|
* Bereketzade’den Tavsiyeler * - Sevgi/Sevmek/Sevilmek - Bismillahirrahmanirrahiym. Önce “Besmele” ile başlayalım. Sonra “Öğüt” vermeye çalışalım. Sıra “Sevgi”ye gelsin. Kuru sevgi karın doyurmaz diye bir söz var. Sevgi dağarcığımızı öğütle dolduralım ki; sevgimiz karşılık bulsun. Dağarcığımız boşsa sevgimiz lafta kalır. Eğer sevgimizi paylaşmaz, kendimize saklarsak çoğalmaz. Sevgi gönül işidir, gönül ise görünmez bir dağarcık. Dağarcığınızdaki sevgiyi elinizi daldırıp her önünüze gelene dağıtmakla iş bitmez. Bu iş hatır ve gönül işidir, yerli yerinde olması ve yerine oturması lâzımdır. “Kal” ile (söz ile) yaptığımız işi, “Hal” ile (hareketlerimizle) ispatlamalıyız. Karacaoğlan boşuna ; “Dinle sana bir nasihat edeyim, / Hatırdan gönülden geçici olma !” dememiş. Hatırınız yoksa sevginizde yok demektir ve sevgi bağı kuramaz, sevgisiz kalırsınız. Hatır sözü dilimizde gönül yerine de geçer. Hatır ile sevgiyi gönlünüzün derinliklerinden duyup, duyuramazsanız kimse size inanmaz ve ortalıkta sevgisiz kalır, dolaşıp durursunuz. Onun için nasihata/öğüte ihtiyaç vardır. Alan ve dinleyen olursa ! Öğüt dinlemek, öğüt almakta bir hatır, gönül işidir: << Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar.>> Taha (20/44) buyuruyor. Allah(c) Firavun’a öğüt vermeye giden Hz.Musa ve Hz.Harun’a böylece yol, yöntem öğretiyor. Öğüt vericilerin en yücesi olan Yüce Allah peygamberimiz Hz.Muhammed’e (s) ise öğüt vermenin başka bir yolunu öğretiyor ; <<Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir. >> Zâriyat (51/55) Neymiş? Demek-ki, “Müminlere/İnananlara” fayda veriyormuş. İşte incelik burada ; “Eğer öğüt alıp faydalanıyor, okuyup, araştırıp, yazıp / çizip gayret ediyorsanız, üretiyorsanız, ürettiğinizi severek dağıtıyorsanız bilin ki; sizde müminlerden oldunuz demektir.” Öğüt/Nasihat Faydalıdır: Bizde sevgili Peygamberimizin yolundan giderek, elimizden geldiği kadar, “sünnete”uyup; “öğüt vermeye” devam etmeye çalışacağız. (İnşallah) Öğüt aynı zamanda “vaaz ve nasihattır.” Vaizin vaazı/nasihati/öğüdü insanların tümüne hitap eder. Söz ve yazılarımız şahısları değil toplumu hedef alır. Yüce Allah Kur’an’da önce Peygambere, sonra insanlığa hitap edip, öğüt vermektedir ; << Ey Peygamber! İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et. Onlarla en güzel bir şekilde mücadele et... >> Nahl (16/125) Bu emri alan sevgili Peygamberimiz, “öğütün metodunu” yani hayata geçirilip, yaşanmasını biz Müslümanlara şu hadis ile öğütlüyor ; << Dil ile öğüt verene değil, davranışları ile “örnek” olana uy-malıdır.>> Peygamberimiz “Hz.Muhammed(s) ilmin şehri ise ; Hz.Ali’de kapısıdır.” İşte Hz.Ali’den öğüt için inciler incisi bir söz ; << Nasihat(öğüt) dünyanın en pahalı mücevheri kadar değerli olduğu hal-de, ekseriya pek ucuza satılır !(alıcısı çıkmaz) >> Öğüt için sözü pek fazla uzatmayacağım. Çünkü sevgili kardeşlerim, evlatlarım ve arkadaşlarım olan “Çamoluklular”a kendi dergileri “Çamsakızı ÇAMOLUK” Dergisinde; eğer alıcı olurlarsa öğüt vermeye çalışacağım. Allah’ı Sevmek / Allah İçin Sevmek ve Allah tarafından sevilmek: Sıra geldi sevgilerin en üstününe ; “İslâm’da Allah sevgisi, sevgilerin en üstünüdür ve bu sevginin ölçüsü ve sınırı yoktur.” Çünkü O “Vedûd” dur. Vedûd çok seven ve çok sevilen anlamına gelir. İnsanlar tarafından uydurulan dinlerin uydurma kitaplarına bakın.O kadar çok sevgi sözleri doldurmuşlar ki ; olta ucundaki yem gibi insanlara yutturmaktadırlar. Kitaplara bakın, birde yaptıklarına bakın, sevgi sözlerinin ne kadar aldatmaca olduğunu anlarsınız. Hâlbuki yeryüzünde ve bütün âlemlerde bozulmamış, insan eli değmemiş ilk ve tek kitap Kur’an’da sevgi üzerine “haberiniz olsun !” ne güzel örnekler var ; << O (Allah), bağışlayandır, “SEVEN”dir.