AKP’nin il başkanı Yargıtay Savcısının açtığı dava üzerine çıkıp şöyle diyor; “Türkiye’de demokrasi tam oturmamış!”
Pes doğrusu…
Adama demezler mi; siz kaç yıldır iktidardasınız?
6 senedir ne yaptınız o zaman? (Ne yaptınız derken, kömürlerden, bulgurlardan ve pirinçlerden bahsetmiyorum.)
Tek başınıza bir dönem iktidar elinizde idi şimdi de % 47 ile ikinci dönem elinizde, sahi ne yaptınız?
Bir okuyucumuz bana yorumda sormuş; eminim ki Candemir Sarı’da Yargıtay Savcısının açtığı davanın gerekçelerine inanmıyordur…
İnanıp inanmamak mesele değil; işine geldiğinde adalet, gelmediğinde yandım anam!
Oldu mu şimdi.
İşinize geldiğinde demokrasi tam oturmamış, işinize gelmediğinde Türkiye AKP iktidarı döneminde çıkardığı kanunlarla AB ülkelerinin normlarını yakaladı.
Hadi sen de…
“Şeriatın kesiği parmak acımaz!” diyen siz değil miydiniz?
Siz başka şeriat diyorsanız o başka…
Sözlerimi geri alıyorum o zaman.
Yargıtay Savcısının açtığı davadan önce avdet ettiğim Almanya’da gelişmeleri internetten, Tv’den ve buradaki Türk gazetelerinden takip etme fırsatı buluyorum.
Uzaktan Türkiye nasıl görünüyor derseniz; şimdi ve geleceğimiz hiç de iyi görünmüyor.
Vakıa, demokrasi diye diye geldiğimiz noktaya bak.
Herkesin demokrasiden şikayet etmesi bir yana iktidarın şikayetçi olması hazmedilebilir bir lokma değil elbette.
Bir köşe yazarı aynen şöyle diyor;
“AKP’li yöneticiler, taraftarları ve medya olmak üzere bir hafta sonu kamyonlar dolusu laf söylendi, yazıldı, çizildi. Kimse suskunluğunu muhafaza etmedi. Bir Allah’ın kulu da, “biraz bekleyelim ve görelim” diyerek suhuletli davranmadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ‘hukuk’ devleti olduğu ve hukukun üstünlüğünün tartışılmaz olduğu ilkesi ilk önce AKP’nin yöneticileri tarafından çiğnendi. Bir komplonun piyonu olarak kamuoyuna lanse edilmeye çalışılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, bir ‘hukuk adamı’ olarak sadece görevini yerine getirmeye çalıştığı ihtimali nedense kimsenin aklına gelmedi. Olay duyulur duyulmaz önce AKP’li yöneticiler aldı sazı eline, ardından Başbakan.”
Ya hem iktidar hem de muktedir olan zevat ne diyor…
Eskinin hızlı ve aslan sosyal demokratı şimdinin islam stratejisyeni Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın“Ergenekon misillemesi” sözlerine ne demeli..
Ya Bülent Arınç’ın bir devlet adamına yakışmayacak ‘ölüm’ kasıtlı söylemleri.
Sonradan ben öyle demek istemedim dedi nedense…
Sessizlik her zamanki gibi uzun sürmeden bozuldu.
Kim gazete manşetlerinde, internet sayfalarında ve de Televizyonların ana haber bültenlerinde sesini daha fazla çıkartıyorsa, savcı da o hakimde!
Denmiyor mu ki mitinglerde; “AKP’ye uzanan eller kırılsın”
Sükunete sahip olması gerekenler bağırıyor, çağırıyor, tehditler savuruyor, hatta ve hatta ağza alınmayacak sözler söylüyorlar, ama işini yapması gerekenler yine işini yapıyor.
Sonrada demokrasiyi hazmedemeyenler mahalle külhanbeyi gibi sokaklarda kendi başına adalet arıyor.
Kendine göre ne demokrasi ne de hukuk olur.
Demokrasi de hukuk da evrenseldir.
Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık sizin elinizde. Daha ne istiyorsunuz!
Bu gariban, fakir-fukara, ekonomik güçlük altında adeta cendereye sıkışmış kadirşinas halkımıza bir şeyler vermeniz gerekirken halâ ağlama modundasınız.
Hepsi sanırım yine yaklaşan yerel seçimler öncesinde Türban’dan alamadığınız reytingi bundan kazanma uğruna.
Acılar içinde kıvranan gariban Türk milleti yer mi yemez mi bilemiyorum ama şu bir gerçek ki; guguk yapmaya çalıştığınız o hukuk elbet size de lazım olacaktır.
Zira tarih tekerrürden ibarettir.
Netice itibariyle; “Söz gümüş ise sükut altındır” sözünü bir kez daha hatırlatalım.
KISSADAN HİSSE
KIZILDERELİ KİTABESİNDEN
- Yalan tohumdur. Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki bire kırk verir. - Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir. - Zeka sudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de. - Yetenek topraktır. Ne ekersen onu biçersin. Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter. - Emek güneştir. Tohuma da suya da toprağa da hayat verir. - Kader çadırındaki kilim gibidir. İpliğini Ulu Manitu verir sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı'dan. - Şans doğal gübredir. Boktan bir şeydir yani. Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her şeyi bombok eder. Oysa toprağına düşerse besler.
TEBESSÜM
SİSTEMLERİMİZ OF’TADIR!..
Bir bankanın müşteri hizmetlerini arayan Temel: - Beyefendi ben bankamatikten para çekmek istiyorum ama bir türlü çekemiyorum!! - Özür dileriz efendim, teknik nedenlerden dolayı sistemlerimiz su an OFF dadır.. - Peki, teşekkürler....... Yarım saat sonra tekrar müşteri bankayı arıyor.... - Beyefendi ben şu an OF dayım ama ben hala para çekemiyorum....!!
BİLGELİK
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. (Mustafa Kemal Atatürk)
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır