|
Gençliğin ve Askerin Feryadı |
|
|
|
|
Salı, 18 Mart 2008 |
Günümüzde sorunlar o kadar büyüdü ki, şaşırmış durumdayım.
İşin garip tarafı sorunları dile getirenler, Başbakan ve bakanları tarafından yalanlanıyor. Başbakanımız kendisine verilen bilgilerin içeriğine bakmadan kalkıp haklarını savunan sendikacılara ve sivil toplum örgütlerine pat diye “Yalan söylüyorsunuz” diyor. Başbakan Erdoğan der de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik durur mu? O da çıkıp bir televizyonda bu durumu tekrarlıyor.
Böyle bir şey yok ama, ‘velev ki’ öyle bile olsa, yönetim erkinin direkt halkı ya da karşısındakini böyle suçlaması siyasette hiç de iyi bir durum olmasa gerek. Sayın Başbakanımız’ın vatandaşlara davranış ve azarlayışlarını unutmuş değiliz ama bugün yüzde 47 ile iktidar da olduğuna göre belki de benim yüce milletim böyle azarlanmalardan hoşlanıyor da olabilir.
Biz meselemize dönelim. Okurum Efe Kaan iki üniversite bitirmiş bir gencimiz. O da ülkemizde yaşayan her gencin sorunundan mustarip. İşsiz ve dolayısıyla aşsız. Devlet ya da özel sektör nerede sınay yaptıysa hemen hepsine girmiş. İşin garip tarafı kazanmış da.
Elimde belgeleri olduğu için doğruluğuna inandığım gencimizin derdi, şu günlerde gündemde olan, üç çocuk sahibi olmak, sınır ötesi operasyon, Genelkurmay Başkanı’nın muhalefet partileri ile hükümet adına kavgası, başına konulunca üniversitelere girilip girilmeyeceği tartışılan çaput parçası, yarınlarda büyük bir törenle Ayetullah gibi karşılanmaya hazırlanan birilerinin Fethullah Hoca Efendisi değil. Onların derdi iş ve aş sahibi olmaktır.
Bakın ne diyor, “İki üniversite bitirdim. Sonra askerliğimi yaptım. Dolayısıyla yaşım ilerledi. KPSS’ye girip kazanıyorum. İlgili kuruma gidince 30 ya da 35 yaş sınırı karşıma çıkıyor. Eğer 30 yaşından yukarısına görev verilmeyecek ise neden bizler neden sınava alınıyoruz? Ayrıca bu ülkenin genci olarak iki üniversite bitirmem suç mu oldu? Bu durumda nerede ve nasıl iş bulacağız? Birileri bize yol göstersin. Göstersin ki, bizler de iş ve aş sahibi olarak evimize başımız dik gidebilelim...”
Gelelim askerlere...
Onlar da dertli. Her ne kadar enflasyon rakamları az gibi gözükse de bilinen ve insanların cebini doğrudan etkileyen gerçek piyasa enflasyonunun açıklanan rakamlar gibi olmadığını herkes bildiği gibi o rakamları açıklayanlar da biliyor.
Evet askerler, bu ülkenin huzurunu, Misak-ı Milli sınırları içerisinde kalan ve adına vatan denilen toprakları canı pahasına korumakla görevlidir. Bunu da şükürler olsun ki; dünyada en iyi yapan bir orduya sahibiz ve bundan da gurur duyuyoruz.
Ancak bu ordu mensuplarından aldığım mektuplara bakınca haklı olarak onların da şikayetleri var. Elbette onlar evlerinde yiyip içtiklerini ve giydiklerini bedavaya almıyorlar. Ancak aldıkları ücretin azlığı nedeniyle bu konuda feryatlar yükseliyor.
TSK mensupları kendilerini polis, öğretmen sağlık personeli ve diğer döner sermaye kuruluşu olan kurumlarla karşılaştırdıklarında yaptıkları işe ve verdikleri mesaiye göre ücretlerinin çok düşük olduğunu, bir sağlık görevlisinin tuttuğu nöbet sonrasında 48 saat izin yapmalarına karşın TSK mensuplarının normal göreve devam ettiklerini, öğretmenlerin ek ders ücreti olduğunu, yargı mensuplarının durumunun yasa ile düzeytildiğini ve kendilerinin mağdur olduğunu belirtiyorlar.
Durum incelendiğinde ise, haklı olduklarını görüyorsunuz. Geçim zorluğu çektiklerini söyleyen askerler, “Asker ağlamaz, asker acıkmaz, asker üzelmez sözleri yüzünden sesimizi duyuramadığımız için mi bu haldeyiz?” diye soruyorlar.
Bir kelimesi dahi yalan olmayan bu durum ilgili ve yetkililerin bilgisine sunulur...
34 ARV 20 plakalı minibüs TEM senin çöplüğün mü?
Dün gazeteye geliyorum, önümde 34 ARV 20 plakalı Ford marka bir minibüs gidiyor. Mahmutbey gişelerinden çıktıktan sonra minibüsün sağ pencereden uluslararası yol olan TEM’e bir şeyler dökülmeye başladı. Dikkatlice baktığımda yola resmen çöp atıldığını tespit ettim.
Minibüs mü, çöp arabası mı diye tereddütümü giderdim. Minibüs çöplerini ata ata üstelik de hızlı ve genellikle asi gençlerin yaptığı, diğer sürücüleri de zora sokan slalom sürüşüyle geçip gitti. Arkasından ışık ve sesle gereken ikazı yaptım ama nafile.
Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimlerinin, bu aracın sürücüsüne, TEM’in çöplük olup olmadığını ve minibüs halinle ne diye slalom yaptığını sormasını istiyorum.
14.03.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 45 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |