|
Belediye Fatih Sultan Caddesi'ni duvarla böldü |
|
|
|
|
Cuma, 28 Kasım 2008 |
Beyoğlu denince akla hemen İstiklal Caddesi gelir ama ortasına belediyenin duvar ördüğü Fatih Sultan Caddesi de Beyoğlu’nun önemli caddelerinden birisidir.
Bu cadde Okmeydanı’nı Şark Kahvesi’nden başlayıp Kulaksız’a kadar ikiye böler. Bu özelliğinden dolayı, sağ ve solunda önemli iş yerleri ile mağazalar, bankalar vardır.
Belediyeciler kime ve hangi akla hizmet etmişlerse bu önemli caddenin Şark Kahvesi’nden Kulaksız’a kadar ortasına duvar örüp geçişleri engellemişler. Duvar dedimse, gecekondu bölgesi sayıldığı için, bir türlü makus talihini yenemeyen Okmeydanı, Halıcıoğlu ve Sütlüce’de yapılan binaların duvarları gibi değil. Aslında oralar akılcı bir yaklaşımla ele alındığında çözümsüz bir şey kalmayacak ama. Neyse bu bir başka konu inşallah.
Yol tretuvar taşları ile bölünmüş. Aslında Trafik Kanunu’na göre çizgi bile olsa duvar sayıldığını hatırlatmak isterim.
Sayın Ahmet Misbah Demircan ve Kadir Topbaş başkanlarımın bu yolu bildiklerini sanıyorum. Bu yol bölündükten sonra hiç oralardan geçtiniz mi? Bir mağazadan karşıya geçmek için dönüşlerin ya Şark Kahvesi’nden ya da Kulaksız’dan yapıldığını bilmiyor musunuz?
Belediyeler insanların daha rahat, modern ve çağdaş yaşamları için gerekli tedbirleri alıp uygulayan makamlar olduğuna göre; her şeyde yoklama yapan sizler neden bu durumu oranın halkına ve esnafına sormadınız? Mesela Dörtyol’a, Çeşme ve Yolağzı duraklarına trafik ışıkları marifeti ile dönüş veremez miydiniz?
İnsanlar bu çileyi çekmeye ne zamana kadar devam edecek? Herkes merak ediyor. Bir bildiğiniz ya da uygulamanız varsa açıklayın da bilelim.
Konsolosluklarımızla ilgili şikâyetler artıyor
Geçtiğimiz günlerde Belçika Konsolosluğu’nun çalışmalarına değinip oradaki vatandaşlarımızın hizmetlerden memnun olmadığını belirtmiştim.
Arkasından, ‘bir dokunup bin ah işittik’ cinsinden bilgiler gelmeye devam ediyor.
İnşaat mühendisi olduğunu belirten Metin Özer, “Haklısınız, istisnalar dışında devletimiz yurtdışı görevlerine nitelikli eleman göndermiyor. Konsolosluklarda görevli personelin önemli bir kısmı bu görevlerine eş-dost kayırma planlaması ile gönderilmiş kişilerden oluşuyor. Onlar da orada bulundukları süre içerisinde maddi durumlarını düzeltme gayreti içerisindeler. Dil bilmeyen, eğtim ve kültürü yetersiz insanlar nasıl oluyor da oralarda ülkemizi temsil için görevlendiriliyorlar anlayamıyorum” diyor.
Avustralya’dan yazan bir başka okurumuz Cengiz Aksoy da değişik konuya değinmiş.
“Yazınızı okuyunca sanki buraya gelmişsiniz hissine kapıldım. Türk pasaportu almak istedim, o kadar uzadı ki, bıktım. Sonra iki günde Avustralya pasaportu aldım. Konsolosluğumuzda çalışanlar yıllardır buradalar. Onlar başka yerlere gidince kendilerine yapılan muameleyi gördükleri halde bize kendilerine davranıldığı gibi davranmıyorlar.
Avustralyalılar pasaport için 120 dolar alırken konsolosluğumuz 400-500 dolar istiyor. Bilindiği gibi burası büyük bir ülke. Çoğumuz konsolosluğumuza uzak yerlerde oturuyoruz. İşlerimizi takip etmeye gelmeden önce telefon ederek, ... işi için geleceğiz, bunun için gerekli evrakların neler olduğunu sorduğumuz halde bilgi alamıyoruz. Bize bu işin telefonla olmayacağı ve oraya gelmemiz söyleniyor. Sonra ufak bir evrak ya da belge olmadığı ya da unutulduğu için, yeniden gidip gelerek zaman kaybediyoruz. Bunların halledilmesini istiyoruz” diyor.
Bu ifadelerden anladığım kadarıyla ülkemizdeki klasik devlet yönetimi veya devlet memurluğu zihniyeti olan “Bugün git, yarın gel” konsolosluklarımızda bile uygulanıyormuş da haberimiz yokmuş...
TEMA 2B için kararlı
TEMA gönüllüleri, ormanların işgal edilmesi veya yağmalanması sonrasında, orman özelliğini kaybetmiş sayılması istenen arazileri korumaya kararlı. Geçtiğimiz günlerde yazmış olduğum, “Seçimler yaklaşınca 2B yeniden gündemde” başlıklı yazımdan sonra TEMA gönüllüleri bu konu ile ilgili geçmişte başlattıkları imza kampanyasında “Ormanlarımızı yağmalanmasın, korunsun” diyen 1 milyon 236 bin 842 imzadan oluşan dilekçeyi TBMM Başkanı Köksal Toptan’a sundular.
Erozyonla Mücadele Haftası nedeniyle TBMM Başkanı’nı makamında ziyaret eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Y. Gürses ve gönüllüler, hükümete kamuoyunun sesine kulak verme ve sivil toplum kuruluşları ile ile birlikte ormanların satışını içermeyen ortak çözüm bulma çağrısında bulundular.
Umarım bu çağrıya kulak verilir de ormanlarımız işgalcilerden kurtulmuş olur.
26.11.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (12) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 171 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |