|
Bir süre önce Giresun Üniversitesi tarafından Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Türk bayrağına karşı yapılan saygısızlığa tepki amacıyla ‘Bayrağa Saygı’ adı altında bir miting düzenlenmişti. Öncelikli milli ruh ile bezenmiş Türk gençliğinden oluşan Giresun Üniversitesi gençliğini tebrik ediyoruz. Sivil toplum örgütlerinin göstermesi gerektiği duyarlılığı kendileri göstermiştir. İşte, Atatürk’ün arzu ettiği “O’nun askeri” Türk gençliği budur. Heyhat… Bu miting sırasında atılan bazı sloganlar nedense birilerini rahatsız eymiş olacak ki, üşenmeden basın bildirisi yapma gereği duymuşlar. İllaki bir kulp bulacaklarla muhalifliklerini ortaya koymuşlar. Şaşırmamak lazım. Vakıa açıklamanın vurgusu şu… Mitingde ırkçı, şoven ve şiddet içeren sloganlar atılmış… Düşünün önce; şer yuvalarının merkezi Erivan’da Türk bayrağının ayaklar altına alınması karşısında ne türlü bir karşı tavır takınılması beklenirdi acaba. Erivan’dakiler iyi mi yapmış denilmeliydi? Sahi, mitingi eleştirenler neden kendileri bir organizasyonda bulunup benzeri bir miting tertip etmediler acaba? Alanları doldurun ellerinizde Türk bayrakları ile tepkinizi bildiğiniz şekilde koyunda ondan sonra eleştirinizi yapın. Rengini şehitlerimizin kanlarından alan ay-yıldızlı bayrağımızın uğruna aslında ne yapılsa azdır. Gerekirse Türk milleti bayrağı uğruna Erivan’a da girer. Bu da böyle biline. EN BÜYÜK ASKER BİZİM ASKER Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanlığının akredite gazetecileri ile birlikte Bahtiyar Aydın kışlasında idik. Askerlik yapmaya durumları elverişli olmayan engelli vatandaşlarımız 1 günde olsa orada vatani görevlerini yaptılar. Göğsümüz kabardı, gururlandık. Kimilerinin de gözleri yaşardı. Askerlik Türk milleti için özel ve müstesna bir yere sahip olduğunu bir kez daha idrak ettik. “Her Türk asker doğar” sözünün ne kadar doğru olduğunu gördük. Hiç kimse engellilerin 1 günlükte olsa askere alınması için kanun çıkarmamıştı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı isteyen her engellinin 1 günlük vatani hizmet yapabilmesine imkan tanımış, 19 kişi koşa koşa askere gitti. Bu Türk Silahlı Kuvvetlerine duyulan sevginin nişanesidir. Öyle olmasa her defasında yapılan kamuoyu araştırmalarında en güvenilir kurumlar arasında açık ara farkla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birinci gelir miydi? TSK anayasamızdan aldığı güç ile Demokratik ve Laik temeller üzerine kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sigortasıdır. Son sözümde akıllı olup da beyinlerinden özürlü olan asker kaçakları var ya onlara. Sadece engelli kardeşlerimizi görüp de utanın diyorum. ALACALI ŞEMSİYE! Kültür Bakanlığı’nın desteklediği ‘Alacalı Şemsiye’ isimli çocuk oyunu sansüre takılmış. Bu sansür başka bi sansür. Sansürcüler ise öyle olağanüstü hal yönetimleri yada RTÜK gibi falanca filanca kuruluşlar değil. Giresun Milli Eğitim Müdürlüğü ve orada oluşturulan “Eser inceleme komisyon”… O komisyonda kimler var bilemiyoruz ama geçmişten kalan tecrübelerimizden doğan bilgimizle uzman tiyatrocu olmadığı kesin… Kültür Bakanlığı’nın desteklediği oyunu tiyatro ile uzaktan yakından alakası olmayan güruhun sansürlemesi kadar abesle iştigal bir husus olabilir mi? Ana teması Türk kültürünün geleneksel öğelerine sadık kalınarak derlendiği vurgulanan oyun sadece bir gösteridir. Asıl incelenmesi gereken ise sansürcü dar kafalı zihniyeti devam ettirenler olsa gerek. ÜNİVERSİTE MAĞDURU VATANDAŞ! Cavit Özdemir özel haberinde vatandaşın üniversite tarafından mağdur edildiğini yazmış. Haberi okuyunca Cavit hoca’ya aradım. Hani başka bir vatandaş var ya; devlet erkanı her kapısını çaldığında fiyatı yükselten. “O mu?” diye? O değilmiş? Biri arsasını büyük rant karşılığı satmak istiyordu. Bu vatandaş ise ihtiyacı varsa üniversitenin arazisini almasını, yoksa imar değişikliğine gidilmesini istiyor. 6 yıldır arazisinin üzerine çivi dahi çakamayan vatandaş üniversitenin kendisinin oyalamasından şikayetçi imiş. Eğer üniversiteyi genişletmek istiyorsak elbette oradaki araziye ihtiyaç var. Kaldı ki arazi için para da hazır… Daha ne bekleniyor ki anlamakta zor. 2008 FINDIKTA KARANLIK YIL OLMASIN Fındık sektöründe yaşananlar bu sene hayra alamet değil. Öyle ki, Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK)’nin varlığı işe yokluğunun halen dahi belli olmaması, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin aldığı ilginç kararlar ve 2008 ürünü fındıkta yüksek rekolte beklentileri üreticinin her şeye hazırlıklı olması gerektiğinin altını çiziyor. Ak Parti’nin ilçe Başkanı Av. Lütfü Bayraktar’ın başkanlığındaki FKB yönetim kurulunun henüz iktidar desteğini arkasına alamaması, borçların durması ve FİSKOBİRLİK’in atılıma geçememesi, ‘bu işin sonu ne olacak’ dedirtiyor. TMO’nun stoklardaki 2005 ve 2006 ürünü fındıkları ihale ile satışa sunması karşısında teklif edilen fiyatların haraç mezat tabir edilen nitelikte olması hiç de hayra alamet gözükmüyor. Kaldı ki, TMO fındık piyasasına ne için girmişti şimdi ne yapmaya çalışıyor? Aslında bu sorulara cevap aranması gerekirdi. Son günlerde TMO Genel Müdürü’nün fındık piyasasına girilmesinde ki yanlışlığı ufaktan ufağa deklare etmesi manidar karşılanıyor. Önceki yıl Ordu’da yapılan olaylı fındık mitinginden sonra mitinge rağmen 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan ilk genel seçimlerde rekor denebilecek seviyede oy patlaması yapan AKP iktidarının fındık sorununa diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi çözüm bulamaması başlanılan yere geri dönüldüğü anlamını kazandırmaktadır. Velhasıl 2008 hasat mevsimi her şeyde olduğu gibi fındıkta da karanlıklara gebedir. Umarız biz yanılırız. ARANIYOR Giresun’a atılım yaptıracak; yokluğu değil varlığı hissedilecek iktidar partisi milletvekilleri, aranıyor... HAFTANIN SÖZÜ Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar. John Steinbeck HAFTANIN DÖRTLÜĞÜ Çevre daralmaya başlar,bakış yönü sabitleşir; Yavşak kemalini bulur,sirke gittikçe bitleşir. Ve hep böyle sürer gider,bu hayvanlar aleminde; Kısrak varsa soya çeker,yoksa köpek yiğitleşir! Ahmet Kaçar HAFTANIN FIKRASI TEMEL VE AZRAİL Azrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der. Temel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı Azrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz derken 5yıl sonunda Azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit doldu gidelim der… Temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak der… Azrail : oğlum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten 
Favori olarak ekle (6) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 82 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |