Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow İhsan Tekoğlu arrow Bir Hatıra/Bir Gerçek
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
Ana Menü
Anasayfa
Alucra'ya ulaşım
Son Haberler
Bağlantılar
İletişim
Arama
Köşe Yazarları
Ziyaretçi Defteri
Alucra Resimleri
Alucra Videoları
E-Posta
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Alucra Email


Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet




Ayın Konuğu



http://www.puralweb.com/

 

 




Z. Defteri Son Kayıt
mustafa kurt
Tüm islam aleminin ve ALUCRALILARIN Mübarek Ramazan Ayını kutlar yüce Mevladan hayırlara vesile olmasını dilerim. RAMAZAN AYI , İNSANLARA YOL GÖSTERİ
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 misafir ( 1 ) misafir 1
   Toplam 1


istatistikler
Son Üye  doktor
Bugün  2
Bu Hafta  6
Bu Ay  58
 

Advertisement
Bir Hatıra/Bir Gerçek PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 7
Kötüİyi 
Perşembe, 13 Eylül 2007
Bugünlerde önemi daha da artan bir hâtırayı (anıyı) mealen aktarmaya çalışacağız : Halk ozanı "Hayâli" der ki ; "Geçmiş zaman olur ki, hayâli cihan değer" der. Onu rahmetle anarak biz de ; "BİR HÂTIRA Kİ, ANLATMAK CİHANA BEDEL" diyelim ve tarihe ışık tutalım :

1975 yılı, 13 Aralık günü İstanbul Karacaahmet Mezarlığı'ndan  bir grup üniversite profesörü ile ağır ağır ayrılmaktaydık. Türk Milliyetçiliği'nin önde gelen isimlerinden "Hüseyin Nihal Atsız"ın cenaze merasiminden sonra kabristandan ayrılan topluluk içinde en az oniki profesör ve ilim adamı ile ben de vardım. Rahmetli tarih âlimi "Prof. Dr. Osman Turan Hoca"nın koluna, rahmetli Türk dili âlimi "Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş" girmiş, ağır ağır yürüyorlardı. Her iki hoca arasında aşağıdaki konuşma geçti ve mealen hafızama kaydederek, hiç unutmadım.

Konuşma şöyle başlamıştı :

―Prof. Dr. F. Kadri Timurtaş : Hocam, Türk milliyetçiliğinin liderliği bundan sonra size düşüyor. Başımıza geçin, bu dava sahipsiz kalmasın...

―Prof. Dr. Osman Turan: Estağfirullah...

―Prof. Dr. F. Kadri Timurtaş : Hocam, bu bayrak ancak size yakışır...

―Prof. Dr. Osman Turan: Gelin, çay içelim diyerek yakındaki bir çayhaneye davet etti. Çayhanede konuşma devam ediyordu ve Faruk Hoca'nın teklifini diğer hocalarda destekliyordu. Osman Hoca konuyu değiştirerek ; <<Cumhuriyetimiz kurulalı yarım asır geçtiğini, her ne kadar bir çok çalışmalar yapıldıysa da 1938'den sonra yeni çalışmalar yapılarak "Cumhuriyetimizin alt yapısının" tamamlanması bir tarafa, yerinde sayıldığını ve hatta birçok faydalı projelerin yerine ; zararlı projeler uygulandığını...>> dile getirdi. "Milli ve manevi değerlerimizin" bilerek ve bilmeyerek sekteye uğratıldığını, böylece "Milli bütünlüğümüz"ün de iç ve dış tehditler altında olduğunu söyledi. Kendi yöresinden şu örneği vererek konuşmasını sürdürdü :

―Prof. Dr. Osman Turan: Bakın, ben Trabzon'un Çaykara ilçesi Hopşara (Soğanlı) köyünde doğdum. Annem, babam, dedem ve ninem bizim oralarda bazı köylerde konuşulan bir çeşit Rumca konuşurlardı ve ben de bu dili bilirim. Biz Rum asıllı değiliz. "Türk oğlu Türk ve Müslümanız." Biz "Oğuz Türkleri'nin Çepni Boyu" ndan gelen göçebelermişiz. Anadolu'ya geldiğimizde bizim obalarımızı Karadeniz kıyılarına ve kıyı şeridi arkasındaki dağ eteklerine sevk etmişler. Göçebe Çepni boylarının bütün varlıkları; at, katır, eşek, koyun ve köpekleri ile yün, deri, çadır ve ev eşyaları ve bir miktar altın paradan ibaretmiş.

Yeni geldikleri yörelerde (Trabzon, Of, Sürmene, Çaykara, Maçka, Tonya vb.) çadırları ve sürüleri bırakıp ev yaparak yerleşik hayata geçmeye çalışmışlar. O zamanlarda bölgede Rumca konuşan halk yerleşik ve şehirli idi. Göçebe Çepni Türkleri onların dilini bilmedikleri için zorluk çekmişler, yerli Rumlar ise Çepni Türklerinin dilini öğrenmeye tenezzül etmemişler. Ev yaptırıp, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için göçebe "Çepni Türkleri" mecburen Rumca öğrenmeye başlamışlar. Zamanla, şehirli olan yerli Rumların dillerini öğrenen bazı köyler bu dili kullanmaya başlamışlar ve bir kısmı da anadilleri Türkçe'yi bırakmışlardır. Hal ve keyfiyet bundan ibarettir. Şimdi gelelim tarih ilmi ve şuuru bakımından işin analizine dedi ve ekledi :

1- Eğer biz yerli Rum ırkından olmuş olsaydık, neden bir bölümümüz müslüman olup bir bölümümüz Ortodoks Hıristiyan kalmışız. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu'da din değiştirmek için hiçbir zaman zor kullanılmadığı kaynaklarda açık ve nettir.

2-  Çepni Türkleri o bölgeye tamamen müslüman olarak gelmişlerdir.

3-  Anadolu'da Selçuklular ve Osmanlılar dönemindeki din ve inanç hürriyeti tarihin hiçbir döneminde ve coğrafyasında görülmemiştir.

4- Hatta Karaman yöresinde bir çok Oğuz boyu yerli halkın etkisi ile kendileri seçerek Ortodoks Hıristiyan olmuşlardır. Cumhuriyet kurulup mübadele (nüfus değişimi) yapılırken Karaman yöresinde kiliselerinde Türkçe ibadet eden halk aynen şöyle yalvarmış: "Ne olur bizi Yunan'a vermeyin, biz Türk oğlu Türküz" demişlerse de zorla gönderilmişlerdir. (Karamanlisler bunlardandır. Şu anda hala kendi anadilleri Türkçeyi Yunanistan'da konuşan epeyce kalabalık Hıristiyan Türk topluluğu bulunmaktadır.Esas Rumlar bunları "Türkopol" diyerek dışlamaktadır.)

5- Konya/Karaman bölgesinde Karamanoğlu Mehmet Bey 13.05.1277 tarihinde yayınladığı  fermanda: "Bugünden  sonra  divanda,  dergâhta, bârigahta, mecliste, meydanda ve seyranda Türkçe'den başka dil kullanılmayacaktır." diyerek Türk dilini korumuş ve Türkmen boylarının Trabzon ve yöresinde yaptığı dil değiştirme hareketini böylece Karaman'da önlemiştir. Ne var ki, Türkler'de ve Müslümanlar'da din ve inanç serbestliği olduğu için Karaman'daki Türkmenler yerli halkın etkisi ile hıristiyanlaşmışlardır. Trabzon yöresinde dillerini koruyamayan Türkmenler, Karaman bölgesinde ise dinlerini koruyamamışlardır.

6- Tarihte bir milletin veya topluluğun, aynı yörede yarısı başka dine geçip, diğer yarısının eski dininde kaldığı bir örnek yoktur.

7- Tarihte göçebe topluluklar, sayıları az ise asimile olur, eriyip yerli kültür içinde kaybolurlar. Sayıları çok ise ; yerli halkı asimile ederler. Trabzon yöresinde müslüman halkın konuştuğu  Rumca, ırk ve din ile ilgili olmayıp, göçebe toplumun, şehirli olan yerli Rumlardan etkilenmesinden başka bir şey değildir.

8- Trabzon yöresi ile Giresun ve Ordu'nun bazı yerleşim yerlerindeki yerli Rum halktan az da olsa Müslüman olanların bir bölümü mübadelede Rum asıllı oldukları için Yunanistan'a gitmiştir. Müslüman da olsalar, Rumlukları ağır basanlar ve hıristiyan olan akrabalarından ayrılmak istemeyenler Yunanistan'a gitmeyi seçmiştir. Böylece Karadeniz yöresi Rum ırkından temizlenmiştir. Rum ırkı denilen ırk "Doğu Romalı" demek olup ; en az bir düzine ırkın kalıntısından oluşmaktadır. (Yunanlılar ayrı, Rumlar ayrı kavimler olup, kilise tarafından bir araya getirilmiş, kendi içlerinde de kozmopolit birer topluluklardır.)

9- Selçuklular'dan evvel Anadolu'ya bir çok Türk Boyları Kafkasları aşarak gelmiş ve yerli kavimlere karışarak Hıristiyanlaşmıştır. Bunların belli başlıları İskit, Hun, Avar, Hazar, Kuman, Kıpçak ve Peçenek gibi muhtelif eski Türk Boyları'dır. (Rahmetli Osman Turan Hoca'nın "Selçuklular Zamanında Türkiye" adlı eserinde yerli ve yabancı kaynaklardan örnekler verilerek ispatlanan bir gerçek vardır, o da şudur; Türkler Anadolu'ya geldiklerinde Anadolu'da insan kalmamıştı. Yer yer küçük koloniler halinde Rum, Ermeni ve Süryani gruplar yaşamaktaydı. Anadolu'nun ovaları, dağı taşı ve her yeri akın akın gelen oğuz ve Türkmenler ile dolup taşmıştı. O kadar çok Türk Boyları gelmişti ki ; yerli kavimleri asimile etmeye ihtiyaç kalmamıştı. İslamlaşıp Türkleşen ne Rum, ne Ermeni ve ne de Süryani topluluklar olmamıştır. Münferit / bireysel evlilikler ve diğer sebeplerle oluşan din değiştirmeler hiçbir zaman asimilasyon olarak kabul edilmeyecek bir sosyolojik gerçektir.)

10- Bu konuda son olarak söyleyeceğim ve hiçbir "Türk Evladı"nın unutmaması gereken en önemli husus şudur ; "Su uyur, düşman uyumaz ! Yunan / Rum milletinin temeli Ortodoks kiliseleridir. Akla gelmedik yollar deneyerek insanları hangi ırktan olursa olsun; önce Ortodoks hıristiyan yapıp, sonra Rumlaştırma işi Rum / Yunan Kiliseleri'nin tek hedefidir. Kiliseler olmasaydı, Anadolu'da Rum diye bir millet olmayacaktı. Kiliselere karşı uyanık olmalıyız."

Rahmetli büyük tarih alimi Osman Turan Hoca, oradaki dostlarına ilmi bir ziyafet vermiş ve bir manada Türk milliyetçilerinin lideri olabileceğini ima etmişti. Onun bu hatırasını yazmakla Karadeniz İnsanına bir hediye sunduğumuzu ve tarihi bir görev yaptığımızı kabul ediyoruz. (İyi bilinmelidir ki, bu yazıyı hiçbir gerçeği saklamadan ve eklemeden olduğu gibi yazmış bulunmaktayız. Gayret bizden yardım Yüce Allah'tan olmuştur.Bütün eserleri ile fikir yapısını yakından tanıdığımız ve fikirlerine iştirak ettiğimiz bu büyük âlime Allah'dan rahmet dileriz.)

         Yunanistan hayallerine kıyamete kadar ulaşamaz !

Bu yazıyı yazdığımız sırada Çaykara'nın "Soğanlı / Hopşara" doğumlu olan dostumuz "Avni Akçay" Bey'den de bilgiler aldık. Rumca  bilen insanlarımızın bir çoğunun yüzyıllarca kullandıkları aile adlarının (soyadlarının) Türkçe olduklarını öğrendik. Meselâ; Seferoğulları, Şabanoğulları, Hacı Ahmetoğulları, Katipoğulları, Yazıcıoğulları, Balabanoğulları, Çakıroğulları, Tellioğulları vb. gibi. İnsanların konuştukları dil onların ırkını tayin etmez. (Abdullahoğlu deyimini kimse ters yorumlamaya kalkmasın !) İnsan hakları bakımından kişi kendisini ne hissediyor ise odur ve biz Türk ve Müslümanlar başka milletlerin soy ve inanç haklarına her zaman saygı duyduk ve duymaktayız.

Dünya nüfusunun bir zamanlar %20 sinin Türk boylarından oluştuğunu tarih kaydetmektedir. "Türkler olmadan tarih yazılmaz." diyen Batılı namuslu tarihçiler de vardır. Bugün ise dünyada Türkçe konuşan 250/300 milyon insan bulunmaktadır. Acaba kalanı nereye gitti ? Türk kavimleri yerleşik hayata geçerken kolayca asimile olmuşlardır. İslâm dinini seçenler ise genellikle Türk'lüklerini koruyabilmişlerdir. (Bu hesaba göre günümüzde dünya ölçeğinde en az 1.200.000.000 Türk olmalıydı.)

            Globalleşme ve küreselleşme adı altında ; topluluklar, milletler ve devletler parçalanıp kolayca hakim güçler tarafından sömürülmektedir. Kapitalizm bugün "serbest piyasa ekonomisi" ile dünyayı kontrolü altına almıştır. Küresel güçler, devletimiz ve milletimiz üzerinde bir çok planlar üretip, bunları gizlice uygulamaya geçmiştir. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'da Osmanlı'dan kalan kardeşlerimizle bağlarımızı kopararak bizi Anadolu'ya hapsetmek ve etkisizleştirmek için her türlü oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunlar yetmezmiş gibi, şimdi de içimizde yeni oyunlar gözümüzün önünde korkusuzca oynanmaktadır.

Batı Trakya'nın Müslüman Türkleri Lozan Antlaşması'na dayanan haklarından mahrum bırakılırken, Trabzon ve yöresinde yaşayan özbeöz Türk çocuklarını kandırıp onlara siz Rum asıllısınız demek ilme, ahlâka ve akla sığar mı?

Batı Trakya'daki Müslüman Türkler'e "Siz Türk değil, müslüman olmuş Rum'sunuz" diye baskı yaparak asimile etmeye çalışan "alçakça politikalar" yeniden hız kazanmış bulunmaktadır. 9,5 milyon nüfusunun yarıdan fazlası Türk, Arnavut, Makedon, Roman, Ulah ve Giritli olan, sözde komşumuz Yunanistan ne yapmak istiyor? Bu "yapay devlet" Yunanistan kendi içindeki karışıklığı örtmek için Trabzon bölgesine el atarak stratejik bir plan uygulamaktadır.

            Toprakları nüfusuna çok fazla gelen sözde komşu devlet, boyuna bakmadan  Rum / Pontus devleti kurabilir mi ? Bu "megali idea kıyamete kadar gerçekleşemez." Bunu anlayabilmek için savaşmak ve deneyerek öğrenmek, onlar iyi bilirler ki; akıllıca bir yol değildir. Yakalandıkları "Dokuz Eylül Sendromu"nu kimse unutmasın !

İnsanlara dünyada yetecek kadar rızık Allah (c.) tarafından fazlasıyla indirilmiştir. Fakat insanların bir kısmı haksızlıkla, diğer kısmının rızkına el koymakta ve sömürgecilik yapmaktadır. Bozulan bu dünya düzeninin kimsenin yanına kâr kalmadığı gibi, Yunanistan'ın da yanına kâr kalmayacağı Allah tarafından işaret buyurulmaktadır ; <<İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki, Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.>> Rum Suresi (30/41)

            Biz Müslüman Türk milleti antlaşmalarımıza, karşılıklı eşitlik ilkesine, devletler arası hukuka ve insan haklarına saygılıyız. Başkalarının da saygılı olmasını bekleriz. Bizim tarihimizde ırkçılık, sömürgecilik, barbarlık, soykırım ve emperyalizm yoktur. Çağdaş dünyada yeniden hak ettiğimiz yeri, başkalarının yerini değil, kendi yerimizi alacağız. İçinde bulunduğumuz sıkıntılardan kimse çıkar sağlamaya kalkmasın! Kimse Türk Milleti'nin uyuduğunu sanarak haddini aşmasın! "Keser döner, sap döner, birgün gelir hesap döner !"

            Müslüman Kırım Türkleri'nin önderlerinden İsmail Gaspıralı'nın söylediği gibi; "DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK" yaparsak yeniden eski günlerimize döneriz. Küçük sömürgeci ve yapay devlet Yunanistan, ta Atina'dan gelerek Trabzon ve yöresinde devlet kurmaya kalkışamaz. Atina nere, Trabzon nere ?

            Özellikle Karadeniz yöresinin "Kahraman Türk Evlatları"na ve Türk-İslam Dünyası'na bizden sêlam olsun.

İHSAN TEKOĞLU


Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 509 | Yazdır | E-posta

  Yorumlar (1)
RSS yorumları
 1 Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 29-09-2007 04:40 , IP: 88.233.70.115
yazılarınızın devamını bekliyoruz.teşekkür ediyoruz

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki
Video Haber






Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!












































Avukatınız Köşesi


Doktorunuz Köşesi


Şiirler
Lütfen Şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten
Reklam Alanı ( 468 x 60 )


designed by: yildiray pural