>> Bürüc (85/14) Yüce Yaratıcı seviyor ve sevgiyi paylaşıyor ; <<... O onları, onlar da O’nu sevmekte...>> dir. Maide (5/54) Ne yazık ki, biz müslümanlar onların iki yüzlülüğünü yüzlerine vuramıyoruz! Sevgiyi paylaşan Allah bize, bizi sevmesi için ne yapmamız gerektiğini de öğretiyor ; << Rabbinizden mağfiret (af) dileyin, sonra O’na tevbe edin ! Doğrusu Rabbin çok esirgeyen, çok SEVEN’dir. >> Hud (11/90) Tövbe sevgiye açılan bir umut kapısıdır ve Allah tarafından sevilmek isteyenler “tevbe kapısı”nı açık tutmalıdırlar. Tövbeden, hele hele “tevbe-i nasuh / bozulmayan tövbe”den sonra ; << Allah, (her türlü pislikten) temizlenip arınanları SEVER. >> Tevbe (9/108) Yüce Yaratıcı insana kendi hazinesinden ne vermişse karşılık istememiştir. İş sevgiye gelince karşılık istemiş, “sevmiş ve sevilmeyi istemiştir.” Bizden peygamber ve kitap yoluyla gösterdiği doğru yoldan “dengeli” bir şekilde gitmemizi istemiştir. Denge de seveni sevmek demektir. Birde ; <<İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. >> buyuran Peygamberimizin hadisi bize örnek olmalıdır. Eğer bu kulpa sağlam tutunursak dünya/âhiret rahatlığı- na kavuşuruz. Yunus Emre’miz bu sırrı yakaladığı için bakın ne güzel söylemiş ; “Elif okuduk ötürü/Pazar eyledik götürü/Yaradılmışı severiz/Yaradan’dan ötürü.” Peygamberi sevmek: Peygamberimizi sevmeyi de, yine bize Yüce Allah öğretiyor ; << De ki ; “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi SEVSİN ve günahlarınızı bağışlasın... >> Al-i İmran (3/31) Sevgiler ve sevgililer sıra ile âdil olacak. Önce Allah sevgisi, sonra Peygamber sevgisi ve sonra diğerleri. İşte her şey-de olduğu gibi,sevgide de aklın önemi ve yeri var.Sevgide denge aramalıyız demiştik,işte Allah’ın sevgide kurduğu gerçek denge ve taksimat ; << De ki ; Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız (soyunuz), kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resulü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, Allah, emrini (gazabını) geciktirinceye kadar gözleyin...>> Tevbe (9/24) Âyet çok açık bir şekilde önüne geleni,işine geleni sevmek yerine ; kimi,nasıl ve ne kadar seveceğimizi bildiriyor.Peygamber sevgisinde de ölçü ve denge şarttır. Yahudiler peygamberlerini sevmemiş, saymamış, horlamış, alaya almış ve öldürmüşler. Yahudi ırkı lânetlenmemiştir, o ırkın içinden çıkan insanların huyları, karakterleri “lânetlenmiştir.” Bu konuları iyi anlayıp, lânetlenenlerin durumuna düşmemek gerekir. Yoksa bilerek bilmeyerek bizde lânetlenen Yahudiler gibi oluruz. Sonra da Yüce Allah bize de << ...Aşağılık maymunlar olun...>> Bakara (2/65) der. Hıristiyanlar ise Hz.İsa’yı sözde çok sevmişler (!) Dengeyi kaçırıp, onu haşa “Allah’ın oğlu” diyerek ilâhlaştırmışlar. Ellerinde Allah’tan gelen gerçek vahiy / kitap olmadığı için; canlarının istediği gibi kitaplar yazarak, kendi çıkarlarına uygun bir “yapay din” kurmuşlardır. Böylece sapmışlardır. İşte Fatiha Sûresindeki ; <<...Sırâtallezine en’amte aleyhim ğayril mağdûbi aleyhim velad dâllîn / Bizleri o gazabına uğramışların ve sapmışların yoluna değil, kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna (eriştir.) Fatiha (1/7) âyeti o iki grubu işâret eder. Âmin diyelim. Gelecek yazıda devam etmek üzere (inşallah) Allahaısmarladık. Kasım Yağcıoğlu Not: (Kasım Yağcıoğlu hocaefendi halen Emekli olup, Bereketzade Kurumları Başkanlığı Yapmaktadır.)
Favori olarak ekle (19) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 320 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |