|
Hazırlanmakta olan anayasa taslağını ilgilisinden başka herkes tartışıyor. İlgilisi kim? Elbette halk. Halk şaşkın. Halk bilinçsiz.
Dün bir kongre vesilesi ile gittiğim Viyana’dan dönüşümde Atatürk Hava Limanı’nda halk oylaması sandıklarını gördüm. Sandık görevlilerine yaklaşıp, “Bu anayasa paketinde ne var. Halk neye oy veriyor?” diye sordum. Sandık görevlisi, “Valla beyim oylanan pakette neyin olduğunu ben de bilmiyorum” dedi.
Buyurun bakalım, seçilmiş olan 11. Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin, bu seçim 5+5 olsun ve milletvekilliği seçimleri beş yıldan dört yıla insin, diye yapılan halk oylamasından halkın haberi yok.
Var diyenler buyursun o hep indikleri ve her fırsatta kandırdıkları halka gitsin ve referandumda neden evet, neden hayır oyu kullanacaklarını sorsunlar bakalım bilen var mı.
Halk 22 Temmuz günü yapılan genel seçimde bile hangi partiye neden oy verdiğini bilmiyor. Ülkemiz seçmenlerinden her iki kişiden biri iktidar olan AKP’ye oy verdiği gerçeği ortada iken, kime soruyorsam doğrudan “Evet ben bu partiye oy verdim” diyen yok. İlginçtir, bunu partili olduğunu bildiğim insanlar da söylemiyor.
Yahu bunda utanılıp sıkılınacak bir şey yok. Demokrasinin gereği olarak isteyen istediği partiye oy verir. Halkımız bu durumda iken ve bir anayasa paketinin referandumu yapılmadan, şimdi ortada bir anayasa değişiklik paketi dolanıp duruyor. İlginçtir bunu birileri halka anlatmıyor. Kimi sağından kimi solundan çekince ortaya ne olduğu belirsiz, sanki ülkemizi başka bir yere götürecek bir anayasa geliyormuş izlenimi veriyor.
Dine dayalı anayasa mı?
Son zamanlarda ise “Türkiye Malezya mı olur, mahalle baskıları” gibi kavramlar tartışılıp duruyor. Ülkemizin Malezya ya da benzeri gibi ülkelere dönme şansı yoktur, olamaz da.
Birilerinin yönlendirmesi ile insanlarımızın dini duyguları ile oynayan ve ortaya din karmaşası çıkaranlara çok şaşıyorum. Müslümanlığın, ılımlısı yumuşağı serti, pembesi turuncusu olmaz. Müslümanlığın tüm özelliklerini anlatan bir kitabı var. Kur’an ne diyorsa Müslümanlık öyle yapılır. Birileri kendini oradaki kelamı gönderen ya da söyleyenin yerine koyup ahkam kesemez. Kesmemelidir.
Müslümanlık, Fatiha Suresi ile zamm-ı surelerini bildiği için kendini ulema sananların verdği fetvalarla yürümez. Onun içindir ki, dünyada ve ülkemizde Müslümanlık çok çeşitli hale gelmiştir.
Müslümanlık, insanları sevmektir. İnsan haklarına saygılı olmayı emreder ve bunun için kul hakkı affedilmeyen günahların başındadır. Allah’ın ilk emri “Oku” olmuştur. Peygamberimiz, “İlim Çinde’de olsa gidin.” Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” demiştir. Çalışmanın en büyük ibadet olduğunu, meseleleri birbirinize danışın, konuşun, dendiği, çevreye ve müsbet ilimlere çok önem verildiği, bulunduğunuz yere uyun talimatlı Müslümanlık günümüzde kalkmış. Sadece namaz surelerini bilen ulemalar(!) yüzünden bu modern, çağdaş, ilime, bilime, çevreye, insana, sevgiye, sosyal adalete, paylaşmaya, hakka, hukuka önem veren, Peygamberimizin, “Komşusu aç yatarken tok yatanlar bizden değildir” diyerek sosyal dayanışmayı ve adaleti temsil eden Müslümanlık, ne yazık ki, başörtülü, şalvarlı, sakallı, cüppeli ve sarıklı haliyle şekilciliğe ve gösterişe, desinlere dönüştürüldü. Yetmedi günümüzde bu namaz surelerini bilen ulemalar(!) kendilerini Tanrı yerine koyarak insanları sorgulamaya, sevap ve günahları tartmaya başladılar.
Üstüne üstlük ABD ile AB de bunu ılımlı hale getirmek için birilerine sürekli enjeksiyon yapıyor. Bunun üzerine ülkemizin yöneticileri şimdi ılımlı İslama uygun anayasa hazırlığı içerisindeler.
Halk ne diyor
Ne yazık ki halk için çıkarılan anayasa halksız tartışıladursun, Sivas Divriği’den yazan okurum Sn. Mehmet Aydın, hazırlanmakta olan anayasa ile ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiş.
“Anayasa halk için yapılmalı. Kılık kıyafetin anayasa ile ne alakası var anlayamıyorum. Devletin devamı, insanların haklarının korunması için konulmuş olan kurallara uyulması esas alınmalıdır. Din, ırk, köken, kılık kıyafet meseleleri çıkararak bizleri birbirine düşürmek isteyen dış güçler aramıza girmemelidir. Ülkemiz kurulduğundan bu yana kimin nerede ne giyeceği, ne yapacağı, nerelere gidip gitmeyeceği, kimin neye inanacağı ve neyi nasıl yapacağı kuralları bellidir ve bu zamana kadar bu hep böyle geldi ve böyle de olmalıdır. Tarihte 17 devlet kurmuş olanların torunları olarak bu ülkeyi yönetenle ve bu konularda söz sahibi olanlar, sizlerin yapması gereken ortada iken neyi, kimin adına tartışıyorsunuz. Orası yan gelip yatma yeri değil. Gerekeni başkaları istediği için değil Türkiyemiz için yapın” diyor.
Tarihte bugün
1561: Şehzade Bayezid idam edildi.
1911: İtalya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
1925: İstanbul’da tulumbacı teşkilatı yerine, itfaiye teşkilatı kuruldu.
1960: Celal Bayar, tutuklu olduğu Yassıada’da kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
1974: Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
1982: Türkiye’nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam’da görevine başladı.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
25.09.2007
Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 110 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |