|
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın, "Atatürk Devrimleri Türk toplumuna travma yaşatmıştır" sözleri sanırım bardağı çoktan beridir taşıran ve sel’e sebep olan oluşumun en son raddesi olmalı. Önce düşünün Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten siyasal iktidarın, yani AKP’nin tepedeki yöneticisi ve Genel Başkan yardımcısı iken, böylesine hassas ve derinden etkileyen sözler söyleyebiliyorsunuz. Asıl bunu irdelemek lazım. Zira, ya Dengir Fırat fazla akıllı, yada aptalın teki… Yada bu işin içinde bit yeniği var. Önceki hafta türbanlı genç bir kızın Atatürk ile ilgili söylediklerini hatırlıyorsunuz sanırım. Büyük infial yaratan bu söylemlerin hemen ardından hem de AKP’nin laiklik karşıtı eylem ve fiillerinin yarattığı travmanın neticesi olarak kapatma davasının arifesinde Dengir Efendi halen daha böyle sözler sarf ediyorsa, iki kere, üç defa, hatta zamanınız varsa dört defa düşünmek gerekir. Kimine göre, AKP’nin hedefinde Laik Cumhuriyet var. Kimine göre, demokrasinin kuralları işletiliyor. Bazıları göre ise AKP haksızlığa kurban gidiyor. Tüm bu tartışmaların temeline inmek aranılan cevabı bulmamıza sanırım yardımcı olacaktır. Herkesin yorumu, algılaması elbette farklıdır. Benim tüm bu yaşananlardan anladığım ise; AKP bir yerlere doğru hızla gidiyor… Beraberinde ise Türk milletini götürüyor. Bu ise hiç hayra alamet değildir. KADERSİZLİĞİMİZ VE TURİZM… Bir dönem Giresun’a sanayileştirmek istedik. Sanayi devrimini mi kaçırdığımızdan mıdır bilinmez ama yıllar yılı bir Organize Sanayi Sitesini bile bitiremedik. Mevcut sanayi tesislerimiz bile teker teker kapanarak tarih oldu. Kültürümüzü dünyaya yansıtıp bu yönde dikkat çekmeye başladık. Kirazın anavatanı, fındığın başkenti idik… Ne kaldı elimizde? Bize ait değerleri bile koruyamayınca şıp sevdi gibi farklı konuları gündemimize taşıyoruz. Ve gün geçtikçe Giresun kan kaybederken sadece izliyoruz. Kahroluyoruz kadersizliğimize… Şanssızlığımıza… Ne kaldı elimizde; Turizm mi? Onu da yüzümüze gözümüze bulaştırmaktan korkuyorum. Turizm Tanıtma Derneği Başkanı Asaf Kitapçı, “Giresun olarak turizmin neresindeyiz ve bir yıl içinde ilimizde turizm adına ne değişti ve ne yapıldı?” sorusunun cevabını verirken, “Turizm konusunda dün nerdeysek bugünde ordayız. Hep turizmden konuşup bahsediyoruz ama bugüne kadar turizm adına bir taşın altına bir kürek harç koymadık. Turizm konusunda çözülmesi gerek sorunlar kronikleşti ve kansere dönüştü” diyor. Ancak kimse iğneyi başkasına batırırken çuvaldızı kendisine batırmayı akıl edip özeleştiri yapmıyor. Tıpkı Kitapçı’nın yaptığı gibi… Yeri gelmişken de sormadan edemiyoruz; yıllardır Giresun’da Turizm’e yön veren en önemli sivil toplum örgütünün başında yer alırken hangi başarılı projeyi hayata geçirdi? Giresun turizmine hangi menfaati dokundu acaba? ‘Hep bana hep bana Rabbena!’ demekle olmuyor bu işler… İşte topyekûn kadersizliğimiz bu. Kitapçı, sadece bir örnek. Sahi koltuk meraklıları yüzünden hep kaybettiğimizi kimse aklına getiremiyor mu? Bizden hatırlatması. Belki o zaman şansımız döner diyorum. TERÖR Şimdi herkes soruyor… “Her yaz gelince neden yaylalarımızda bir hareketlenme söz konusu? Yaz geldi de mi böyle oluyor?” Konunun muhatabı elbette biz değiliz. Ancak gazeteci her şeyi bilir mantığı o kadar yaygın ki… Demek ki sorulara cevap bulamadığımızda iyi gazeteci olunmuyor! Bizlerde soruyoruz; sahi neden böyle oluyor? Karadeniz turizm’de Akdeniz’in yerini alırken, her mevsim başında ufakta olsa meydana gelen hadiseler neyin nesi. Türk Devleti elbette 3-5 çapulcunun dersini verecek kadar var. Hani sinek ufaktır ama mide bulandırır misali. Askeri ve polisi ile Türk Güvenlik kuvvetleri elbette hangi in’e girdilerse o sinekleri çıkarıp ezebilecek güce ve kudrete sahiptir. Önemli olan iktidar gücünü elinde bulunduran siyasi iradenin ne kadar dik durabildiğidir. Gün ola hayrola. KENE Gazete başlık atmış; “Kene neden en fazla Türkiye’de görülüyor” Cevabı gayet basit… Türkiye’de yiyici 2 ayaklı keneler çoğalınca orantılı olarak 4 ayaklılarında artması normal değil mi? HAFTANIN SÖZÜ “İstatistikler hiç yalan söylemez, ancak yalancılar her zaman istatistikleri kullanırlar” HAFTANIN DÖRTLÜĞÜ -Ahmet Kaçar’dan- En güzel konuta örnek tümü hayal bir yapıda Senaryoya göre asil soylu olmak haltındayız Kazıklar yolda haberci, zamlar nöbetçi kapıda, Başımıza geleceğin garantisi altındayız. HAFTANIN FIKRASI DÜN GÖSTERDİN YA… Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti. Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca; "Yol verin. Yol verin. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler. Foto muhabiri yaklaştı. Arabanın önünde bir eşek yatıyordu.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (4) | Görüntüleme sayısı: 39 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |