Son zamanlarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili olarak ilginç şeyler söyleniyor. Kimileri, “AKP’nin kuyrukçusu” derken kimileri tetikçisi olarak niteliyor.
Sonra geri dönüp Devlet Bahçeli ve partisinin icraatına bakınca değişik şeyler görmek mümkün oluyor.
57. Ecevit hükümetinde, “Ecevit’in oğlu olsaydı, Devlet Bey kadar ona saygı gösteremezdi” deniliyordu.
Sonra ne oldu ise birden bire hükümetin bile haberi olmadan erken seçime gidiyoruz açıklamasını yaptı ve AKP’nin iktidar yolunu açtı.
58. Hükümet dönemi çok kısa sürdüğü ve MHP de barajı geçemediği için söylenecek bir şey yok.
Cumhurbaşkanı MHP desteği ile seçildi
59. Hükümet döneminde de parlamentoda olmadığı için olayları dışarıdan izledi. Milli ve manevi hisleri ön plana çıkararak seçimlere hazırlandı.
60. Hükümet döneminde ise, 59. Hükümet döneminden aktarılan cumhurbaşkanı seçimi ile karşı karşıya kaldı.
59. Hükümet döneminde cumhurbaşkanını seçtirmeyen CHP, DYP ve ANAP’ın durumlarını değerlendirmiş ve bu durumun seçimlerde nasıl kullanıldığını görmüş olsa gerek ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı adaylarımız parti genel başkanları ve grupları ile görüşüp anlaşırlar” diyerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den başka adaylar da oylabileceğini ima ederken, Bahçeli, TBMM’ye gireceklerini açıklayınca ortaya başka adaylar çıkmadı. Cumhurbaşkanı Gül de MHP’nin kontenjanından ve desteği ile seçilmiş oldu.
Kadının başı, özgürlük mü, inanç mı, oy deposu mu?
Ülkemizde sanki her mesele halledilmiş de geriye kadınların başı kalmış. Dış ticaret açıkları yükseliyor, vatandaş iş ve aş peşinde. İşsizler ordusu her geçen gün çoğalıyor. Terörle mücadelede tam başarı sağlanamamış. AB’ye girişimiz neredeyse imkansız hale gelmiş. Köylünün ürettiği ürünlere çeşitli kotalar konmuş. Talep elestikiyatı olan önemli bir ihraç ürünümüz yok. Olanlara kota engeli var ve benim ülkem ‘Kadın başını nasıl örtsün, düğüm çenenin altında mı olsun, yoksa arkaya aktarılıp toplu iğne ile mi tutturulsun’u tartışıyor.
Üstüne üstlük anayasanın 2. maddesine rağmen, Devlet Bahçeli ve partisi MHP, AKP ile işbirliği yaparak tartışılan ve görüşülmeye başlayan öneriyi sunuyor.
Tunca Toskay çıkıp, “Ne yapalım AKP türbanı kullanarak oylarını yükseltti. Türban siyasetinin avantajlarından yararlanıp, bunun hasadını yapacağız” diyor. Hani türban kadınların özgürlüğü ya da inanç gereği idi. Demek ki bu mesele oy içinmiş.
Türban keşke özgürlük olsaydı
Hanımların baş bağlamalarını özgürlük olarak görenlere diyecek bir şeyim yok. Evet keşke kadınların başlarını bağlaması onların özgürlüğü gereği olsaydı. Evet bu bir giyim tercihi denilir, kimse de gıkını çıkarmazdı.
Eğer, “İnanç gereğidir. Saç kadının hem ziyneti hem de namusudur” denilmeseydi, o özgürlüğü kullanmak isteyenlerin sayısının çok önemli olacağını hiç sanmıyorum.
Sayın Başbakanımız geçtiğimiz günlerde, CHP lideri Deniz Baykal’ın, “Türban nasıl dinin temel şartı haline gelmiştir. Yeni bir peygamber mi geldi?” sözlerini kastederek, “Dini sen ne bilirsin. Sen peygamberin gelip gelmediğini daha öğrenmedim mi? Bırak bu işi Diyanet konuşsun” dedi.
Diyanet İşleri başkanları ve ilahiyatçıların söylediklerine kulak veriyoruz. Onlar, “Dinin temel şartı değildir. Dini açıdan bağlansa da olur, bağlanmasa da. Yıllarca Anadolu kadını tarlada çalışırken başına güneş geçmesin, ya da üşümesin, yemek yaparken kıl düşmesin diye başlarını bağlamışlar ve bu durum günümüze sanki bir gelenek olarak gelmiş. Sonraları da siyasete sokularak oy deposu olarak görülmüştür” diyorlar.
Kur’an’da ise, “Allah için ibadet yaparken ve onun huzurunda iken avret yerlerinizi örtün” şeklinde emir olduğu yine bu işi bilenler tarafından söyleniyor. Ayrıca, insanların gıpta etmelerini önlemek ve hırsızları iştahlandırmamak için, “Kadınlarınız ve kızlarınız toplum içerisine çıkarken, ziynet eşyası taktıkları yerleri kapatsın” denilmiş.
Buyurun bakalım kadının baş bağlama şekli, özgürlük mü, inanç mı, oy deposu mu?
Tarihte bugün
1877: Mithat Paşa, sadrazamlıktan azledildi ve Taif zindanında boğduruldu.
1937: Anayasa’nın 2. Maddesi’nde yapılan değişiklikle, altı ilke Anayasa metnine girdi: “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır. Resmi Dili Türkçe, başkenti Ankara şehridir.”
1976: Uçak firması Lockheed, Türkiye’de rüşvet verdiklerini açıkladı.
05.02.2006
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (3) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 46 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |