|
Cuma, 01 Ağustos 2008 |
Ülkemizi uzun süredir meşgul eden iki önemli davadan birisi bitti. Anayasa Mahkemesi, AKP’nin kapatılmamasına karar verdi. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama hukukun üstünlüğüne inanan ve savunan biri olarak karara saygı duymak durumundayız.
Başkan Haşim Kılıç çok önceleri, “Merak etmeyin mahkememizden herkesi memnun edecek bir karar çıkar” demişti. Evet şimdi herkes memnun. Başta AB olmak üzere tüm dünya devletleri memnuniyetini açıkladı. AKP’liler “Kapatılmadık” diyor. Kapatılmasını bekleyenler, “Mahkemenin 6 üyesi kapatılsın demiş. Bizim vicdanımızda AKP kapatılmıştır” diyor. AKP’yi laiklik karşıtı ve şeriatçı görenler ise, “Mahkemenin 10 üyesi AKP’nin laiklik karşıtı odak olduğunu kabul etti” diyor.
O zaman Haşim Kılıç’ın söylediği çıktı. Şimdi herkes memnun. Hatta partinin kapatılmasını bekleyenlerden bazıları ise, “Aman iyi oldu da kapatılmadı. Zaten oy kaybetmeye başlamıştı. Ayrıca bu partinin kökü sayılacak dört parti kapatıldı da ne oldu? Yüzde 47 ile iktidardalar. Zaten her seçimde bir mağduriyeti oynuyorlar. Bundan sonra oynayacak rolleri bari kalmadı” diyorlar.
Başkan Kılıç, “Parti kapatılmadı ama karar çok önemi ve ciddi bir ihtardır. Dikkate alınması gerekir” diyerek iktidar partisinin herkesi kucaklaması ve bundan sonraki icraatlarında dikkatli olması gerektiğini hatırlattı.
Başbakan ise, “Hem şeriatçı hem laik olunmaz. Elhamdülillah şeriatçıyız” laflarını unutup şimdi de, “Biz hiçbir zaman laikliğe karşı odak olmadık” diyerek, daha önceleri “Değiştik” dediğinin yeni versiyonunun başlangıcı olmasını diliyorum.
Evet ülkemiz artık her yönü ile yeni bir yola çıkıyor. Herkes bavulunu hazırlasın. Durmak yok yola devam...
Yolunuz açık olsun yolcular...
Halkbank boşaltılıyor mu?
İlginç bir şekilde Halkbank’ın içinin boşaltıldığı haberlerini alıyorum. İçi boşaltılıyor derken, elbette bir banka yolsuzluğundan bahsetmiyorum. Bankanın kasaları neyse öyle duruyor. Personele baskıyla emekli olmaları yönünde telkinler yapılıyormuş.
Banka çalışanlarının büyük bir bölümü sözleşmeli personel. Aldığım bilgilere göre, bankanın İnsan Kaynakları bölümü, çalışanlara telefon edip emeklilik dilekçesi vermesini aksi takdirde sözleşmelerinin feshedileceğini bildirip, bu yöndeki baskısını sürdürüyormuş.
25-30 yılını bu bankaya vermiş insanlar, geleceğinin planlarını dahi yapmadan böyle bir baskı ile karşı karşıya gelince herkes şaşkınlık ve çaresizliğe kapılmış.
Görüyoruz ki, banka sadece paranın eksiltilmesiyle boşaltılmıyor. Personeli de yok ederek pek âlâ banka boşaltılabiliyor.
Şimdi banka yetkililerinden beklediğimiz; bu baskının neden yapıldığı ve boşalan personelin yerine kimlerin yerleştirildiğini ya da yerleştirme konusunda kimlere söz verildiğini açıklamalarıdır.
Konunun takipçisi olacağımız gibi, banka yetkililerinden de bu konuda baskı yapılıp yapılmadığı bilgilerini bekliyoruz efendim.
Çevreyi kim koruyacak?
Marmara Ereğlisi Sultanköy’de bulunmam nedeniyle hemen her gün Marmara Denizi’ne dökülen Kınıklı Deresi’ni görüyor ve çıldırıyorum. Devlet, hükümet, bakanlık, belediye ve valilik bu kirliliğe neden göz yumar anlamak mümkün değil.
Kınıklı Deresi, Marmara Denizi’ne Değirmenköy Belediyesi’nin arıtmasız kanalizasyonunu, mezbahanenin artıklarını, devamında dere boyunca kurulmuş ve çevreyi kirletmek için acımasızca faaliyetlerini sürdüren ve atıklarını arıtmadan dereye veren tekstil kuruluşları, foseptikleri çekip tenha yerlerde yine bu dereye boşaltan vidanjörler tüm pisliklerini bu dere ile Marmara’ya gönderiyorlar da bunların hiçbirisine ne dur diyen var ne de tedbir al diyen...
Orada denize girmeye çalışan binlerce kişi ile birlikte ben de Kınıklı Deresi ile denize arıtılmadan atık gönderen, tekstilcileri, belediyeleri ve sanayi kuruluşlarının kulaklarını iyi bir şekilde çınlattık.
Beyler insaf edin artık. Valilik mi, belediyeler mi, bakanlık mı kim bu işlerden sorumlu ise-ki saydıklarımın tümü sorumlu-, bir zahmet Kınıklı Deresi’nin Marmara Denizi’ne nasıl kan gibi aktığını, nasıl pislik taşıdığını artık görün. Görün de ona göre tedbir alın. İnsanlar da Marmara Denizi’nin tek kumsal alanı olan Sultanköy’de rahatlıkla denize girebilsin.
Bunu engelleyecek kuruluş görevini yaptığı gibi, inanın akan suya iğrenerek bakan binlerce insanın duasını alacaktır, haberiniz olsun.
Şimdi kararı siz verin; ya göreviniz ya da alacağınız hayır duaları. Aksini söylememize gerek yok. Belli ki denize girme hayali ile oraya gelenler o dereyi gördükten sonra kulaklarınızı sürekli çınlatacaklar.
01.08.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (10) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 1346 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |