Dünyanın hiçbir devletinde, kendi vatandaşından ve işçisinden korkan bir iktidar ya da devlet yönetimi görülmemiştir ve görülmeyecektir. Ama ülkemizi yöneten tüm iktidarlar ne hikmetse işçilerden korkmaktadır.
Ayrıca dünyada 105 devlette bugün tatil ve bayram olarak kabul edilmiştir. Hükümet bir ara böyle bir şey hatırlattı, sonra ne hikmetse unutup gitti. Nice kanunları gece yarılarında saniyede çıkaran hükümetimiz, zaten 1980 öncesi tatil olan bugünün yeniden tatil veya işçi bayramı olarak ilan edilmesinde niye bu kadar zorlandı anlamak mümkün değil.
Günün Taksim’de kutlanılmasının yasaklanması ile ilgili olarak devleti temsilen İstanbul Mülki Amiri Vali Muammer Güler, Taksim Meydanı’nın toplantı ve gösteri yürüyüşleri için tespit edilen alanlar içerisinde olmadığını, bu nedenle toplantının Çağlayan, Kazlıçeşme, Kadıköy ve Kartal meydanlarında yapılabileceğini belirtip, “Bu nedenle 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak yasaktır. Oraya çıkanı dağıttırırım” diyerek işçileri ve emeğe saygı duyanları tehdit ediyor. Yani, “Polislerime söylerim, sizleri halı silkeler gibi yaparlar ve tozunuzu alırlar” diyor.
Buna karşılık DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, KESK Genel Başkanı Mustafa Hakkı Tombul, “Bu ne şiddet özlemi? Zorla dağıtırız ne demek, provokasyon olabilir deniliyor, böyle bir şey Taksim için mi geçerli? Biz orada günümüzü kutlayıp geçmişte orada ölmüş olan insanlarımızı anacağız. Bizden korkmayın, biz kimseye dokunmayız” diyorlar.
Taksim’de olursa ne olur?
İşçilerin birinci hedefi 1977 yılında orada verdikleri şehitlerini anmak. O zaman devletin yapacağı tek şey bu kararı makul karşılayıp gerekli tedbirleri almaktır. Ayrıca böyle bir anma yasaksa o zaman mezarlık ziyaretleri, Çanakkale, Afyon ve diğer şehitlik ziyaretleri de yasaklanmalıdır.
Vali Bey üç gün önce, “Oraya çıkanı dağıttırım, tozunu aldırırım” mealinde sözler söyleyeceğine, işçi ve emekçi temsilcilerini çağırıp, olayı değerlendiren bir toplantı yaptıktan sonra alınan kararı topluca açıklamaları insanları rahatlatırdı.
Tek taraflı bir açıklamayı yapmadan önce Başbakan’ı ve İçişleri Bakanı’nı yani Ankara’yı arayıp, “Durum vahim. Buna bir çare bulalım. Sizler ziyaretinize gelecek olan işçi temsilcileri ile anlaşın. Ben burada işçilere çay, kahve hazırlatayım. Hatta birer tas bulgur pilavı verip onları meydanda karşılayayım. Beraber halay çekeriz. İnsanlar bağırır, çağırır içini döker, sonra da evlerine giderler. Ben gerekli tedbirleri alırım. Bu yetkiyi bana verin” deseydi çok çok daha iyi olurdu.
O zaman işçiler ve emeğin bayramını kutlamak isteyenler, yarın evlerinden daha rahat ve kuşkusuz çıkar, günü bayram havasında kutlar, dağılırlardı.
Orantılı güç kullanma
Şimdi sendikalar diretiyor, devlet adına Vali diretiyor. Vali , “Polis, dağılın isteğine karşı koyanlara orantılı güç kullanma yoluna gidecektir. Umarım vatandaşlar bunlara mahal vermez” diyerek aba altından sopa gösteriyor.
O zaman Taksim’e gideceklere önerim, sırtlarına post, bacaklarına tekmelik sarmalarıdır. Bu inat ülkeyi iyi yere götürmez. İşçiler ve 1 Mayısçılar diyelim ki, inatlarını sürdürdü, 1 Mayıs sabahı Taksim’e çeşitli yollardan yürümeye başladılar. Polis ikaz etti, dağılmadılar. Her ne kadar ‘Orantılı güç’ denilse de kullanılacak gücün orantısı değişip polisle halkın birbirine girmesini asla istemiyorum.
Ama yine Vali Bey’in açıklamalarına göre bu tür gerginlikleri bekleyen provokatörler de devreye girip olayı hızlandırırlarsa sizce ne olur?.
1 Mayıs’ta, Allah göstermesin değil halkla polisin birbirine girmesi, bir kişinin burnunun kanaması halinde bile inanın ne Vali ne Hükümet ne Başbakan kalır.
Bu nedenle itidalli ve tedbirli olmak gerekir diye düşünüyorum.
Her yıl olduğu gibi ben yine hem doğum günümü hem de Emeğin Bayramı’nı emekçilerle Taksim’de kutlayacağım.
Tarihte bugün
1959: İsmet İnönü’nün Uşak gezisinde olaylar çıktı.
1960: İstanbul’da bir gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1960: Ali Ulvi’nin karikatürü nedeniyle Cumhuriyet gazetesi 10 gün kapatıldı.
1961: İstanbul Kartal’da iki tren çarpıştı: 16 kişi öldü, 78 kişi yaralandı.
1967: CHP’de ortanın solu siyasetine karşı çıkan Turhan Feyzioğlu’nun liderliğinde 33 milletvekili ve 15 senatör partiden istifa etti.
30.04.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 31 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |