1- Takdir etmek : Beğenmek, değer vermek, aferin demek ve alkışlamak anlamlarına gelen sosyal bir kavramdır. Beğenmekten, değer vermekten maksadımız ; kendimiz ve taraf tuttuğumuz bizden olanları değil, toplumda iyi ve örnek iş yapan, eser veren, insanlık yararına çalışan üstün insanları, nereli veya kim olduklarına bakmadan kıskanmayıp beğenmek ve hak ettikleri değeri onlara vermektir. Allah rızası için çalışan ve toplum yararına malını, ömrünü ve emeğini harcayanlara Allah katında : <<...büyük mükâfat (ödül) vardır.>> (Kur’an, 57/7) Öyleyse, Yüce Allah’ın işaret ettiği yolda yürümek ve bu yolda yürüyenleri takdir ederek ödüllendirmek insanlık görevidir. Davranış olarak “takdir” eylemi, “önyargılı tenkit”in karşıtıdır.Takdir, insanlık değerlerinden başta gelen erdemli bir davranış şeklidir. Takdir kıskançlığın panzehiridir. Hele hele takdir etmek, davranış olarak çıkara dayanmıyor ve içtenlikle yapılıyorsa ; Allah katında da, kul katında da beğenilen bir davranıştır. Takdir etmek, özellik ve güzellik dolu bir gönül eylemidir. İyi bilinmeli ki : <<Allah da güzel davranışta bulunanları sever.>> (Kur’an, 3/134) Böyle buyuran Allah, güzel davranışları takdir eden gerçek ve tek makamdır. Aslında insan için önemli olan Allah’ın takdiridir. Akıllı insan, Allah’ın takdirine talip olandır. Takdir etmek duygusu güzel ahlâkın önemli bir göstergesidir. Takdir konusunda, takdir edilenlerden çok, takdir edenler önem kazanır. “Takdir etmesini bilenler, takdir edilirler”. (Kısacası, akıllı insan, kendisini güzel davranışların sentezi olan 5 / T Teorisi ile “empatik” davranıp, “sempatik” hale getiren insandır.) 2- Tebrik etmek : Kutlamak, mübarek/kutlu olsun demek, takdire değer bir iş yapmış olanlara, yaşa/varol demektir. Tebrik etmek eylemi, nezaket ve incelik taşıyan davranışların tümünü kapsayan ve görgü kurallarının başında gelen uygar / medeni bir davranıştır. Bu davranışları insanların birbirinden esirgememesi insanlık görevidir. Kim olursa olsun, isterse düşman (!) olsun ; iyi, güzel ve doğru iş yapanları, insanlara faydalı olanları her zaman ve her yerde tebrik etmek lazımdır. Böyle bir davranış insan olmanın ön şartıdır. İnsanlar arası ilişkide empatik davranmak, karşı tarafın içinde bulunduğu durumu değerlendirmek ve onları Allah’ın buyurduğu gibi : <<Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler...>> (Kur’an, 17/53) uyarısı ile uyarmak gerekir. Her zaman ve her yerde hak edenin hakkını vermek âdil bir davranıştır. Kötü duyguların ve kötü insanların etkisinde kalarak; hakkı ve hukuku görmezden gelmek doğru değildir. Tebrik etme alışkanlığını sadece ; düğünde, dernekte ve bayram günlerinde değil, hayatın her safhasında gerçekleştirmeye çalışmak ve herkese bu güzel alışkanlığı tavsiye etmek gerekmektedir. “İyi bilinmeli ki tebrik edenler, tebrik edilirler” (Doğrusu, bu davranışları yaparken ; şeytanı ve şeytanın değirmenine su taşıyan insanları ayırmak ve onları ödüllendirmemek duyarlılığını göstermek gerekir. Nezaketen de olsa hak etmeyenleri tebrik etmek yanlış ve hak edenlerin hakkını yok eden bir davranıştır.) 3- Teşekkür etmek : Bir iyiliğe, güzel ve yararlı harekete karşı mutluluğunu dile getirip sevincini ifade etmek, kendisine yapılan iyiliklere karşı insanlara sözlü bir ödül vermek demektir. Hz. Muhammed(s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur : <<Halka (insanlara) teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.>> (Tirmizi, Bir, 35/1955) Teşekkür etmek, toplumda bireyler arasında iyilikleri ve güzellikleri yaymak için yapılan örnek bir harekettir. Teşekkür de tebrik gibi, iyi iş yapan, insanlara yardım elini uzatan ve bunu hiçbir karşılık beklemeden yerine getiren insanlara, hatta kurum ve kuruluşlara ödenmesi gereken bir borçtur. Bu borcu öderken insanlara yumuşak, hoşgörülü ve güleryüzlü davranmak gerekir. Çünkü o güzel insanlar öyle bir davranışı hak etmiştir. Yüce Allah, insanlara örnek gösterdiği peygamberine buyuruyor ki : <<O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın ! Eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi...>> (Kur’an, 3/159) Bu âyet, yerli ve yersiz, hak etmiş veya etmemiş insanlara iyi davranılması için değil, “anlama problemi” olanlar içindir. Anlama problemi toplumsal bir hastalıktır. Bu hastalık dün de vardı, bugün de var, kıyamete kadar da varolacaktır. Bu hastalığa yakalananlar, önyargılı değilse ; onların kazanılması gerekir. Onlar karşı çıksa da, “anlayamadıkları için” onları hoş görmek lazımdır. Onlarda bulunan en ufak bir olumlu hareketi öne çıkarmak ve o hareket için bile olsa, onlara teşekkür etmek, onları kazanmak için atılan ilk adımdır. 5 / T Teorisi onları kazanacak bir iyi niyet teorisidir. “Teşekkür etmesini bilenlere teşekkür edilir”. (Akıllı insanlar ve toplum önderlerine düşen görev, sevgili peygamberimiz gibi ; anlayışlı davranmak ve insanlarda bulunan bir güzelliği, zerre kadar bile olsa, değerlendirmek olmalıdır.)4- Teşvik etmek : Özendirmek, isteklendirmek ve gayrete getirmek demektir. Ayrıca cesaret, güç, şevk ve heyecan vermek anlamlarını da kapsar. İyi, güzel ve yararlı iş yapan insanlar ; değerleri bilinir, takdir ve tebrik edilirlerse ve yaptıkları işlere karşılık manevi ödül sayılan teşekkür ile onurlandırılırlarsa, teşvik edilmiş olurlar. Teşvik aynı zamanda insana azim ve irade gücü veren manevi bir dopingdir. Yaygın olarak kullanılan “Marifet, iltifata tabidir” sözü bir anlamda, iyi iş yapanları “takdir”, “tebrik” ve “teşekkür” ederek ödüllendirip “teşvik” etmeyi işaret eden bir sözdür. Teşvik, iyi, doğru ve güzel işleri yaptırmak üzere Allah’ın insanlara tavsiye ettiği bir metottur. Yüce Allah buyurmaktadır ki : <<Bilinsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. / Ve çalışması da ilerde görülecektir. / Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir. >> (Kur’an, 53/39-41) Öyleyse ki, öyledir. Değil mi ki, dünyada ve ahirette hiçbir şey karşılıksız kalmayacak, öyleyse: <<Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. / Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.>> (Kur’an 99/7,8) emrini görmezden gelmemek gerekir. Bu uyarı, insanları şerlerden uzaklaştırmak ve hayırlara teşvik etmek için yapılmış bir uyarıdır. O halde, şerlere karşı çıkmak, hayırda yarışmak üzere insanları teşvik etmek gibi kutsal bir görevi “Allah Buyruğu” kabul edip ; “Hesap Günü”ne hazırlanmak gerekmektedir. Aslında bu buyruklar Allah’ın ahlâkını ve adâletini haber vermektedir. İnsanların Allah’ın adâlet ve ahlâkını örnek alarak ; iyi, doğru ve güzel işleri teşvik etmesi de, Allah’ın hoşnut olacağı işlerdendir. Bu güzel işleri yapan insanlar her iki dünyada da kesinlikle ödüllendirilecektir. Çünkü Yüce Allah’ın kanunu “Sünnetullah” böyle bir kanundur. “Bilinmeli ki, iyiliği teşvik edenleri Allah da teşvik eder ve ödüllendirir”. (Teşvik etmek ve olumlu sonuçlar almak meyve ağacı dikmek gibidir.) 5- Tavsiye etmek : Öğüt vermek ve yol göstermek, bir iş ve hareketin yapılıp veya yapılmaması için sözlü yardımda bulunmak gibi anlamlar taşır. 5/T Teorisi’nin yukarıdaki ilk dört maddesini yerine getirmek ve insanlara bu yollarla faydalı olmak, en iyi öğüt ve üstün bir tavsiye metodudur. İnsanoğlu için başarının birçok yolu ve yöntemi vardır. İnsanlığın kurtuluşu ve mutluluğu için ; imana, ahlâka, iyi işler yapmaya, hakka rıza göstermeye ve haklı dava uğruna sabırla mücadele etmeye ihtiyaç vardır. Böyle bir ihtiyacı karşılamak için Yüce Allah : <<Asra yemin olsun ki, iman edip salih amel (iyi iş) yapan ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin dışında ; tüm insanlar kesinlikle ziyandadır. >> (Kur’an, 103/1-3) buyurmaktadır. Yüce Allah bu uyarısıyla sanki 5 / T Teorisi’nin kapsam alanını işaret buyurmuştur. Yüce Allah’a bize verdiği akıl nimeti için sonsuza kadar hamd etmek, yerine getirilmesi gereken bir kulluk borcudur. O’nun peygamberinin yolundan gitmek “tavsiyesi” insanlara yapılacak en iyi ve en güzel tavsiyedir. “Bilinmelidir ki, iyilikleri tavsiye edenlere, bir gün gelir, iyilikleri tavsiye edenler de bulunur”. (Akıl, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu eğriden ayıran, yalnız insanoğluna verilen ve her kapıyı açabilen bir anahtardır. İyi kapıları “5 / T Teorisi” gibi iyi anahtarlar, kötü kapıları ise ; ileriki bölümlerde anlatmaya çalışacağımız “5 / K Teorisi” gibi kötü anahtarlar açar. Kim hangi anahtarı seçmişse, önüne o anahtarın kapısı çıkar.)
Favori olarak ekle (5) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 229 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |