbet edelim, Bu memleket Hepimizin) Bir zaman sonra Türkiye'de belli şeyler değişir: "Siyasi yasaklılar bir bir af edilince Ozan Arif içinde umut doğar. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan gıyabi tutuklama kararının kaldırılması için mahkeme heyeti, 2 Eylül 1991'de toplanır. Ozan'nın amcası Emekli Hakim Albay Remzi Şirin ve Av. Mehmet Akdeniz savunmak için, Konya 1.Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelirler. Avukatlar Arif'in Türkiye'ye dönüş istediğini yine Ozan'ın vatana hasret şiirleri ile dile getirdikten sonra, İst.Sıkı Yönetim Mahkemesi eski hakimlerinden Remzi Şirin, benzer davalardan da daha önce Konya 2.Ağır Ceza, Ank.Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Ank. 2.Ağır Ceza Mahkemeleri’nden beraatı hatırlatılarak Ozan Ârif'in hakkındaki gıyabi tevkif kararın kaldırılmasını isterler. Bu istek mahkeme heyetince de kabul edilir."18 Ozan Arif bu olay üzerine kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir sevinci yaşar.(Bkz. Vatanıma Gidiyorum, Şükür Olsun Allah'a, Aha geldim gidiyorum) Tercüman Gastesi'ne verdiği demeçte şöyle der: "Almanya'da yaşadığım süre içinde, o topluma kendimi kabul ettirmeye çalıştım. Ama bir şartla oldu bu. Kendi şahsiyetimden taviz vermedi. Annem ve babam beni tam bir Türk olarak yetiştirdi. Bütün sohbetlerimizde mutlaka bir Türkiye geçerdi. Ber öğrendiğim Türkçülüğün doğru olduğuna inanıyorum ve bunun için mücadeyle edeceğim."19 20 Ekim 1991'de M.Ç.P.'den Samsun 1. Bölge 2. sıradan Millet Vekili adayı olduysa da kazanamaz. Halen, Frankfurt'la ilgisini kesmemiş olup, yine dünyanın dört bir bucağında turnelere çıkarak her vatan evladı ile kucaklaşmaya devam etmektedir.
Bazı şiirlerinden örnekler: ŞÜKÜR OLSUN ALLAH’A Bu canıma yetti artık Yurdum sana geliyorum. Sürgünlüğüm bitti artık Yurdum sana geliyorum. * * * AHA GELDİM GİDİYORUM Yalan dünya işte senden Aha geldim gidiyorum, Kalanlara selam benden Aha geldim gidiyorum. Var mı sana gelip kalan Baştan başa muradı olan Varın yoğun hepsi yalan Aha geldim gidiyorum. Dereyi aş tepeyi aş Sonu yoktur dolaş dolaş Günden güne yavaş yavaş Aha geldim gidiyorum. Yalan dünya sana böyle Kimler konup göçtü söyle Ben de işte aynen öyle Aha geldim gidiyorum. Gülemedim şöyle birgün Senelerim geçti sürgün Gönül sevdiğine dargın Aha geldim gidiyorum. Ârif der ki bunca yıl ay Geleli geçti vay dünya vay Yaşamaksa yaşadın say Aha geldim gidiyorum. * * * GEL MUHABBET EDELİM Kavga aşkla haklıdır, Cihad aşkta saklıdır, Aşk hayatın şeklidir, Gel muhabbet edelim. Gönül seferiberliği Ülkü, îmân birliği Budur dünya varlığı Gel muhabbet edilim. Ne olursan ol demiş Mevlâna da gel demiş İşte gerçek yol demiş Gel muhabbet edelim. Gelecek nesil bizden Ders alsın hepimizden Yürüsün aynı izden Gel muhabbet edelim. Madem geldik dünyaya Sevelim doya doya Ne lüzum var kavgaya Gel muhabbet edelim. Kim ki aşkı düş eder Muhabbeti iş eder Allah onu hoş eder Gel muhabbet edelim. En büyük servet elbet Muhabbettir, muhabbet Ondan doğmuş Muhammed Gel muhabbet edelim. Ömür yaydan çıkmış ok Çok kısadır Ârif çok Bugün varız, yarın yok Gel muhabbet edelim. * * * BU MEMLEKET HEPİMİZİN Nedir bu kan, bu göz yaşı ? Bu memleket bizim bizim ! Kim çıkardı bu savaşı ? Bu memleket bizim bizim. Kürtlük, Lazlık, Çerkezlik ney ? Aynı millet hep aynı şey Türk oğluyuz, Türk'üz hey hey, Bu memleket bizim bizim. Alevi ve Sunni yarış, Barış için olsun barış, Adım adım, karış karış Bu memleket bizim bizim. Malazgirt ve Çanakkale, Bizi gördü hep el ele Düşün gardaş düşün hele, Bu memleket bizim bizim. Kapuz mu ki dilelim be ! Tarla mı ki bölelim be ! Kıymetini bilelim be ! Bu memleket bizim bizim. Ne kırıp ne kırılalım, Ne de küsüp darılalım, Ona sıkı sarılalım, Bu memleket bizim bizim. Ârif senin sütündür o, Kemiğindir etindir o, Bölünmez bir bütündür o, Bu memleket bizim bizim. * * * DERDİM VAR Derinde dost derinde Derdim derdim derdim var. Dünyanın her yerinde Derdim derdim derdim var. Şu düyaya bak hele, Türk'e karşı el ele Ta evvelden ezele Derdim derdim derdim var. Bak bugün Çeçenistan Destan yazıyor destan Esir dolu Türkistan Derdim derdim derdim var. Karabağ'ın karalar Bağladığı sıralar Bir-beş değil yaralar Derdim derdim derdim var. Acı, sızı, keder, gam Dolu Batı Trakyam Nasıl ben dertsiz olam Derdim derdim derdim var. Kurtlar kuzu postunda Hepsi onun kastında Kıbrıs diken üstünde Derdim derdim derdim var. Kerkük, Musul yastadır, Ateştedir oddadır Kırım'ım feryattadır Derdim derdim derdim var. Bosna'da ezan yaslı Gelin, kız, kızan yaslı Bu yüzden Ozan yaslı Derdim derdim derdim var. * * * TURAN TÜRKÜSÜ Biz demiştik, dediğimiz günler gelmekte Kara talih artık yavak yavaş gülmekte Türk yurtları birer birer azat olmakta Olanlarla muhabbete girdik Yârabbi ! Altay'lardan ta Tuna'ya ezanlarımız Okundukça coşuyor bak ozanlarımız Gayri esir doğmayacak kızanlarımız Esaretin zincirini kırdık Yârabbi ! Bundan böyle doğan bebek, açan çiçekler Turan adlı bir ülkede büyüyecekler, Müslümanım, Türk’üm diye övünecekler Ârif için bir muraddı erdik Yârabbi !
Favori olarak ekle (21) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 101 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |