|
Bakanların şikayet hakkı yok |
|
|
|
|
Cuma, 23 Mayıs 2008 |
Tuzla’da insanlarımız ilgisizlikten ve bilgisizlikten ölüp gidiyor. Sendikalar, CHP ve diğer sivil toplum örgütleri, insanların sağlıklı ortamda çalışmaları için tedbir alınması gerektiğini söylüyor. Orayla ilgili bilgilerimize yenilerini ekleyip orada nelerin olup bittiğine bir kez daha baktığımızda insanı şaşırtıcı bilgilere ulaştık.
Öncelikle belirtmek gerekiyor ki, işin ilginç yanı bu feryatları ne duyan ne gören var. Üstüne üstlük, tersanelerden ve özellikle oralarda sağlıksız ve tedbirsiz ortamda çalışan işçilerden sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik, “20 tersane olması gereken yerde 50 tersane olursa ve bu şekilde ruhsatlandırılırsa o karmaşa içinde ne yazık ki bu üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek. Bu bir bakanlığın işi değil, en az 3-4 bakanlığın bir araya gelmesi gerekir” diyerek aslında durumun ne kadar ciddi boyutlarda ve bakanlığının da yetersiz olduğunu belirtti.
Bakan Bey’in itirafı bu. Ölüm tersaneleri haline gelen Tuzla’da son 5 yılda iş yoğunluğu oldukça artmış. İşçi sayısı 3-5 binden kısa sürede 28-30 binlere çıkmış. Tuzla’nın şu andaki durumu şöyle:
44 tersane faaliyette. 28 bin 500 işçi çalışıyor. Taşeron işçi 18 bin 42. Sendikalı ve sigortalı işçi sayısı 3 bin 383. Taşeron firma sayısı bu kadar dar alanda 563 ve tersanelerin yıllık ihracaat geliri 2.5 milyar dolar.
Amele pazarından işçi
Ölüm oranlarının çok fazla olmasının tek nedeni ise, durum ve bilgileri tersanede çalışmaya uygun olsa da olmasa da, tersanenin yan tarafında bulunan bir kahvehanede toplanan ve hemen her gün kurulan işçi pazarından temin edilen işçiler. Bunların arasında Romanya, Bulgaristan, Afganistan, Azerbaycan ve Irak’tan gelen ve yevmiyeleri 30-40 YTL olan işçiler var.
İşçi pazarından alınan işçiye, gerekli eğitim ve bilgi donanımına sahip olup olmadığı anlaşılmadan elektrik kaynağı ya da yüksek yerde boya ve benzeri işler verilirse sonuç ortada.
Orada ölen insanlarımızın ölümü, oralara ilgi göstermesi gerektiği halde ilgi göstermeyen ilgisizlerden kaynaklanıyor.
Tedbir medbir yok
Günü kurtarmak ve bir lokma ekmek için işi bilmediği halde, kabahat “Ben bilirim” diyerek 35 YTL için canını tehlikeye atanlarda mı, yoksa “Bana ne, ben az para verir, çok para kazanırım. Bilmiyorsa da öğrenir” diyerek o kendini pazara sürmüş olan işçileri çalıştıran işveren ya da taşeronlarda mı? Bakan Bey’in söyledikleri ortada. Mahalli yöneticiler, “Tüm tedbirleri alıyoruz. Gerekirse kapatacağız” deseler de durum ortada. Ölümler sürüyor.
Orada çalışan işçilerin can güvenliklerinin hiçe sayıldığını en iyi gözlemleyenlerin başında Gemi Sanayicileri Birliği Başkanı Murat Bayrak geliyor. Bayrak, “Tersane bölgesinde ve ölüm olaylarının olduğu yerlerde yaptığım şahsi incelemelerde tedbir medbir alındığını görmedim. Bizde tedbirin sözcüğü geçerli. Herkes ‘alınmalı’ diyor ama kimsenin tedbir aldığı yok” diyor.
Bakanımız ise, “Bu işi bakanlığımız çözemez. Birkaç bakanlık birleşmeli” diyor. Peki siz bu konuyu Bakanlar Kurulu’nda dillendirdiniz de “Hayır böyle şey olur mu? Bırakın ölsünler’ diyen mi oldu?” Hiç sanmıyorum.
O makam mazeret makamı değildir. Kiminle birleşecek ve kimden destek alacaksanız bir an evvel yapın ve Tuzla’ya huzur getirin Sayın Bakanım
Faruk Çelik.
Konya GAZNET’ten açıklama geldi
Daha önce bu köşede, “Konya GAZNET ne yapıyor?” diye sormuştum. Ne yaptıklarını belirten açıklamaları geldi. Bakın neler yapıyorlarmış?
Konya Valisi Osman Aydın’ın imzaladığı karar, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarından üyelerin de yer aldığı 19 üyeden oluşan İl Mahalli Çevre Kurulu tarafından, Büyükşehir Belediyesi’nin önerisi üzerine “oybirliği” ile 6 Kasım 2007 tarihinde alınmış bir karar olup. Vali Bey onaylamış.
GAZNET, başarılı çalışmalarını yürütürken, “yerel yönetimlere, valiliğe baskı uygulamayan ve vatandaşın cebindeki paraya göz diken bir firma değildir” deniliyor.
Zaten yazımızda böyle bir ima yoktu. Vatandaşın, bu şirketin kendilerine kolaylık sağlaması talepleri dile getirilmişti.
Tarihte bugün
1795: Fransa’da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1919: İzmir’in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928: Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1971: İstanbul’da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis arama yaptı.
23.05.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (5) | Görüntüleme sayısı: 50 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |