|
Ergenekon destanını bilmeyen yoktur sanırım. Bilmeyenler için bir kez anımsatalım... Ergenekon destanı, Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır. Ergenekon isminin henüz ispatlanmamış, birçok hukuk adamına göre uyduruk iddianamelerin ileri sürdüğü üzere kirletilmeye çalışılması; gaflet, dalalet ve hatta hıyanettir. Zaten savcılarda savlarında ‘Ergenekon’ isminden bahsetmemektedirler. Böyle bir nitelemeyi de uygun bulmadıklarını dile getirmişlerdir. Peki ısrarla Ergenekon isminden bahsedenler kimlerdir; Türk, Türklük, Türkçü, Milliyetçi, Vatansever gibi duygu ve düşüncelerden rahatsız olan nasipsizlerdir. Türk milletinin birlik ve beraberliğini istemeyen; devşirme, iliştirilmiş, satılık, düşünür ve aydın geçinen tiplerdir. ‘Tarih geleceğin aynasıdır’ derler. Yani tarihe geleceğin aynası olarak bakıldığında ancak yararlı olur. Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın ‘Osmanlı’nın arka bahçesi’ isimli kitabını okuyanlar ve tarihi bilenler bilir… 1. Murat zamanında Karamanlı Molla Kara Rüstem ile ilk vezir-i azam Çandarlı Hayrettin Paşa’nın girişimleriyle Osmanlı Devleti’nin içine giren devşirmeler o günden bugüne her zaman var olmuş, dinlerini değiştirseler bile milliyetlerini hiçbir zaman unutmamışlar bu yönde her zaman icraatta bulunmuşlardır. “Devşirme ve dönmeler tarih boyunca her zaman dayanışma içinde oldular. En zor şartlarda dahi birbirlerine arka çıktılar, birbirlerini korudular. Sırt sırta vererek, kuruluş harcında kutsal Türk kanı bulunan Osmanlı Devleti’ni Türkler aleyhine yönetmeye başladılar.” Ya Türkler… “Bu Türk düşmanlığı, bu Türk’e küfür etme, Türk’ü hor görme alışkanlığı, önce ümmetçi, sonra Kozmopolit Osmanlı döneminde öylesine bir sükse ve yarış haline gelmiştir ki, bir Türk olan Hoca Sadettin Efendi bile, … çirkin ifadelerle (ortama uyarak) kendi milletini aşağılayabilmiştir.” Tıpkı şimdi olduğu gibi. Osmanlı’da bu uygulama İstiklal mücadelemize kadar sürmüştür. Orada duraklamıştır. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk kan bozukluğunu şu cümlelerle dile getirmiştir; “Necip Türk Milleti’ne ve nesl-i atiye tavsiyem şudur ki, sinesinden yetiştirerek başına geçireceği adamların vicdanındaki ve kanındaki cevher-i asliyeyi tahlil etmekten bir an feragat etmesin” Yoksa dün olduğu gibi bugün de Ergenekon gibi değerlerimizi yok etmeye çalışanlar Osmanlı’nın arka bahçesindeki gibi değil ön bahçesinde yerini alırlar. Bizden hatırlatması… Son duamız yüce yaratandan; Türk Türk’ü, Tanrı (Allah) Türk’ü korusun ve yüceltsin.
Favori olarak ekle (8) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 132 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |