|
BORSA’YA FARKLI BİR BAKIŞ!(*) “ Ekonomiyi liberalize etmeden siyaset liberalize olmaz!.”/ Süruri Bilindiği gibi; şirketlerin ve/veya şirket hisselerinin alınıp-satıldığı pazara borsa denir. BİR ŞİRKETİN DEĞERİ Borsa/Piyasa Değeri = Hisse Senedi Fiyatı x Hisse Senedi Sayısı Gelişmiş ülkelerin tamamında fikri bakımdan; düşünce ve ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile teşebbüs hürriyeti yani Üç Hürriyet=Demokrasi yanında ekonomik olarak da serbest piyasa, özelleştirme ve borsa yani Üç Serbestlik=Liberal Anlayış vardır. Dünya’ya şöyle bir bakın ve kuzey yarım kürede yer alan gelişmiş/zengin ülkeler İngiltere, Fransa ve Almanya ile diğer AB Ülkeleri, yeni Rusya, Güney Kore, Japonya ve Kanada ile ABD’deki siyasi ve ekonomik özgürlüklerle, güney yarım kürede yer alan gelişmemiş Afrika ve -petrol zenginliğine rağmen- Ortadoğu ülkeleri ile Güney Amerika’daki ülkelerin değerlerini, siyasi ve ekonomik yapılarını bir mukayese edin lütfen! Siyasi ve ekonomik serbestliğin/özgürlüklerin olmadığı toplumların gelişmesi-çağı yakalamalarının mümkün olmadığı hemen görülecektir. Ekonomi liberal yani serbest olmadıkça, siyaset/yönetim/rejim de liberal ve demokrat olamıyor, gelişme de sağlanamıyor.. Bu yüzdendir ki; son yıllarda ekonomi ile rejim; ekonomi rejimi, fikir ile pazar da; fikir pazarı şeklinde birlikte anılır olmuşlardır. Demokratik ülkelerde fikirlerin pazarı seçimlerdir, halk pazardan dilediği fikri –özgürce- satın alır yani seçer. Peki! “Halk bu yetkinlikte midir?” diye düşünenlere de “Halkın sağduyusu ile Demokrasiye gerçekten inanıp-inanmadıklarını” sormak gerekir. Malum ülkemizde takiyyeci demokrat çok! Halkın iradesine saygı duymayanlar, fikir pazarından ‘İslam’ın seçilmesinden’ korkanlardır. Fakat herkes tarafından bilinir ki; korkunun ecele bir faydası yoktur. Demokratik olmayan toplumlarda borsa olmaz/olamaz, eşyanın tabiatına aykırıdır, aksi halde ülke yönetilemez. Kuzey Kore’de, Küba’da, Saddam’ın Irak’ında(=ki şimdilerde oluşturulmaya çalışılıyor.), Eski Demirperde Ülkelerinde(=ki şimdilerde var) hiç borsa olur mu? Borsa’nın olduğu demokratik toplumlarda ise eğer askerler yönetime el koyarsa, şirketler hızla değer kaybeder yani borsa düşer, büyük ve küçük tansiyon faiz ve dövizin yükselişi önlenemez ve dolayısıyla kaçınılmaz son; kriz’dir. Krizin anlamı da borçları ödeyememek, doğalgaz satın alıp-ısınamamak, üretim yapamamak, işsizlik, kısaca kaos demektir ki; böyle bir ülkeyi yönetemezsiniz! İşte bu nedenledir ki; borsa, demokratik rejimlerin/özgürlüklerin ekonomik güvencesidir. (**) Bırakın askeri yönetimleri, demokratik toplumlarda dahi ekonomik kararlar yanında siyasi ve sosyal kararlar bile borsa tarafından denetlenir. Öyle ki; AB sürecindeki zina tartışmalarında borsa sürekli düşerken, Denktaş’ın gitme sürecinde ise borsa tavrını barış ve istikrardan yana koyarak sürekli yükselmiştir. İşte bu yüzdendir ki; borsa’nın, ekonomik işlevi yanında siyasi ve sosyal bir işlevi de vardır. Ayrıca borsa hakkında son olarak söylenecek önemli bir diğer husus da şudur: Bazı TV programlarında ve/ya gazete sayfalarında “Efendim, borsa halkı ne ilgilendirir ki, borsa yabancıların elinde, bizim halkın orada parası mı var?” şeklinde haber ve yorumlar izliyor, okuyorum. Bunlar eğer ‘ajitasyon’ değilse tamamen bir cahillik ürünü.. Bir kısmına Borsa- Demokrasi bağlamında değindik. Yukarıda anlatılanların dışında borsanın bir de ‘servet etkisi’ vardır. Borsa yükselince sadece borsada işlem gören şirketlerin değeri artmaz. Ülkenin ve dolayısıyla bireylerin de -ulusal paranın değerinin yükselmesi ve faizlerin düşmesinin de etkisiyle- varlıklarının kıymetleri artar. Yani bir bakarsınız ki; toplumsal ve bireysel bazda -borsanın yükselmesiyle birlikte- sahip olunan varlıkların değerleri de artmış! İsterseniz şu mukayeseyi yapın: Sahip olduğunuz bir malın/gayr-ı menkulün değerini 2001–2007 yılları için -önce borsa endekslerine- bakarak bir karşılaştırın. Borsanın servet etkisini göreceksiniz. Kaldı ki; makro ekonomiye ve yönetim erkinin siyasi ve sosyal kararlarına etkisi ise zaten tartışılmaz. Yani borsa öyle söylendiği gibi sadece hisse yatırımı yapanları değil -şu veya bu şekilde dolaylı da olsa- herkesi ilgilendirmektedir. Hele Demokrasi açısından bakıldığında herkesi.. … (*) İlk Borsamız; bütün Avrupa’nın tanıdığı yarı resmi bir kuruluş halinde 1871’de faaliyete geçmiştir. Cumhuriyetle birlikte -bilinen nedenlerle- uyutulan, hatta 1938’de 3-yıl süreyle kapatılan Borsamız, nihayet 1985-yılında -Rahmetli Özal tarafından- İMKB olarak tekrar açılarak ekonomideki yerini alması sağlanmış oldu. (**) Bakın piyasalar, müdahalenin şeklini ve zamanını nasıl da etkiliyor. Nitekim ülkemizde artık öyle her canı isteyen istediği gibi sıcak darbe yapamıyor.(2004 Yılına ilişkin Nokta dergisi yayını) E. Muhtıra bile olsa artık piyasaların kapanmasını/Cuma gecesine beklemek zorunda!(27 Nisan 2007 – E. Muhtıra)
Favori olarak ekle (3) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 194 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |