Geçtiğimiz günlerde Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau’nun, “Öğretmenlerin maaşları Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası göz önünde bulundurulursa OECD standartlarına göre yüksek kalıyor, bu düzeltilmeli” demesi ortalığı karıştırdı.
Başta KESK’e bağlı Eğitim-Sen Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, olmak üzere Kamu-Sen’e bağlı Türk Eğitim Sen Başkanı Şuayip Özcan ve Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ile binlerce öğretmen tepkilerini dile getirerek, “Bay Ulrich Zachau, ya Türkiye’yi tanımıyor, ya da birileri onu kandırmış. Bu lafları ona iktidar partisi AKP söyletmişse o hesap da görülür. Ülkemizde tespit edilen yoksulluk sınırının altında maaş alan öğretmenlerle kimsenin oynamaya ve aşağılamaya hakkı yoktur” diyorlar.
Öğretmenlerimizin durumu
Evet ülkemizde yoksulluk sınırı 2 bin 329 YTL. Açlık sınırı ise 894 YTL olarak belirlenmiş. Bunun altında geliri olanlar ise açlığa mahkum demektir. Yani bizim deyimimizle, “Ne ölür ne oğar”.
Peki öğretmenlerin ortalama maaşları ne? 930 YTL.
Yani açlık sınırına yakın, yoksulluk sınırının çok altında ücret alarak çalışıyor öğretmenlerimiz. Yapılan araştırmada öğretmenlerimizin yüzde 82’sinin kredi kartı borcu var.
·Bay Ulrich’in karşılaştırdığı OECD ülkelerinde öğretmenler yılda 1680, ülkemizde ise 1800 saat çalışıyor.
·OECD ülkelerinde bir ana okulu öğretmeni 15 öğrenci ile ilgilenirken, ülkemizde bu sayı 25-30 öğrenci.
·EECD ülkelerinde sınıf mevcutları en çok 24 iken bu rakam ülkemizde 40’tan aşağı düşmedi. Birçok yerde sınıf mevcutları 60-70 civarında.
·OECD ülkelerinde ilköğretim okullarında kıdemli bir öğretmen yıllık geliri 46 bin dolar, ülkemizde bu durum 21 bin dolar civarında.
·Bay Ulrich’in kıyasladığı ülkelerde öğretmenler mesaiden çıktıktan sonra yan gelip yatar keyfine bakarken, benim geçim sıkıntısı çeken öğretmenim ikinci işindeki mesaisine başlamış oluyor.
Bunlar ülkemizin gerçekleri Bay Direktör, bundan sonra ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Ülkemizi sömürdüğünüz yetmiyormuş gibi bir de öğretmenlerimiz ve diğer çalışanlarımızın ücretleri ile uğraşmayın. Böyle şeyler söylemekle ülkemizi tanımadığınızı da ortaya çıktı. Eğer bunları size başkaları söyletiyorsa o da çok hoş değil.
Alucra Çok Amaçlı Lise kitaplarınızı bekliyor
Alucra adını şu andaki durumu itibarıyla El-Ücra’dan almış. Aslında halen de öyle. Alucra, Kelkit vadisinde yer alan ve Şebinkarahisar’ın vilayet olduğu yıllarda oraya, 1937 yılından sonra da Giresun’a bağlanan 110 yıllık gurbetçilik ve çitçilikle geçinen bin 500 metre rakımlı 12 bin nüfuslu bir ilçe.
Orada eğitim gören çocukların gelecekte geçinebilmeleri için tek yapmaları gereken şey okuyup bir meslek sahibi olmaları. İlçenin kendine özgü bir geliri yok. Yayla turizmi ya da yamaç paraşütçülüğü gelişirse eh işte biraz hayat bulur.
Orada Çok Amaçlı Halis Akmen Lisesi’ne Vakıfbank Genel Müdürlüğü büyük bir kütüphane yaptırmış. Şimdi her şey var ama raflar boş. Bu okulun ve diğer okulların öğrencileri ile Alucra ahalisi sizlerin her türlü kitabını bekliyor. Kitabın önemini anlatmaya gerek yok. “Bu kütüphanede benim de bir kitabım olsun” diyorsanız işte iletişim kuracağınız adresler.
Alucra Halis Akmen Çok Programlı Lisesi, Yunus Emre Mah. Teknik Okullar Sk. Alucra/Giresun Tel: 0454 751 30 20, e-posta
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
İstanbul için, Tülay Dolu, Fulya Mah. Şehit Niyazi Sok. Demirhan Ap. 19/B Şişli
0552 5613385 e-posta:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Türbana Evren fetvası
Başbakan’ın İspanya ziyaretinden sonra ülkemizde türban sorunu iyice alevlendi. Kimisi dinin gereği, kimisi siyasi simge, kimisi hiçbir şey, şapka gibi baş koruyucu olarak niteliyor.
Tehlikeli olan ise inanç gereği ya da özgürlük olarak nitelendirilmesi. Yani başını acayip bir şekilde kapatanlar inançlı, kapatmayanların inançsız olmasına dönüşmesi. MHP, “Kamu hizmeti alanlar taksın. Yani üniversitede okusunlar” derken, başkaları “Kamu hizmeti alan o hizmeti bir meslek sahibi olup kamuya vermeye başlayınca ne olacak?” diye soruyor.
Bu tartışmalar içerisinde 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, “Kadınların saçlarının görünmemesi din gereği ve günah olsaydı, Allah onları saçsız yaratırdı. Bunlar İranlaşmanın belirtileri” diye fetva verdi. Netekim, gerisi bu uğurda anayasamızı değiştirmek isteyenlerle bu konuyu mahalli seçimler yaklaşırken oya dönüştürmek istiyenlere kalmış.