|
Ben Spor Yazarı Değilim Ama!.. |
|
|
|
|
Salı, 13 Mayıs 2008 |
Arkadaşlarımdan ve okurlarımdan yoğun istek alıyorum. Telefon, mail, faks ya da mesaj çekenler, öncelikle Galatasaraylı olmam nedeniyle beni kutluyor.
Eyvallah. Bu bana gurur veriyor. Bu tür tebrikleri büyük bir mutlulukla kabul ediyorum. Sonra, “Hadi bu şampiyonlukla ilgili sen de bir şey yaz” diyorlar. İyi güzel de ben çok iyi bir spor izleyicisiyim. Şimdi piyasada bir sürü antrenör, uzman, hatta santrfor yazar varken ve onlar zaten yazarken benim yazmam ne haddime. Ayrıca ben ne yazayım yahu.
Ne hocalar var
“Benim alanım belli. Şimdi spora da el atarsak. O atan tutanlar yok olabilir” diyorum. “Hayır illa yazacaksın. Sen her maçı takip ettin, bu senin hakkın” diyerek beni gaza getirmek istediler ama ben onların beklediği yazıyı yazmayacağım.
Büyük takımlara şaşıyorum. Kardeşim ne gerek var elin yabancı antrenörlerine dünya kadar para vermeye. Avrupa’da ara, Güney Amerika’da ara tara, birilerini bul, sonra yalvar yakar ve eşek yükü ile parayı önlerine ser. Yazık günah değil mi? Gazeteleri takip edin. Yüzlerce antrenör var. Şampiyonların, milli takımın, Fenerbahçe’nin ve en önemlisi oyunları ve hocalıkları ile harikalar yarattıkları halde kendi evlatlarımızı beğenmeyen bir sürü yazar ve uzman var. Bunların çoğu da hasbelkader top oynarken, kadroya giremeyen o zamanın topçuları, günümüzün futbolda en bilenleri ve en eleştirenleri. Onlar Cevat Hoca’yı bile görmezlikten geliyor. Aralarında kadroyu ABD’de ikamet eden birinin ya da Adnan Bey’in yaptığına inananlar da var.
Onları takip et. Hepsi en olduğu için al birini koy takımın başına, sonra yan gel yat. Sezon sonu şampiyonluğun garanti.
Ahmet Ağbi olmadan şampiyonluğun tadı çıkmıyor
Dün Burhan Ayeri de belirtmişti. Şampiyon olduk ama bunun tadını çıkaramıyorum. Bana en yakın olan mesai arkadaşlarımın durumunu anlatayım. Buna siz karar verin...
Ekümen Ahmet Ağbi (Ahmet Çavuşoğlu) Antalya’ya taşındı. GS’lı iken FB’li olan Serdar Turgut kayıp. Görsel Yönetmen İlhami Davutoğlu şehir dışına çıkmış. Yazıişleri Müdürü Halil Demir, sırtımdaki Metin Oktay formasını görmezlikten geliyor. Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Yurt Haberleri Müdürü Mustafa Özbesler, odalarına kapanmış eski anılarla yaşıyor ve kendi takımlarının şampiyon olduğunu sanıyorlar. Hemen her gün ziyaretimize gelen Muhasebe Müdürü Sadrettin Kuşoğlu ile Satış Müdürü Murat Kumral neredeyse selam bile vermeyecek hale gelmişler. Genel Müdür Nermi Karacabeyli sanki yasta. Spor Müdürümüz Nezih Alkış, “Ben işimi yaparım” diyor. Alaattin Metin’e teşekkür ediyorum. Geldi ve “Müdür kutlarım, bir şampiyonluk kahvesi içelim” dedi. İçtiğim kahvelerin en keyiflisiydi.
Yazi işlerinde editörlerimizden Ayşe Deniz Poyraz’ın bakışlarından rahatsız oluyorum. Onu her görüşümde formamı parçalayacakmış gibi bir his geliyor içime. Eğitim Editörü Bekir Türkmenoğlu ile Burçin Üçsular diş bileyip hasetinden çatlıyorlar. Ancak şampiyonluğu en iyi veren 1. sayfayı yapmak-istemeyerek de olsa-Burçin’e nasip oldu. Artık bu ceza da ona yeter. Daha ne kadar arkadaşım, bu duyguları taşıyor ya da şampiyonluğa gıpta ile bakıyor bilmiyorum.
Bildiğim bir şey var; Ahmet Ağbi (Ekümen) olmayınca hakikaten şampiyonluğun tadı çıkmıyor. Bana kala kala Rıza Zelyut kalıyor. O da, “Bizim size hediyemizdir. Son 100 yılın en başarılı yılında tarihimizde ilk defa çeyrek final oynamış, dünya yıldızlarından oluşan bir kadroya sahibiz, tesislerimiz var. futbolcularımız sırtı pek karnı tok, cepleri para dolu ve siz şampiyonsunuz. Helal olsun size” diyor ve Zico’yu Avrupa’da tanıtmalarının mutluluğunu yaşıyor.
Ben kendisine, kızsa da, “Nazar etme ne olur çalış senin de olur” diyorum.
Son olarak da Avrupa yolunda el ele tutuşan üç büyüğümüze başarılar diliyor ve onları daima destekleyeceğimizi belirtiyorum.
Benim futbol yazmam böyle olur. Ama Spor Müdürümüz Nezih Ağbi, bana spor sayfalarımızı açarsa o zaman hiç belli olmaz. Belki ben de en iyi uzman, spor adamı, antrenör, oyunu iyi okuyan ve yerinde değişiklik yaptıranlardan biri olabilirim.
Ne dersiniz...
Tarihte bugün
1949: Yazar Rıfat Ilgaz, Cumhurbaşkanı’na hakaretten üç yıl, Mısır Kralı ve İran Şahı’na hakaretten yedi ay hapis cezasına çarptırıldı. Aziz Nesin de Mısır Kralı ve İran Şahı’na yayın yoluyla hakaretten yedi ay hapis cezası aldı.
1975: Başbakan Süleyman Demirel, Vural Önsel adlı bir kişinin saldırısına uğradı. Demirel’in burun kemiği kırıldı.
1981: Papa II. Jean Paul, Mehmet Ali Ağca tarafından Roma’da vuruldu.
1994: (İSKİ) Genel Müdürü Ergun Göknel, 8 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
1996: DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in dolandırıcılıktan yargılanan Selçuk Parsadan’a örtülü ödenekten 5.5 milyar lira verdiği tespit edildi.
13.05.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (6) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 67 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |