|
Cumhuriyetin 84. yıldönümü, hem buruk hem de büyük bir coşkuyla kutlandı. Hainlerin iç ve dış mihraklarla yaptığı işbirliği ile güvenlik güçlerimize saldırıp kurdukları hain ve kahpe pusularla yiğitlerimizi şehit etmeleri sonucu yüce Türk milleti yeniden kenetlendi.
Cumhuriyet’in ilanının yıldönümünü kutladığımız 29 Ekim’in bölye bir güne gelmesi sonucu Türk milleti tıpkı 1919 ruhunu dönüp külleri arasından yeniden doğmaya ve toparlanmaya başladı.
Kalleşlerin kurduğu hain pusular sonucu verdiğimiz şehitler, milletimizi vurulmuş bir kamçı gibi bizleri yeniden bir araya getirtip, el ele, kol kola, sırt sırta, olmamızı sağladı.
Birinci Cihan Savaşı sonrası yenik sayılan ve Mondros Mütarekesi ve arkasından gelen Serv, Osmanlı’nın sonu olurken, küller arasından yükselen bir güç halkla birleşiyor ve “... Artık yeni bir devlet kurmanın, Türkiye’yi kurmanın, Cumhuriyeti ilan etmenin zamanıdır” diyerek Anadolu halkı ile kucaklaşıp bütünleşen Atatürk ve silah arkadaşları, ülkemizin temellerini atmaya başladılar.
Bu yol uzun ve zor bir yoldu. Bir tarafta padişah ve taraftarlarının verdiği yakalama emri, diğer tarafta bu emri bildiği halde uygulamayan ve Atasının yanıda yer alanlar ve yeniden kurulan halk ordusu.
Kongreler, bitmek bilmeyen uzun yollar ve geceler, yokluk, yoksulluk. “...Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir..” olmasına karşın yeni bir yurt yeni bir vatan, yeni bir yönetim biçimi. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Evet, “Kanla irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti” yıl 1923 karşımızda İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya ve onlara bağlı diğer milletler. Ya şimdi, “... Dahili ve harici bedhahların olacaktır...” Peki olmuyor mu? Şimdi yukarıdaki devletlere kim katıldı. Yıllardır müttefikimiz olan ABD, onun ileri karakolu İsrail ve AB üyelerinin neredeyse hepsi.
Dahili ve harici bedhahlar
Harici bedhaklar belli. Peki dahili bedhahlar kim? Bunu bilmek için dâhi olmaya gerek yok. Başta bir takım güçlerin maşalığını yapan, ülkemin bütçsesinden tüyü bitmemiş yetimin hakkını alıp yiyenler ve güvenlik güçlerimizi şehit eden eli kanlı canilere ve şimdilerde ada sahibi olan bebek katiline kardeşim diyenler.
Yetmez mi? Ne için dağda olduğunu bilmeyen o zavallı hainlere ne demeli.
Ya bunlara destek veren, kendilerine göre okumuş, yazmış, hatta kendilerini entelektüel sayanlara ne demeli. Dahildi ABD, AB ve terör örgütünün sözcülüğünü yapan Kürtle, terör örgütünü birbirinden ayıramayan zavallı aydınlar. Bunların kim olduğu tıpkı Cumhuriyetin kurulduğu zaman, “Cumhuriyet alkış ile, dua ile, şenlik ile yaşamaz. Cumhuriyet bir tılsım değildir; Millet Meclisi’nde bir büyü yapıldı bundan sonra her iş kendiliğinden düzelecek değildir..” diye yazanlar olduğu gibi, bugün de aynı şeyleri yazanları öğrenmek için, son birkaç günlük gazetelere bakılırsa bu şahısların kim olduğu görülür.
Ayrıca şu anda TBMM çatısı altında olanlardan birisi yıllar önce, “Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen Cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür!” dememiş miydi?
Atatürk Nutuk’ta yıllar önce devletin yönetim şeklini tarif ederken, “... Devlet işleri merhamet dilemekle görülemez” derken, sanki bugünleri mi görmüştü acaba.
Ayrıca yine o günlerde, “Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Oysa Cumhuriyet fazilettir” derken her zaman olduğu gibi yine haklı değil miydi? Bugün olduğu gibi o günlerde de Cumhuriyeti benimsemeyenlere yine, “Cumhuriyetimizin bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedhahtlardır... Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır...” diyen de o değil midir?
Yine Türk gençliğine hitaben, “Birinci vazifen Türk istiklalini ve Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” emrini vermemiş miydi?
1919 ruhu canlanıyor
İşte geçliğimiz bugün aynen 1919 ruhu ile yeniden bir arada ve vatan savunmasında. “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır” sözüne uygun olarak;
Gençlerimiz işgalci kafa-hain işbirliğinin sahneye çıktığı, işten ve dıştan kuşatma altına alındığımız şu günlerde çağdaş Türkiye’nin rotasını değiştirmek isteyen dinimize, dilimize, kimliğimize ve birliğimize müdahale etmek isteyenlere karşı kurulduğundan bu yana dostlara güven, düşmanlara korku veren ordumuzda bir aradalar.
Ve Mehmet Akif’in, İstiklal Marşımız’da, “..Arkadaş yurduma alçaklar uğratma sakın. Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın” talimatına uygun olarak vatan savunmasındalar. “Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker” sen bizim her zaman gönlümüzde, kalbimizdesin ve olacaksın da.
Seninle gurur duyuyoruz. Yarınlarda toruların da aynı gururu duyacak. Mekanın cennet olsun... 30.10.2007
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 84 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |