asim-destek-reklam-2
Alucra.com
Erectile dysfunction impotence, viagra cialis prix online order dysfunction erectile muse. Erectile dysfunction penis, commander cialis rapidement erectile dysfunction meds. Dysfunction medicines erectile, achat nizoral shampooing dysfunction new drugs erectile. Drug comparison dysfunction erectile, cialis pas cher en europe treatment treatment dysfunction impotence erectile. Erectile levitra dysfunction, xylocaine injectable sans ordonnance erectile dysfunction natural herbs. Erectile urination excess dysfunction and, zyrtec prescription belgique dysfunction erectile surgery. Remedy erectile dysfunction natural, propecia pas cher lyon natural treatments erectile dysfunction. Drug non erectile dysfunction prescription, viagra sans ordonnance quebec dysfunction erectile. Erectile cures dysfunction natural, prix levitra pharmacie france erectile vasculogenic dysfunction. Dysfunction natural erectile, acheter viagra paris sans ordonnance furosemide erectile.
Kocakarı ile Ömer PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 
Okunma Sayısı : 10395 kişi tarafından okunmuştur.
Yazar adminalucra   
Cuma, 27 Mart 2009 00:43

 


 


Geçmişten Günümüze

Ders Alınacak Olaylar ve Öğütler


 

Kocakarı ile Ömer

(Ömer de kim ?)

 

 

 

 

 

       “Ömer de kim ?” Hz. Ömer (r.a.), Hz. Peygamberimizin (s) “Halifesi”, yâni “Devlet Başkanı”. Dünyaca meşhur “Adalet mülkün temelidir” sözünü söyleyen ve uygulayan büyük bir insan. İşte bu insan, yönetici olduğu dönemde sık sık kıyafet değiştirip halkın arasına girer ve onların dertlerini yerinde görmek istermiş. Bir gece dolaşırken şehrin dışında bir ışık pırıltısı görmüş. Orada yaşayan bir insan vardır düşüncesiyle, ışığın parladığı yere gitmiş. Görmüş ki, orada yaşlı bir kadın, üç torunu ile eski bir çadırda barınmaktadır. Hz. Ömer çadırdan gelen sesleri dinlemiş ve büyük bir üzüntüye kapılmış. Çocuklar : “Anne açız, ne olur bize yemek ver” diye ağlamaktaymış. Kadın bir taraftan ateşteki çömleği karıştırmakta, diğer taraftan : “Şimdi pişer, şimdi pişer” diyerek söylenmekteymiş. Hz. Ömer dayanamamış, çadıra girmiş ve yaşlı kadına : “Çocuklar niçin ağlıyor ?” diye sormuş. (Aşağıda “Kocakarı ile Ömer” arasında geçen olayı anlatmaya çalışacağız.)

            Çocuklar niçin ağlıyor ? sorusuna yaşlı kadın şöyle cevap verir :

Yoksuluz evladım. Kimsemiz yok. Bunlar benim torunum, babaları şehit oldu, anaları öldü, ben yalnız kaldım. Bugün iki gün oldu, yiyecek bir şeyimiz yok. Çocuklar açlıktan ağlıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Çömleğe su ve taş koyup karıştırıyorum ki onları avutup uyutayım. Halife bizim halimizi görmüyor. Allah’ın huzurunda Ömer’den davacı olacağım  der. Hz. Ömer :

      Siz Halife’ye söylemezseniz, sizin halinizi nereden bilecek ? der. Kadın :

  Halife dediğin uyumayacak, idaresi altında bulunanların hal ve hatırlarını soracak. Biz ona Allah’ın emanetiyiz. İhtiyaç içinde kıvrananların yardımına koşacak. Yoksa Allah Ömer’den bu perişan halimizin hesabını sorar. Bu sözleri büyük bir üzüntü ile dinleyen Hz. Ömer :

      Zavallı Ömer’in işi pek çok, zaman bulup nasıl gelsin ? demişse de, yaşlı kadın : 

  Öyleyse halifeliği niçin kabul etti ? diye sorar. Bu arada çığlıkları gittikçe yükselen çocukların : “Açız ! Açız ! Bize bir lokma ekmek ver ne olur anne !” yalvarışları karşısında deliye dönen kadıncağız Hz. Ömer’e dönerek :

  Gidip te söyleyeyim ha ? Dilencilik yapamam ! Ömer de kim ? Benim babam ondan cömertti. Ölür de yüz suyu dökemem sizin halifenize ! diye ağzına geleni söyler. Bu sözlerle can evinden vurulan Ömer  :

Haklısın teyze ! Sen çocukları avut, ben şimdicek gider gelirim. diyerek  çadırdan ayrılır. Hz. Ömer, sırtında büyük bir un çuvalı ve yanındaki adamın da ellerinde yağ testileri ile çadıra geri döner. Yolda Ömer’in nefes nefese kaldığını gören arkadaşı ona : “Ya Halife, çuvalı benim sırtıma yükle, ben götüreyim” der. Ömer ise : “Hayır Ömer değil yorulsa, ölse bile yardım etme sakın. Günahı kendisinindir Ömer’in. Kadın ne söyledi işitmedin mi ?  Halifeliği niçin kabul etti ? diye soruyor.” Arkadaşı “Halife bu kadar küçük ayrıntılarla nasıl uğraşsın ?” dediğinde Hz. Ömer : “Dicle’nin kıyısında bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir de İlahi adalet sorar Ömer’den onu !” der ve yorgunluk içinde çadıra ulaşırlar.* Hz. Ömer ateş yakıp çorba pişirir ve çocukların karnını doyurur. Sabaha yakın çadırdan ayrılırken kadına :

Emaret’e gel, senin sıkıntına çözüm bulalım der. Kadına ve çocuklara maaş bağlatır, kadına dönerek :

İşte nafakan bağlandı, her ay gelip alacaksın. Ben Ömer’im, şimdi beni affettin mi ? diye sorar. Yaşlı kadın da Ömer’e :

Sen de adaletini böyle göster diyerek affeder. 

(Yorumsuz)

M. Akif Ersoy, (Safahat, Kocakarı ile Ömer)

 

 

     Mustafa Bilge Kağan Tekoğlu

 

 


rssfeed
Aşağıdaki ikonlar aracılığı ile bu sayfayı sosyal paylaşım sitelerinde paylaşabilir, herhangi bir mail adresine yollayabilir veya sayfayı favorilerinize ekleyebilirsiniz... çıktı alabilirsiniz...
Email Drucken Favoriten Twitter Facebook Myspace Stumbleupon Digg MR. Wong Technorati aol blogger google reddit YahooWebSzenario

Cuma, 27 Mart 2009 00:47 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

©