| Ölçümüz Yoksa Davamız da Yoktur!.. |
|
|
|
| Salı, 02 Şubat 2010 21:41 | |||
|
Bu yazı 237 defa Okunmustur
ÖLÇÜMÜZ YOKSA DAVAMIZ DA YOKTUR!.. Öncelikle kavramları bir tarif edelim ki, yazının ilerleyen bölümlerinde konu daha iyi anlaşılabilsin. Ölçü, duygu, düşünce, inanç ve davranışlarda tedbirli, prensipli olma halidir. Buna ifrat ve tefritten sakınma hali de diyebiliriz. Veya nerde nasıl davranılacağını bilme hangi durumlarda ne ölçüde konuşulacağını ve kişinin kendi çizdiği sınırları ihlal etmeme durumudur. Kısaca aşırı gitmeme orta yol üzere olmadır. Aslında pek çok konuda ölçülü olmaya ve ölçüyü kaçırmamaya çalışırız. Örneğin; Sevgide ölçülü olmak, kızdığımızda ölçülü olmak, sevinince ölçülü olmak, dinde ölçülü olmak, düğünde ölçülü olmak, giyimde, kuşamda ölçülü olmak, çocuk terbiyesinde ölçülü olmak, yemek yerken ölçülü olmak, araba kullanırken ölçülü olmak, tedbirde ölçülü olmak vb. bu sıralamayı daha da uzatabiliriz. Görüldüğü gibi ölçülü olmanın gerektirdiği hususa göre ölçünün yapısı da değişiklik göstermektedir. Dava ise, bir görevi kendisine gaye ve amaç edinmedir. İnsanın her şeyden önce dava ve gayesini iyi bilmesi, bilgi sahibi olması gerekmekte, güttüğü dava ve gayenin körü körüne savunucusu olmamalıdır. Hatta dava ve gayesini iyi bilen insanın gerektiğinde delilleriyle bunu ispat edebilmelidir. “De ki; Eğer davanızda sadıklar iseniz, delilinizi getirin.” (Bakara Suresi 111) Hukukta bile delilsiz dava takip edilmez, hüküm tesis edilmez. Bu nedenle, kişinin alt yapısının (background) olması gerekir. Başarı ancak ondan sonra beklenmelidir. Ölçüsüz olan insanlar geçici başarılar kazanabilirler fakat bunun devamlılığı mümkün olmaz. İlkeli bir insanın özelliklerinden birisi, doğruluğundan emin olarak yaptığı bir işte kınanmayı da göze alabilmesidir. Ayrıca, inanmadan yapılan işlerde başarı yakalamak da zordur, işimiz birazda şansa kalmıştır. Bunun yanında ölçülü olmayan insanın davasına zarar verme durumu da söz konusudur. Özellikle geniş kitleleri ilgilendiren dava ve gayelerde bu husus daha da önem kazanmaktadır. Kişi hangi işe kendisini sorumlu hissediyorsa öncelikli olarak bu işle ilgili bilgi birikimini artırmalı, kendisini ve yerine göre temsil ettiği camiayı olası hatalara karşı korumanın tedbirini almalıdır. Aşırı hırs ve heyecanın getireceği tedbirsizlik neticesi ortaya çıkacak riskleri bertaraf etmek için ölçülü olunmalı, ihtiyatlı davranılmalıdır. Saygılarımla, Murat TOSUN
Aşağıdaki ikonlar aracılığı ile bu sayfayı sosyal paylaşım sitelerinde paylaşabilir, herhangi bir mail adresine yollayabilir veya sayfayı favorilerinize ekleyebilirsiniz... çıktı alabilirsiniz...
|
|
Türk Olmak |
| Ahmet DİNDAROL | |
|
Dikkat Sarı İkaz! |
| Ahmet Salih DEMİRÖZ | |
|
A Few Good Men veya Bir Kaç İyi Adam |
| Candemir Sarı | |
|
Baktığın Her Yerdeyim ! |
| Derya Tosun Yılmaz | |
|
Tren Gelir Hoş Gelir... |
| Erdem Ekşi | |
|
Düşünür-Düşünme-Düşünce |
| İhsan Tekoğlu | |
|
Hayır’da ‘Hayır’ Var mı? |
| Mehmet Ali Metinyurt | |
|
Anaların Kalbini Neyden Yaparlar? |
| Mesut Kaymakçı | |
|
Ahlak'ın Gölgesinde |
| Murat Tosun | |
|
Ailede Ahlak Eğitimi |
| Şeyma Türkan Tekoğlu | |
|
Ana Gibi Yar Olmaz ! |
| Tülay Dolu | |
|
Zühtü Aydın Anısına |
| Ufuk Közleme | |
|
Edebiyatımızda Alucra |
| Gökhan Akçiçek | |
|
Alucralı Olmakla İftihar Eden Profesör.. |
| Süleyman Güdül | |

