Günümüzde milletlerin en büyük zenginliğinin iyi yetişmiş insan gücü olduğu konusu tartışılmaz bir gerçektir.Yeterli insan gücüne sahip olmayan milletler,dünyanın en zengin maddi kaynaklarına sahip deolsalar,ondan yeterli şekilde yararlanamaz ve bu serveti başkalarına kaptırmaya mahkumdurlar.Diğer taraftan iyi eğitilmiş,bilgi beceriyesahip,disiplinli çalışmaya alışmış birçok millet,çok yetersiz kaynaklara sahip topraklar üzerinde veçok kalabalık sayıda bulunmuş olsalar da,bu vasıfları dolayısıyla fakirliği çok geride bırakıp,yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmayı bilmişlerdir.Hatta bunlar içinde çok ağır harp felaketine uğrayıp bütün maddi altyapısı,köprüler,yollar,okul,hastane ve bütün fabrikaları tahrip olmuş milletler dahi,barış döneminegeçince,birkaç seneiçinde kendilerini toplamışlardır.Almanya ve Japonya,bu konunun açık örneğini teşkil etmektedir.Çünkü;II.dünyasavaşında birer harabeyedönen bu ülkeler,çok kısa denilebilecek bir süresonra,dünyanın önemli bir gücü halinegelmiştir.
Bu milletlerin hızlakalkınmasının,ileri bir noktaya varmasının asıl sebebi,iyi yetişmiş bilgi ve beceriye sahip insan gücüdür.Kısaca ; ülkeinsanlarının iyi eğitilmiş yüksek bir eğitime sahip olmaları;disiplinli çalışma yetenekleri kazanmış bulunmalarıdır.Bunabir milletin beşeri sermayesi denilebilir.
Ancak;ekonomi veinsan gücü kaynakları bakımından ileri derecede bulunan birçok ülkenin sosyal bünyesinde,manevi vekültürel mirasında birçok çürüme vesapmaların ortaya çıktığı görülmektedir.
Sadecekuru bilgi vebeceri değil,fazilet duyguları,manevi,ruhi derinlik vezenginliği;topluma,yetişen nesillere kazandırmanın,onu şahsiyetin ayrılmaz bir parçası yapmanın en sağlam ve geçerli yolu iyi bir eğitim veöğretimdir.
Eğitim hizmetleri gibimemleketinçokönemli birvazifesini gören insanlar veözellikle de öğretmenlerin büyük bir fedakarlık,şevk vegayret içinde olmaları gerekir.Yani bu hizmetlerini,menfaat temini veücret alma şeklindegörmemelidir.Gösterişsiz,alkışsız vesafi bir hizmet seyriyle,yepyeni bir neslin yetişmesi uğruna kendilerini fedakarlıkbeklenmektedir.Sahip oldukları ilmi;geçim kaynağı olmaktan çıkarırlarsa,ilmin izzetini dekorumuş olacaklardır.
Eğitim anlayışının,bu vebunabenzer esaslar üzerineoluşturulması halinde insanın,toplumun vedevletin birbütünolarak elealınması ve birbirine kaynaştırılması mümkün olacaktır.
Kişinin ailesini,devletini,milletini,tarih vekültürünü sevmesi,koruması,yüceltmesi için milli vemanevi şuurasahip olması lazımdır.milli vemanevi şuur,eğitim politikasının iki temel prensibi olmalıdır.
Dilimizde çalışmanın gerek vefaydaları üzerine pek çok söz vardır.Bunları düşününce,eğitimde,ekenin biçeceğine;hareketin berekete nasıl bereketedönüşeceğinebir kıstastır.
Saygı vesevgi ki Hz.Davut’ta sabır;Peygamberimiz’deahlak,Yunus’ta yaratanı, hoş görmek ;padişahlarda adalet,Cumhuriyetimizin banisi M.Kemal Atatürkde ise damarlarımızdaki asil kanın etkisiyle öğünmek,çalışmak,güvenmek şeklinde bizetavsiyeedilmiştir.