Yarın büyük önder Atatürk’ümüzün aramızdan ayrılışının 69 yılı. Onun yokluğunu o günden bu yana hep hissediyoruz. Zaten öyle olmasa işlerin ters gittiğini gören, bilen herkes kafileler halinde onun huzuruna gidip derdini anlatmaz, ülkeyi kötü yönetenleri şikayet etmezdi.
İşte bu duygularla bugün ben de içimi Atam’a dökeyim, o gittiğinden bu yana neler oldu ve neler oluyoru anlatayım dedim. Büyük önder, “Beni görmek demek behamahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir” dediğine göre, bu anlattıklarımı onun duyacağına inanıyor ve ahvalimizi onun manavi huzurunda arz ediyorum.
Atam, 69 yıl oldu bizi bırakalı. Bizi üzgün, endişeli ama umutlu bıraktın. Bıraktığın ilkeler ilerlememize yetecekti ama olmadı. Devrimlerin bir kez ateşlemişti ulusumuzu, ama yapamadık, verdiğimiz sözleri tutamadık, tuturmadılar.
Demir ağlarla örmüştün yurdu dört baştan. Biz, yeni raylar yapmak şöyle dursun, onları paslandırdık ya da söktük. Hatta onarım yapmadan kaza olacağını bile bile üzerine hızlı tren koyup, ölenler için ‘Kader’ dedik.
“Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” demiştin. Şimdi millet bir kenara itildi, hortumcular, soyguncular ve çeteler çoğaldı. Ülke neredeyse tarikatların yönetimine girmek üzere. Millete sabretmek ve kemer sıkmak kaldı.
Emanetin Cumhuriyeti çok çabuk eskittik. Senin Cumhuriyetini millete rağmen değiştirmek isteyen, hatta kendilerine ‘İkinci Cumhuriyetçiler’ denilen bazı tipler bile çıktı aramızdan.
“Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyetlerle yetiştirmek elinizdedir” demiştin öğretmenlerine.
Atam, şimdi o öğretmenlerin çoğu sokaklarda işsiz ve vekiller yerine asaleten atanmayı bekliyor. Çalışanları ise, mesaiden sonra, çorap, mendil, limon satmaya gece kulüplerinde şarkı söylemeye ve otellerde katiplik yapmaya mecbur ettiler. Sonra da onların yetiştirdikleri bir kısım gençlere ise, yüksek idealler, vatanperverlik, milliyetçilik ve uygarlığa gönül verme yerine, günü kurtarmayı, defalarca köşe dönmeyi, çok ama çok para kazanmayı telkin eden; idealist ve dürüst çalışanları hor görmeyi, ‘Devlet malı deniz, yemeyen keriz’ deyimini uygulamayı yeğlediler. Her branşta hizmet veren bol miktarda mafyamız ve onların hamisi büyük devletzedelere sahibiz.
Atam eğitime ve sağlığa ayırdığımız para gülünç miktarda, ama din ve diyanet işlerine neredeyse ulusal savunma kadar para ayırıyoruz. Ayrıca milletçe iç ve dış borçlanmayı yine borçlanarak ödüyoruz. Uluslararası durumumuz, sen aramızdan ayrıldığında daha adı bile olmayan devletlerle kıyaslanıyor.
Atam, “Devlet işleri merhamet dilenmekle görülemez” demiştin. Şimdilerde ülkemizin bütünlüğüne kasteden dahili ve harici bedhahlar için ve güvenlik güçlerimizi alçakça pusularla katledinlere bir şey yapmak için çeşitli devletlerden izin alır durumuna geldik.
“Benim memurum işini bilir” diyenler, devlet malını verip, sorulduğunda da, “Verdimse ben verdim. Dün dündü bu gün bu gündür. Ne olacak” diyenler, senin Türk Milleti’nin efendisi olmarak ilan ettiğin köylülere kızıp, “Hadi ananı da al git” ve görev yapanlar için, “Orası yan gelip yatma yeri değil” diyen büyüklerimiz çıktı aramızdan.
Bugün bile halkımızın yüzde 25’i okur yazar değil. Daha da kötüsü nedir biliyor musun atam. Senin adını kullanan sözde Atatürkçüler, senin sevgili milletini hor gördüler. “Sürülere fazla söz hakkı ve oy hakkı verilmemelidir” dediler.
Senin zamanındaki Türk liran bir dolardı. Biz bu günlerde paramıza Yeni Türk Lirası diyerek bin üçyüz kere küçülttüğümüz parayı denk hale getirmeye çalışırken, dünyada 7 rakamlı kağıt parası olan tek devlet olmaktan kurtulduk.
Cumhuriyeti yıkmak isteyen dahili ve harici bedhahlar olacağını belirtmiştin. Oldu da. Onlarla mücadele alabildiğince sürüyor. Sokaklarımız senin zamanındaki gibi çağdaş değil. Hatta bazı semtlerimiz Arabistan’a benzemeye başladı ama, bunlar çok azınlıktalar ve ne yaptıklarını da bilmiyorlar.
Anlattıklarımla seni üzdüm, canını sıktım. Güzel mavi gözlerini kıstın, kaşlarını çattın ama üzülme.
Senin hızınla ilerliyemiyoruz ama, güzel şeylerde oldu yurdunda. Her ilde bir üniversite açtık. GAP geleceğimizi aydınlatıyor. Haberleşmede teknolojinin tüm imkanlarından yararlanıyoruz. Ülkemizi çarıkla kurtadan ordularımız şimdi daha modern ve hâlâ gurur kaynağımız.
Dış ülkelere tarım ürünlerinden başka otomotiv ürünleri ve beyaz eşya satıyoruz. Tekstilcilerimiz engellenmese dünyayı giydirecek durumdalar.
Atam sen yine de üzülme, o deniz mavisi gözlerinle bize yine gülümse her şeyi karşın, sana layık olmaya çalışıyor ve emanetlerine hıyanet edenlere karşı ve çağdaşlaşma yolunda var gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz.
Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 77 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |