(İnsanlar kelimeler (sözcükler) ile konuşur, kavramlar ile anlaşır. Kelime, bir veya birkaç heceden meydana gelen anlamlı söz / sözcük demektir. Kelimeyi ; daha geniş anlamda bir varlığı, fiili (eylemi) ve kavramı dile getiren ses veya ses topluluğu olarak ta tanımlayabiliriz. Kavram ise ; bir şey (varlık) hakkında oluşmuş genel düşünce, fikir, tasarım, mefhum, nosyon anlamlarına gelir. Kavramlar tasavvurun, düşüncenin kelimeler yoluyla anlaşılması ve anlatılmasını sağlayan soyut fikir araçlarıdır. Kelimelerin kökenini, kaynakta başlayıp devam eden gelişmesini, ses ve anlam bakımından geçirdikleri değişiklikleri inceleyen bilim dalına “Etimoloji / Kökenbilim” denir. Kavramların içerdiği fikirleri konu edinen, kavramların bilgisini inceleyen bilim dalına da “Epistemoloji / Bilgi Teorisi” denir. Kelime ve kavramların işaret ettiği anlamları inceleyen bilim dalı ise “Semantik / Anlambilim” olarak geliştirilmiştir. Yöremizdeki kelime ve kavramları daha iyi anlayabilmek için, kökenine inersek ; yeniden köye dönüp köylülerimizle, özellikle de yaşlılarımızla konuşmamız ve yerinde araştırma yapmamız yararlı olur diye düşünmekteyiz. Bir zamanlar dile getirdiğimiz “Köylü olmak üstünlük, köylü kalmak düşkünlüktür” söylemimiz yerli yerinde bir söylemdir. Bu sözü söylerken milli kültürümüzün köyde başladığını, kentte gelişip çağdaşlaştığını düşünmüştük. Yöre kültürünün öz be öz Türk olan kelimelerini bildiğimiz veya bulduğumuz kadar aşağıda alfabetik sıra ile sunacağız. Bu arada, söz kelimeden açılmışken, dini ve milli kültürümüzün ana unsurlarını da dile getirmeye çalışacağız.)
Kelime-i tevhid ne demektir ?“Kelimetullah” da denen “Kelime-i tevhid”, Allah’a ve O’nun son peygamberi ve elçisi Hz. Muhammed’e inanıp iman etmeyi sağlayan : <<Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah>> sözüdür. Bu sözün anlamı (Türkçesi) : <<Allah’tan başka ilâh (tanrı) yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir. >> demektir. Müslüman olduğunu söyleyen her insan, bu sözü dili ile ikrar, kalbi ile tasdik eden insan demektir. Bu söz İslam’ın iman esaslarının ilkidir. (Her ne kadar girmek için çırpındığımız AB (Avrupa Birliği), bu iman cümlesinin son bölümünü, bize emredercesine söylemeyin dese de biz son nefese kadar söylemeye devam edeceğiz.)Kelime-i şahadet ne demektir ?
“Kelime-i şahadet”, iman eden müslümanın : <<Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhu>> diyerek imanını ilan etmesidir. Bu sözün anlamı (Türkçesi) : <<Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. >> demektir. Bu şahadet cümlesi müslümanın dünyada iken imanına bütün benliği ile şahitlik etmesidir.
Orta Asya (Türkistan) seyahatimde baba köyüm olan “Hacılı” ve ana köyüm olan “Pirili” de birebir konuştuğumuz şu kelimeleri duyarak tarif edilemez bir duygu yaşadım : “Aga, aga bey, eke, çece, emi, ici, ini, ene, eme, bibi, ebe, izi / ize, elti, tete, tieze” ve buna benzer bir çok ortak kelimeye rastladım. Bundan da anlaşılıyor ki ; bizim yöremiz “Oğuz” ve “Türkmen” topluluklarının gelip yerleştiği bir yöredir.
Kelime-i tayyibe ne demektir ?
Gönülleri hoş eden güzel söz demektir. Dünyada ve ahirette insanı mutlu eden yukarıdaki güzel ve kutlu sözlerden sonra, “Alucra ve Yöresi”ne ait kendi bildiğimiz ve derlediğimiz “Bizim Kelimelerimiz”in alfabetik sıralamasına geçelim :
ALUCRA Yöresinde kullanılan / Alucra Ağzı
Öztürkçe kelime ve kavramlar için İhsan Tekoğlu
tarafından yapılan katkılar aşağıya çıkarılmıştır :
- A -
Aga : Büyük erkek kardeş, aga bey
Ağız / Ağuz : (Avuz) Yeni doğuran hayvanın ilk sütü
Çiğin :Damat evinde gelin ve güvey için yapılan son takı töreni
Çit : Bahçe sınırlarını çevreleyen ağaç veya diken korunak, bad
Çit : Yazma, yemeni, oyalı denilen kadın başörtüsü
- D -
Deyha :Ora, orası anlamına (elle işaret edilerek gösterilir)
Dıgıl :Bıdık, kısa, cüce
Dırçık : Dırdırcı, çok ve sürekli konuşan
Dirgon : Demir harman yabası
- E -
Ekiz : İkiz
Ekti : Cimri, aç gözlü (Dilenci tabiatlı)
Eksük : Noksan, yarım
Elti : Erkek kardeşlerin eşleri
Ene :Ana (Enee ! Anaa ! anlamınadır)
Eneke : Misket, bilye (çocuk oyunu)
Esürük : Sarhoş
- F -
Fırfırık : Pervane, fırıldak, vantilatör
Fırfırok : Dönek insan
Fırıç : Kurutulmuş ahlat ve dövmesi
Fırtlak :Yersiz ve zamansız davranan insan
Fısırık :Yetersiz, işe yaramaz- G -
Gabran : Nobran, kaba, anlayışsız (gaspçı insan)
Garagura / Karakura :Kabus, korkulu rüya
Gavut :Un, yağ, süt ve şeker karışımı yemek
Gaygana / Kaygana : Yumurta ve peynir yemeği, omlet
Gayhı / Kaykı :Kızak, kayık
Gelecoş : Et, ekmek, yoğurt, sarımsak karışımı yemek
Gendüme :Dibekte zarı alınmış keşkeklik buğday
Gıbalsız : Çirkin
Gilar : Kiler
Gilik : Sac altında ısı ile pişirilen ekmek, kömbe
Gubarmak / Kubarmak : Çalım satmak, horozlanmak
Gülük :İçi boş ve yuvarlak, çopur meşe meyvesi
Gülük oynamak :Gülükle misket oynamak
- H -
Halbur Tatlısı :Kalburla şekillendirilen unlu bir çeşit tatlı
Hareket : Deprem
Hasut / Hasud : Hasetçi, kıskanç
Haşgil :Haşılı çok yiyen, doymak bilmez, obur
Haşıl : Buğday kırığından yapılan bulamaç
Hedik :Yemek için buğday ve fiğ haşlaması
Herek : Bir çeşit zayıf koyun
Hımıh(k) : Burnundan (genizden) konuşan insan
Hırıt : Zayıf, güçsüz, çelimsiz
- I -
Ihbal : Şans, kısmet, baht
Irakı : Rakı
Iramazan : Ramazan
Irazı : Razı olan
Irıza : Rıza
Isıcak :Sıcak
- İ -
İnne : Israr, kesin karar ve inat ifade eder
İnne de :İnadına, kesinlikle
İnneme :Hepten
İrezil :Rezil, utanmaz, alçak
- J -
J Harfi : (J harfi ile başlayan Öztürkçe kelime bulunmamaktadır. Başka dillerden Türkçe’ye geçen J harfi ile başlayan kelimelerin yerine ; “jandarma” kelimesinde olduğu gibi başka harf konularak, “candarma” şeklinde ses ve dil uyumu sağlanmıştır.)
- K -
Kaluk :Evde kalmış kız
Karamet / Garamet : Dert, çile, sıkıntı
Katık : Ayran
Katmer : Yağlı kete
Kayık :İki ayak üzerine oturtulmuş kızak
Kersen :İçinde hamur yoğrulan yuvarlak ahşap tekne
Keş : Yağsız ve tuzlu kurutulmuş peynir
Keşgek / keşkek : Gendümeden yapılan etli buğday yemeği, haşıl
Kete : Bir çeşit közleme
Kırik : Yeni doğmuş tay
Kömbe :Sac altında ısı ile pişirilen büyük ekmek, gilik
Kömüş :Manda, camışKörpü :Geçit, köprü
Kösüre : Bileği taşı
Kurdalamak :Kurcalamak, karıştırmak
Kuru : Kurutulmuş ekmek, somun
Küpül : Tıkız, tıknaz, şişko
- L -
La : Lan, ula, ulan
Laluk : Peltek, kekeme
- M -
Merkez : Alucra, her hafta kurulan Pazar
Mıhla : Yumurtalı sebze yemeği
Mıtı :İşe yaramaz, boş konuşan, zevzek
Mızırık : Mızmız, mızıkçı
- N -
Na(a)pısın : Ne yapıyorsun ?
Nassın :Nasılsın ?
Nedece(e)n : Ne yapacaksın ?
- O -
Oha(a) ! : Hayvanları ve anlayışsız insanları uyarmak için söylenir
Oralı olmamak :Ciddiye almamak, görmezden gelmek
Oyalı : Kenarı işlemeli başörtüsü
- Ö -
Öylen : Öğle vakti
Öttürmek : Düdük çalmak, ses çıkarmak, gaz çıkarmak, geğirmek
- P -
Palaz : Kıl keçisi kılından yapılan kilim (doğrusu)
Parpulamak :Azarlamak, paylamak (Ateşe odun atmak)
Partal : Palavra
Peyke : Sedir, divan, oturulacak yer
Pimpirik :Kuşkulu, korkak, evhamlı
Poşa :Elekçi, sepetçi, çingene
Pöhrenk : Ağaç dalından yapılmış delikli su borusu
Pörtlek :Dışa çıkık göz
Pür / Pir :İnce yapraklı bir çeşit çam ağacı
- R -
R Harfi : (R harfi ile başlayan Öztürkçe kelime bulunmamaktadır. Başka dillerden Türkçe’ye geçen R harfi ile başlayan kelimelerin başına sesli harf getirilerek ses ve dil uyumu sağlanmıştır.)
- S -
Sarığıburma : Bir çeşit yöre baklavası
Seme : Sersem, uykulu, aklı çıkmış (semehor yerine)
Semelik : Uyurgezerlik, sersemlik, yarı aptallık hâli
Simirik : Cimri, ekti
Siron : Yufkadan yapılan yoğurtlu, sarımsaklı, şekerli düğün yemeği
Sivri :Çıkıntı, tepe
Soluğan :Nefes darlığı çeken insan, tıknefes
- Ş -
Şalak : İçi geçmiş, işe yaramaz
Şıngırdak :Oynak, hafif meşrep
Şivan :Feryat, çağırıp çığırma, derde düşenlerin sızlanması, yas tutma
- T -
Tohuratma : Ağız / Ağuz sütünden (ilk sütten) yapılan yemek
Tomba : Kavgacı, gürültücü, içi boş
Torpah :ToprakTuluk :Yayık
- U -
Ula : Ulan, lan, la
Ulâ(a) : Hayret ve şaşkınlık ifadesi
Uruşmak :Vuruşmak
Urus :Rus
- Ü -
Ürüsüm : Nam, şan, şöhret
Üsküre :Silindirik su tası
- V -
Vazırt : Geç git
Vazırtı : Bozuk ses, dengesiz hareket, zart zurt
Vazırtık :Kaçık adam
- Y -
Yağlı : Sac veya fırında pişen yağlı ekmek, pide
Yalanguç : Yalancı
Yarpuz : Kendiliğinden biten yöre nanesi
Yeğin :Hızlı, çabuk
Yeğni :Hafif (doğrusu)
Yeğnilik :Hafiflik (Ey oğul ! Ağır ol ! Yeğnilik yapma ! / gibi)Yemlik :Yenilen bir ot (bitki) türü
Yüklük : Yatak yorgan dolabı
- Z -
Zıbarmak : Gebermek, kuyruğu titretmek, ölmek (Hayvanlar ve kötüler için)
Zıhım : Zıkkım, zehir, ağu, acılı
Zıhımın kökü :Zıkkım ye, yediğin ağu olsun anlamına kargış sözü(Not : Bu çalışma yöredeki diğer çalışmaların dışında kalan kelime ve kavramları kapsamaktadır. Diğer çalışmalarda tespit edilen kelime ve kavramlar bilindiği halde bu çalışmanın dışında tutulmuştur.)