Bildiğiniz gibi; 22-Temmuz’da yapılan son genel seçimlerde Türk Solu gibi Kürt Solu da hezimete uğradı..
Ülkemizde 12–13 Milyon civarında Kürt kökenli yurttaşımızın olduğu tahmin ediliyor. Nasıl ki, Türklerin % 20’si solcu ve CHP’yi destekliyorsa Kürtlerin de % 20 si solcu (Türkiye genelindeki oy karşılığı ise % 4-5 civarındadır) ve DTP’yi desteklemektedir. Bu doku uyuşmasından dolayıdır ki, yakın geçmişte -değişen isimleriyle- DTP temsilcileri CHP tarafından Meclise taşınmıştı. Nitekim halen CHP, DTP ve hatta Talabani-Barzani ikilisiyle hep birlikte sosyalist enternasyonalde bir-arada değiller mi? CHP ile DTP elitlerinin yaşam biçimleri de halkın genelinden farklıdır ve birbirine benzemektedir. Tabanları ise -her ikisinin de- çoğunlukla alevi yurttaşlardan oluşmaktadır. Oy verme saikında Türklerle-Kürtler arasında bir fark yoktur. Tıpkı Türk solcular gibi Kürtlerin de % 20’ye tekabül eden solcuları - CHP’yi tamamen bırakarak- şimdilerde kendi solcuları olan DTP’ye, geri kalan ve solcu olmayan % 80 Kürt yurttaşlar ise -kendilerine yakın buldukları- Ak Parti’ye oy vermişlerdir. Solcu olmayan Kürtlerin solcu olmayan Türklerden tek farkları ise bu seçimde, MHP ve DP’ye hiç oy vermeyerek sadece Ak Parti’ye teveccüh etmeleridir.
Kısaca bu seçimde; Kürtlerin solcuları CHP’ yi bırakarak kendi solcularına, Kürtlerin sağcıları da DP ile MHP’yi tamamen terk ederek kendileri gibi olan/yaşayan Ak Parti’ye yönelmişlerdir.
Burada -Türk solu yara almasın diye özellikle gözden kaçırılan- şu hususa/gerçeğe de dikkat çekmek istiyorum: PKK, Marksist kökenli sol bir terör örgütüdür. Allah’tan ki öyledir ve bu yüzden de Kürt vatandaşlarımızın yoğunlukta olduğu Doğu ve Güneydoğu’da arzuladığı tabanı bulamamaktadır, bulması da mümkün değildir. Çünkü diğer -solcu olmayan- % 80 oranındaki Kürt kökenli vatandaşlarımız ise vatanına-milletine bağlı dindar insanlardır ve birliğimizin gerçek teminatı da işte bu kardeşlerimizdir. Hepsi de her zaman sağ partilere oy verirler ve asla ayrılıkçı değillerdir. Tersi olsaydı zaten sorunu çözmek için bir ümit dahi olmazdı. Ama bütün bunlar demek değildir ki; ülkede bir ‘Kürt sorunu’ yoktur. Resmi ideoloji, ‘türban’ sözcüğü/olgusu kadar ‘Kürt’ sözcüğü/varlığından da rahatsız olmaktadır. İnsan hakları bağlamında; Türkler kadar Kürt kardeşlerimizin de ortak problemleri yanında münhasıran onların bir de ayrıca kültürel ve kimlik/kendilerini ifade edebilme sorunları vardır.
Seçimden çıkan kesin sonuç şudur: Nasıl ki mitingciler ve CHP, Türkleri temsil etmiyorlarsa DTP’liler de Kürtleri temsil etmiyorlar. Doğu ve Güneydoğu’nun gerçek temsilcisi DTP’den daha çok oy alan Ak Parti’dir. Fakat şu da bir gerçek ki; şımarık Türk solu gibi Kürt solu da cürümünden fazla yer yakmakta, her ikisi de oylarından fazla ses çıkarmakta, dolayısıyla da azınlık olmalarına karşın -uzlaşma adı altında ve/ya benzeri kavramlarla- çoğunluğa tahakküm etmeye çalışmaktadır. Ancak değişen dünya koşullarında Türk ve Kürt Solu’nun bu geleneksel tavrının artık toplumda bir karşılık bulması mümkün değildir.