Dünya kurulduğundan bu yana hemen her yerde din tartışması vardır. Bu durum gelişerek, bölünerek, daha da aşağılara iniyor. Yarınlarda da din üzerinden tartışmalar sürecektir.
Din ve mezhep tartışmaları, dünyamızda en kanlı savaşların nedeni olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Hemen komşumuz Irak’a dönüp baktığımızda ABD tarafından işgal edilmiş olmasına karşın, bombalı eylemlerde ölenler ne hikmetse Müslüman olan, Türkmenler, Kürtler ve Araplar’dır. Irak’taki direniş Amerikan işgaline karşı yapılıyorsa manzara böyle olmamalı.
1980 ihtilali öncesine bakıldığında, karşımıza çıkan Kahramanmaraş, Çorum ve daha dünlerde Sivas’ta yakılarak katledilen aydınların ölüm sebebinde de mezhep ayrılığı vardır.
Bu baskı günümüzde de devam etmektedir. Okullarda Alevi gençlerimize oruç tutmadığı, namaz kılmadığı, Din Bilgisi ve Ahlak dersinde ezan okumadığı için baskı yapılmaktadır. Bu baskıya dayanamayan birçok öğrenci okul ve yurdunu terk etmiştir.
Ülkemizde anayasamız gereği laiklik vardır. Laiklik, genel olarak, “Din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmadan uygulanan yönetim biçimi olarak” tarif edilmektedir.
Gerçeğe baktığımızda laiklik tarifinde olduğu gibi değildir. Tam tersi din ve devlet işleri tamamen birbirine karıştırılarak yapılmaktadır.
Dİyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin tamamını devlet karşılamaktadır. İmam ve müezzinlerle, vaizlerin maaşlarını devlet vermektedir. Devlet içerisinde ‘fetva makamı’ denilen kurullarda görev alanların, müftülerin, imamların tayin ve nakillerini siyasi erk yani bakanlık yapmaktadır.
BU nedenle de çoğu kez cuma ve bayram namazları hutbe ve vaizlerinde hükümetin açıkça propagandası yapılmaktadır.
Durum böyle iken, bu ülke içerisinde olmaları hesabı ile vergi veren, askerlik görevlerini yerine getiren Musevi dinlere mensup vatandaşlarımızla Alevilerin ibadet ettikleri kilise, havra ve sinagoglarla, cemevleri görevlilerine devlet neden maaş vermez anlamak mümkün değil.
AB’ye üyelik başvurusunda bulunan ülkemiz, seçim öncesi herkese ‘Doğrudan Gelir Desteği’ adı ile para verirken, taş çatlasa 150’yi geçmeyecek durumda olan kiliselerdeki 150 papaza maaş verip en azından AB yolunda onlara da şirin gözükmek istemez mi?
Ayrıca, Allah’ı tek, peygamberi hak ve Kur’an-ı Kerim’i tek kitap olarak kabul etmiş olan Alevilerin açtığı ve ülkemizin tümünde yine sayıları 150’yi geçmeyecek durumda olan cemevlerinde ibadetleri sağlayan imamların görevini yapan Dedelere neden maaş vermez ki?
Ayrıca bu insanlar Allah’a, peygambere ve Kur’an’a inandıklarına göre, yaradanlarına ulaşmanın illa da Sünnilerinki gibi olacağı baskısı neden yapılır?
Bırakın herkes yaradanına yani Allah’a nasıl ulaşıyorsa öyle ulaşsın. Onun doğrusu ve eğrisine yine yaradan karar versin. Cezayı da mükafatı da verecek o yüce mevla ise, ne diye şekilcilik yapılıyor ki?
Eğer bunlar yapılır ve kimse kimsenin ibadetine ve şekline karışmaz ise o zaman yaşamaktan, mensubu olmaktan gurur duyduğum ülkemde işlerin çok daha iyiye gideceğinden kimsenin endişesi olmamalı.
Deneyin görün, mutlaka bana hak vereceksiniz.
Ne olur bu kez söylenenleri yapın!
Bilindiği gibi her bayram tatili öncesi, başta Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere trafikle ilgili önerilerde bulunur. Arkasından, “Tüm bu verilerimize karşın bu bayramda da yaşanacak kazalar sonrasında .... can kaybı olacağı tahmin edilmektedir” denilir.
Uzmanlar bu bayram için uyulması gereken kuralları açıkladılar.
Aracınız için gereken tüm bakımlarını yaptırın.
Yolculuğa yorgun ve uykusuz başlamayın.
Yolculuk sırasında uyuşturucu özelliği olan ilaçlarla alkol almayın.
Yolculuğunuz süresince trafik kurallarına uyun. Özellikle sollamalarda ve virajlarda çok dikkatli olun, hızınızı ayarlayın.
Uykunuz geldiğinde uyuyun. Kan dolaşımını hızlandırmak için hareketler yapın.
Ne olur söylenenleri yapın ve bu bayramda, “Trafik şu kadar can alacak” diyenleri yanıltalım. Hiç kimsenin ocağı sönmesin. Bayramda kimse karalara bürünmesin. Tüm okurlarımıza sevgi ve saygılarımı sunarak herkesin Kurban Bayramı’nı canı gönülden kutluyorum.
Tarihte bugün
1915: İşgalcilere karşı ilk direniş, Dörtyol’da başladı.
1915: İşgal ettikleri siperleri boşaltan İngilizler, gece Anafartalar’dan gizlice çekildi. İngilizler 8-9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir bölgesinden çekildi.
1918: Bahçe, Islahiye, Hassa ve Osmaniye Fransızlar tarafından işgal edildi.
1941: İkinci Dünya Savaşı’nda, İstanbul’da ekmek karneye bağlandı.
1978: 19 Aralık’ta başlayıp 24 Aralık’ta son bulan Maraş olayları gerçekleşti.
2000: Ölüm orucu ve açlık grevlerinin devam ettiği 20 cezaevine, ‘Hayata Dönüş’ adı verilen bir operasyon düzenlendi. 28 tutuklu öldü, 94’ü de yaralandı.
19.12.2007
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır