BEŞİ BİR YERDE ÖĞÜTLER : “5 / T Teorisi” (“5 / T Teorisi”; beş sosyal kavram ve bu kavramların benzerlerinden oluşan bir “Ahlâk Teorisi”nin formül edilmiş adıdır. 5 / T Teorisi sosyolojik bir denemedir. İnsanları iyiye, doğruya, güzele yönlendiren bu teori uygulamalı olarak yapılandırılmış ve hedefine ulaşmış bir teoridir. <<Ameller niyetlere göredir.>> (Buhari, İmam, 41) hadisinden de anlıyoruz ki ; niyetiniz hayırlı ise ameliniz (yaptığınız iş) te hayırlı olacaktır. Tasavvufta bir söz vardır : “Niyet hayır, âkibet hayır” derler. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu ve en güzelini şüphesiz bir bilen var. O, diyor ki : <<Allah kalplerde olanı bilendir.>> (Kur’an, 64/4) diyor. Biz de bir zamanlar, her şeyi bilen ve : <<Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.>> (Kur’an, 4/1) buyuran O Yüce Yaratıcı’nın gözetiminde yola çıkmış, “Ahlâkta ve Kardeşlikte Birlik” çağrısını yapmıştık. Çağrıya katılan veya katılmayıp karşı çıkan insanlarla yaptığımız görüşme ve çalışmalarda gördük ve anladık ki ; insanlar arası toplumsal ilişkiler, cehâlet (bilgisizlik) ve çıkara endekslenmiştir. İşte bu 5/T Teorisi, toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanmasını önleyen cehâlet ve çıkara endeksli davranışlar giderilsin diye düşünülmüştür. Amacımız cehâleti yok etmek, güzel ahlâkı yaygınlaştırmak, kardeşlik bağlarını pekiştirmek ve yöre insanını mutlu etmektir. Onun için bu teori insanoğlunun yaşadığı her yerde uygulanacak ve olumlu netice alınacak bir yapıda planlanmıştır. 5 / T Teorisi ile ; “Takdir etmek”, “Tebrik etmek”, “Teşekkür etmek”, “Teşvik etmek” ve “Tavsiye etmek” gibi toplumda unutulmuş kavramlar gün ışığına çıkartılarak sentez yapılıp, yeni bir anlayış getirilmesi düşünülmüştür. 5 / T Teorisi “İyilikler Teorisi” olarak “Güzel Ahlâk”ı temsil eder. Bu düşünceler meyvesini vermekte gecikmemiş ve “5 / T Teorisi” doğmuştur. Aşağıda ara başlıklar halinde 5 / T Teorisi ele alınacak ve anlatılmaya çalışılacaktır. Gelin ! Yunus Emre’nin dediği gibi: “Ben gelmedim davi için, / Benim işim sevi için, / Dostun evi gönüllerdir, / Gönüller yapmaya geldim” diyelim ve en yakın çevremizden başlayıp gönüller yapmaya çalışalım. Hep birlikte gönüller yıkmak için değil, gönüller yapmak için yola çıkalım. Önce kendi nefsimizi (iç benliğimizi) imar ve inşa edip arındıralım. “Nefs-i Emmare” halinden kurtulup “Nefs-i Mutmainne” hâline geçelim. Nefs-i Mutmainne iyiliği kötülükten ayıran, huzura kavuşturan nefis olup ; insanı iyiliklere yönelten nefistir. 5 / T Teorisi’ni, bu nefse sahip olanlar anlar ve yaşarlar. Nefs-i Emmare ise hayvani ve ilkel bir nefistir. İnsanı kötülüklere yönelten bu nefse sahip olanlar anlamaz, anlamadıklarını da anlamazlar. Onlar, <<Hevâ ve hevesini tanrı edinen...>> (Kur’an, 45/23) kimselerdir. Tutkularını tanrı edinenler 5 / T Teorisi’ne karşı çıkar ve ileride yazmaya çalışacağımız “5 / K Teorisi”nden yana tavır koyarlar. İşte biz diyoruz ki, 5 / K Teorisi’nin ana kavramları olan ; “Kibirlilik”, “Kıskançlık”, “Kindarlık”, “Karıştırıcılık” gibi hayvani huyları bırakmak, bu “Karaktersizlik”leri terk etmek lazımdır. Böylece insani huylara terfi etmek ve yüksek derecelere ulaşmak” mümkündür diyoruz. Bu teori, bir anlamda “Kötülükler Teorisi” olarak “Ahlâksızlığı” temsil eder. İnsan çift kutuplu yaratılmıştır. Negatif kutup “Şeytani”, pozitif kutup “Rahmâni” olarak ; insanın düşünce ve eylemlerini şekillendirir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s) buyurmuştur ki : <<Dünya âhiretin tarlasıdır, burada ne ekersen orada onu biçersin.>> İnsan vardır “kötülük tohumları” eker, insan vardır “iyilik tohumları” eker. Kim ne ekmişse kesinlikle onu biçecektir. Yüce Allah’ın kanunu budur. Bizim tohumlarımız iyilik tohumlarıdır. Biz bu dünyaya iyilik tohumları ekmeye geldik. Ektiğimiz iyilik tohumlarından birisi de ; “5 / T Teorisi”dir. Ebedi mutluluğun yolu güzel ahlâktan geçer. Öyleyse niyetimize uygun olarak konuya “Güzel Ahlâk”tan başlayıp devam edelim ve teorinin ana kavramlarını incelemeye çalışalım. (Bu teoride incelenen konulara verilen olumlu örnekler, yer ve zaman gösterilerek açık ve somut olarak ele alınmıştır. Konu gereği dile getirilen olumsuz örnekler ise, herhangi bir insanı değil, soyut insanı ifade etmektedir. Biz sözlerimizde de, yazılarımızda da, yalnız ve yalnız “Hak ve Hakikat”ı dile getirmeye çalışmaktayız. Gerisi teferruattır.) ▬ Güzel Örnek / Üsvetün Hasenetün ▬ Güzel ahlâk örneği peygamber kimdir ? Güzel Ahlâk örneği insan, Allah’ın : <<Sen yüce bir ahlâk üzeresin.>> diye övdüğü son elçi ve son peygamber “Hz. Muhammed (s)”dir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da, Allah (c) sözünün üzerine hiçbir söz söylenemez. Hz. Peygamber “Muhammed”dir, övülmüştür. O peygamber “Mustafa”dır, seçilmiştir. Onu Allah övmüştür ve demiştir ki ; sen <<Üsvetün Hasenetün>> , yâni <<En mükemmel örneksin>> demiştir. Onu örnek alacaklar ve örnek aldıklarını söyleyenler için deriz ki ; Yüce Allah onu elçi seçsin ve onun için : <<Sen yüce bir ahlâk üzeresin.>> (Kur’an, 68/4) buyursun ve onu, tüm insanlığa ahlâk örneği olarak tanıtsın ! Onu, : <<(Resulüm !) Biz seni âlemlere (tüm yaratılmışlara) ancak rahmet olarak gönderdik.>> (Kur’an, 21/107) diyerek müjdelesin ! Ayrıca : <Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.>> (Kur’an, 34/28) deyip görevini hatırlatsın ve ona tâbi olanlara da haber versin ! Onun için : <<...fakat o, Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur...>> (Kur’an, 33/40) kararını açıklayıp, peygamberini ve ona inananları uyarsın ! Ve : <<Andolsun sizin için Resulallah en güzel örnektir.>> (Kur’an, 33/21) diye yol gösterip, insanların onu örnek almalarını emretsin ! Bütün bu gerçek haber ve uyarılara rağmen, gel gör ki ; değil tüm insanlar, iman ettiğini söyleyenler bile, bu gerçeklerden habersizmiş gibi davransın ! Onun peygamberliğini ve getirdiği iman esaslarını kabul edip : <<Lâilahe illallah, Muhammeden Resulallah / Allah’tan başka Tanrı (İlah) yoktur, Muhammed O’nun elçisidir.>> diyerek, iman ettiklerini ilan edenler bile ; ne yazık ki, onun güzel ahlâkını örnek alıp yaşamasın ve yaşatmasın ! Birilerinin isteğine boyun eğerek, “Kelime-i Tevhid”i bağlamından koparıp onun adını çıkarsın ! Hiç böyle kulluk olur mu ? Bir insan düşününüz, kendisini Yaratan Yüce Varlığa ve O’nun emirlerine değil, yaratılmış bir insana ve o insanın ideoloji denilen, genellikle insanları saptıran emirlerine uysun ! Ve, dünya hayatının çekiciliğine kanıp kula kulluk etsin ! İşte o insan, aklının değil, hevâ ve hevesinin peşinden gidiyor demektir. Tutkularının peşinden giden insanlar, Yüce Allah’ın buyurduğu gibi : <<Hevâ ve hevesini tanrı edinen...>> (Kur’an, 45/23) akılsız insanlardır. Bu anlayış ve davranışlar aklın kullanılması ile ilgilidir. Bilinmeli ki, Yüce Allah’ın değişmez kanununa göre, aklını olumlu kullanıp güzel ahlâkı seçenler “Akledenler”, aklını olumsuz kullanıp kötü ahlâkı seçenler “Akletmeyenler” olarak ikiye ayrılmış ve onlara âhirette davranışlarına uygun yer ayrılmıştır. Akledenler Hz. Muhammed’in yolunda yürüyenler, akletmeyenler ise ona karşı çıkanlardır. Son elçi, son peygamber ve güzel ahlâk örneği Hz. Muhammed için, onun ilimde önde giden eşi Hz. Aişe’ye sormuşlar : “Hz. Peygamber’in ahlâkı nasıl bir ahlâktı ?”, o da : “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz ? Onun ahlâkı Kur’an’dı !” diye cevap vermiştir. (Ahmet bin Hanbel, VI.91) Ahlâk örneği Hz. Muhammed’in şu sözü : <<Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere geldim.>> (Kenzu’l-Umman, C.2) güzel ahlâkın onda tamamlandığını ve onun yolunda yürümenin insanı güzel ahlâka ulaştıracağını göstermektedir. Onun ahlâkı kitaplara ve teorilere sığmaz, onu sevenlerin gönlüne sığar. Bu bölümü “Güzel Ahlâk” sahibinin insanlığa miras bıraktığı şu güzel sözle bitirelim : <<Allah’ın Ahlâkı ile ahlâklanınız.>> (Fahrü’l Razi, VII.93) “Allah’ın Ahlâkı” Kur’an değil mi ? “Kur’an Ahlâkı” güzel ahlâk değil mi ? Güzel ahlâk “Peygamber Ahlâkı” değil mi ? Öyleyse Kur’an, müslüman olduklarını söyleyenlerin ahlâkını neden güzelleştirmiyor ? Bu soruların cevabı kısaca ; “Ne acıdır ki onlar, Kur’an’ı okuyorlar ama anlamıyorlar” olacaktır. (Yeri gelmişken, üç beş yanlışı veya günahı için, birilerinin kendilerini Allah yerine koyarak cehennemlik ilan ettiği bir fâninin, Hz. Muhammed için söylediği sözleri de dile getirelim : “O, (Hz. Muhammed) Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Senim benim adımız silinir fakat o, sonsuza kadar ölümsüzdür” (1) diyen ve : “Peygamber Efendimiz Hazretleri, Tanrı (Allah) tarafından insanlara gerçekleri bildirmekle görevlendirilmiş ve elçi olmuştur. İnsan yaşayışını düzenleyen temel kurallar hepinizce bilindiği üzere ; yüce Kur’an’daki yazılı buyruklardır.” (2) diyerek gerçekleri göz önüne getiren ve Peygamber Efendimiz’i överek örnek gösteren insan ; “Mustafa Kemal Atatürk”tür diyelim ve yorumu ; onu çıkarlarına alet eden iki zıt görüş yandaşlarına değil, tarafsız düşünebilen okuyuculara bırakalım.) Güzel ahlâk öğüdü veren bilge insan kimdir ? 5 / T Teorisi için örnek aldığımız Peygamber Efendimiz “Hz. Muhammed”den başka ; iyilikleri emir ve tavsiye, kötülükleri men ve ayıplama konusunda örnek gösterilen bilge insan “Hz. Lokman”dır. Hz. Lokman için “Lokman Suresi”nde, Yüce Allah şöyle buyurmaktadır : <<Andolsun ! Biz Lokman’a : “Allah’a şükret ! diyerek hikmet verdik”...>> (Kur’an, 31/12) Demek ki, öğüt vermek veya öğüt almak için hikmetten (doğru bilginin sırlarından) haberdar olmak lazım gelmekteymiş. Hz. Lokman halk arasındaki sahip olduğu bilge kişiliği, öğüt vericiliği gibi özelliklerinin yanında “Lokman Hekim” diye de tanınıp, her derde deva bulan birisi olarak bilinmektedir. Hz. Lokman, “Lokman Hakîm” özellikleriyle de derin bilgi ve tecrübe sahibi olup ; din, ahlâk, hukuk ve sosyal hayat alanında insanlara yol göstermiş ve unutulmaz öğütler vermiştir. Peygamber olmadığı halde Kur’an’da anılan nadir insanlardan birisidir. Güzel ahlâk hakkında Hz. Lokman’a şöyle bir soru sormuşlar : “Ey Lokman ! Sen bu güzel ahlâkı nasıl ve kimden öğrendin ?” Bilgenin tarihe geçen cevabı kısa ve özün özü bir cevap olmuş : “Ahlâksızlardan öğrendim”. Yüce Allah, Lokman kuluna değer vermiş, Kur’an’da onu konuşturmuş, onun dilinden insanlığa evrensel öğütler vermiştir. Hz. Lokman’ın dilinden insanlığa verilen “iman”, “ahlâk” ve “görgü kuralları” hakkındaki öğütler ; yeryüzü yerinde durdukça örnek alınacak “öğütler”dir. Bu öğütler aşağıdaki âyetlerden de anlaşılacağı gibi “Bini Bir Yerde Öğütler”dir. Şöyle ki : ▬<<Bir zaman Lokman oğluna öğüt vererek : “Yavrucuğum ! Allah’a ortak koşma ! Doğrusu şirk büyük bir zulümdür” demişti.>> (Lokman, 31/13),▬<<(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti :) Yavrucuğum ! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.> (Lokman, 31/16) ▬<<Yavrucuğum ! Namazı kıl, İyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.>> (Lokman, 31/17),▬<<Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme ! Zira Allah, kendini beğenmiş öğünüp duran kimseleri asla sevmez.>> (Lokman, 31/18),▬<<Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin (eşeklerin) sesidir.>> (Lokman, 31/19) Bu âyetlerin, açıklamaya gerek duyulmadan anlaşılacağı ortadadır. Görüyoruz ki, bu âyetler ; “İslâm Binası”nın dört katının nasıl olduğunu ve neye dayandığını göstermektedir. Birinci kat ; “iman”, ikinci kat ; “ahlâk”, üçüncü kat ; “ibadet” yâni kulluk görevi, dördüncü kat ise ; “muamelat” yâni hayatın bütünüdür. Zemin sağlam, temel sağlam, yapı elemanları sağlam olursa, katlar da sağlam olur, binalar da sağlam olur. Bina iç ve dış saldırılar karşısında yıkılmaz, ayakta kalır.Yüce Allah’ın Hz. Lokman’ın dilinden bütün insanlığa verdiği öğütler böyledir. Yüce Allah yarattığı insana ne güzel öğütlerde bulunuyor. Yüce Allah bu öğütleri için diyor ki : <<Böylece Biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” desinler de, Biz de anlayan toplum için Kur’an’ı iyice açıklayalım.>> (Kur’an, 6/105) diyor. İnsanı yaratan, ona akıl ve iradeyi veren, akıl ve irade yetersiz kalıp yolunu şaşırırsa ; onları uyarmak için kitap ve peygamber gönderen hep O’dur. Yüce Allah, bazı hallerde sevdiği kullarına şu âyetten de anlaşıldığı gibi hikmet verir : <<Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.>> (Kur’an, 2/269) Hikmet kavramı, bir çok anlamının yanında ; doğru ve uygulanabilir yararlı bilgi demektir. Eşyanın hakikatini bilmek, anlamak, çelişkiden uzak karar vermek ve yararlı iş yapmak hikmet kavramının kapsadığı hallerdir. Bir gün, kendisine hikmet verilen Lokman Hakîm’e, “Bilgeliği kimden öğrendin ?” diye sorduklarında şu cevabı almışlar : “Körlerden öğrendim. Çünkü onlar değnekle tam araştırmadan adım atmazlar. Basacakları yerin sağlam olduğundan emin olduktan sonra adım atarlar. Bundan dolayı ben de bir şey yapacağım zaman düşünür, faydalı ise konuşur, anlatır, anlaşır, yararlı ise yaparım. Faydasız ise, bırakmayı ve susmayı tercih ederim.” Biz ise, faydalı tavsiyelerimize insanlar anlamasalar ve yararlanmak istemeseler de, ola ki bir anlayan çıkar diye devam edelim. Çünkü bu teorinin maksadı, hak edene hakkını vermek ve kim ne derse desin ; her zaman ve her zeminde doğruları tavsiye etmektir. İşte 5 / T Teorisi bu tavsiyelerden bir tavsiyedir. (Batı’lı kaynaklar Kur’an’daki Lokman’ı Ezop olarak tanırlar.)
Favori olarak ekle (13) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 771 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |