|
Bitmeyen Çile Trafik,Perişan Edip Çıldırtıyor |
|
|
|
|
Cuma, 28 Aralık 2007 |
İstanbul’a bir gelen bir de gelmeyen pişman. Birçok insanın iş ve aş umudu olarak bildiği ve sırtına yorganını alarak geldiği İstanbul zamanla o kadar büyüdü ki, şimdi şehri rant ve siyasi emelleri için bu hale getirenler bile işin içinden çıkamıyor.
Ne kadar toplu taşıma aracı yapılsa da halen çok cazip gelebilecek bir sisteme kavuşulamadı. Toplu taşıma araçlarının çoğunun bağlantıları olmadığı için, bu sistemi tercih edenler zamanın birinde şehrin ortasında kalıyorlar.
Çalışanlar ve öğrenciler perişan
Çalışan işçi ve memur kesimindeki herkes trafik yoğunluğundan şikayetçi. Olaya ne yönü ile bakarsanız bakın; işine ve okuluna gitmek isteyen çalışan ya da öğrenci, mesai veya okul ders zilinden en az 2-2.5 saat önce evinden çıkmak zorunda kalıyor.
Esenkent’te yaşayan Müjdat Gönül, oğlunun Çemberlitaş Anadolu Lisesi’nde okuduğunu, derslerinin 08.30’da başladığını belirtiyor. Müjdat Bey, “Oğlum geçtiğimiz sene evden 07.00’de ayrılıyor ve derslerine yetişiyordu. Bu sene ne oldu bilmiyorum, 06.00’da evden çıktığı halde bazen birinci dersi kaçırıyor” diyor.
İETT ne yapıyor?
Kenan Gönenli ise, Esenkent, Bahçeşehir ve Boğazköy’de oturanların tek ulaşım aracının otobüsler olduğunu, sabahları iş ve okuluna yetişmek için durakta yığılma yaşandığı halde, servislerin yetersizliğinden şikayetçi.
Okurum haklı. Orayı bilen biri olarak sabahları gazeteye gelirken, Bahçeşehir’den Taksim, Bakırköy, Mecidiyeköy ve Yenibosna’ya kalkan İETT otobüsleri ile halk otobüslerinin yetersiz hatta neredeyse yok denilecek kadar az olduğunu görüyorum.
Evet burada oturan ve çoğunluğu çalışan ya da okuyan bu insanlar kimseden hayır, hasenat beklemiyor. Parasını ödeyerek adam gibi işine ve okuluna gidebileceği toplu taşıma aracı istiyor. Görevi halka hizmet etmek olan Belediye Başkanı’nın ve İETT Genel Müdürü’nün de bunu yapması, oradaki insanlara değer vermesi gerekiyor.
İstanbul’un haline bakın
İstanbul trafiğine baktığınızda, Avrupa ile Asya kıtalarının bağlandığı bu şehirde iki tane köprüyü görüyorsunuz. Bu köprülerden biri uluslararası trafiğe açık.
Ancak bu yola TIR ve kamyonlar gece 21.00’den sonra giriyor olmasına karşın, günün her saatinde bu yolda ve İstanbul’un her yerinde görünmelerine bir anlam verilemiyor.
Şehir planlanmamış. Nakliye ambarları Topkapı’da yani şehrin ortasında. Bir zamanlar Topkapı’dan kaldırılıp şehir dışı diye Esenler’e taşınan Avrupa’nın en büyük otogarı şimdi şehrin ortasında ve girip çıkmak neredeyse imkansız halde.
Aksaray’da, Taksim’de, Şişli’de, Kadıköy veya şehrin hemen her sokak ve caddesinde TIR, damperli veya demir yüklü kamyon, ne amaçla gezdiği belli olmayan otobüsler etrafta kol geziyor.
Bunlar elbette gerektiği zaman gezecek ama yeri ve zamanı belirlenmemişse belirlenecek, uygulaması tavizsiz olarak yapılacaktır.
Yöneticiler ne yapıyor?
İstanbullunun şikayetçi olduğu bu konularla ilgili muhatap yöneticiler kimler?. Öncelikle Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürümüz. Peki bu konuyla ilgili ne yapıyor bu yöneticilerimiz?... Elbette çok iş yapıyorlar. Hatta o kadar yoğunlar ki; başlarını kaşımaya dahi vakitleri yok. Ayrıca onların önünde ve arkasında eskortlar olduğu için İstanbul’daki trafik yoğunluğunun farkında bile olmayabilirler.
Caydırıcı ve etkili olsun diye birçok yol, Elektronik Denetim Sistemi (EDS) ile donatıldı. Çok da iyi oldu. Hatta yapılan açıklamalara göre, 7 kameranın 7 aydaki tespitlerine göre 7 trilyon liranın üzerinde ceza kesilmiş. Şimdi yollarda çok miktarda EDS tabelaları var ama kameralar olmayınca bizim trafik canavarları tınmıyor, haberiniz ola...
Ayrıca dikkatimi çeken bir husus daha var. EDS sistemi uygulamaya koyulduktan güvenlik şeritlerinde fırfdöndülü araçlar çoğaldı. Basın Kartları Yönetmeliği’ne göre bu hakkı bizler kullanmıyoruz. Ancak bunların kim olduğunu da merak ediyorum.
Sayın yöneticilerimiz, insanların rahata kavuşması, işçinin işine, öğrencinin okuluna geç kalmadan gitmesi için lütfen bir araya gelin ve birtakım tedbir kararları alarak uygulayın.
Uygulayın da İstanbullular çıldırmadan, ruh sağlığı bozulmadan rahat etsin.
Tarihte bugün
1923: Türkiye’de ilk af kanunu kabul edildi.
1925: Türkiye’de uluslararası takvim ve saatin kullanılması TBMM’de kabul edildi.
1935: Tatil günlerinin cumadan pazara kaydırılması kabul edildi.
1984: İstanbul’da suya yüzde 112 zam yapıldı.
26.12.2007
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 35 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |