|
Cuma, 21 Eylül 2007 |
Ülkemizde her kafadan bir ses yükseliyor. Tıpkı pazar yerinde gibiyiz. Kim ne diyor net olarak bilinmiyor. Dolayısıyla söylenenlere somut bir cevap da verilemiyor. Yani atalarımızdan bu yana gelen, “İmam bildiğini okur” tekerlemesinde olduğu gibi herkes bir şey söylüyor ama kimse söylenenleri anlayamıyor.
Anayasa paketi
Öncelikle gümrük kapılarında oylanmaya başlayan anayasa paketinin içerisinde ne olduğunu kimse bilmiyor. Neler olduğunu da çıkıp anlatan yok.
Pakette bildiğim kadarıyla 11. Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin. Cumhurbaşkanlığı süresi 7 yıldan 5 yıla insin ve bir kere daha aday olunabilsin. Milletvekili seçimleri 4 yılda bir yapılsın gibi maddeler var.
11. Cumhurbaşkanı olarak Abdullah Gül seçildi ve görevinin başında. Şimdi anayasa paketi 21 Ekim’de halkın huzuruna çıkarılıyor. Bu halk oylamasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın oyunun ne olacağını merak ediyorum. “Evet” derlerse 11. Cumhurbaşkanı seçimini ne yapacaklar kimse bilmiyor.
Hazır anayasadan açılmışken, hazırlanmakta olan ya da hazırlandığı belirtilen yeni anayasa değişiklik paketi günlerdir tartışılıp duruyor. İktidarın hazırlattığı anayasa önerisi ortada.
Karşı çıkanlar ise sadece eleştiriyorlar. “İşte bizim benimsediğimiz. Hazırladığımız anayasa” diyen yok.
ABD’nin bakışı
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üç numaralı ismi Burns bu hafta ülkemize geliyor. Bu kişi ülkemizde müsteşar yardımcısı veya genel müdür seviyesinde bir adam. Daha ülkemize gelmeden söylediklerine veya verdiği talimatlara bakın.
Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesine ve sınırın açılmasına önem veriyoruz.
İran ile Türkiye arasında imzalanan gaz anlaşmasından rahatsızlık duyuyoruz.
İş çevreleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve ekümenik Fener Rum Patriği Bartholomeos ile İstanbul’da toplantı yapacağım.
TCK’nın 301. maddesi kaldırılmalı ve Heybeliada Ruhban Okulu açılmalı.
Gül ve Erdoğan daima ABD’nin iyi müttefiki oldular. Her ikisi de güvenilir insanlar bize verdikleri sözü tutacaklar.
Emrin olur Bay Burns. ABD Dışişleri Bakanlığı üçüncü adamının verdiği talimatlar böyle olursa, ABD’nin bir numarası Bush’un vereceği talimatları varın siz düşünün.
Spor olayları
Türkiye-Macaristan milli maçından sonra herkes Emre efendinin yaptığı hareketleri konuştu. FatihTerim hoca efendi’nin bu öğrencisine gerekli dersi veremediği, dolayısıyla onu ıslah edemediği belli oldu.
Ülkemizin bu karışık durumundan spor sahalarına girdiğimizde oranın da iç açıcı olmadığı hemen belli oluyor. Yine tribün ve sahalarda gereksiz olaylar sürüp gidiyor.
Seyircinin taşkınlıkları sonucu ülkemizin önemli kulüplerinden olan Galatasaray ile Trabzonspor maçlarını seyircisiz oynuyor. Bu durum seyircilerin, seyirci adına yaptığı bir ayıptır. İki güzel maçı izleyemeyen o seyirciler şimdi oturup, ne yaptıklarını ya da yaptıkları hatanın ne olduğunu anlarlar da, bir daha yapmazlar veya yaptırmazlar.
Öğretmen adayları inliyor
Çevrelerine ilim yaymak ve gençlerimizi eğitmek için, öğretmenlik eğitimini tamamlamış binlerce öğretmen adayı şu günlerde inim inim inliyor. Onlar öğretmenlik aşkı ile yanıp tutuşur, Anadolu’nun en ücra köşelerine gönderilmeye razı olurlarken, 180 bin öğretmen ve binlerce dershane açıkları olduğunu açıklayan Milli Eğitim Bakanlığı’nın kılı bile kıpırdamıyor.
Çağdaşlığın, uygarlığın olmazsa olmazı eğitim olduğuna göre, dün açılan binlerce okul, milyonlarca öğrenci eksik öğretimle ders yılına başladılar. Bakanlık bu açığı kapatmak için kadro talep edeceğine bu konuyu geçici öğretmen veya vekil ücretli öğretmenlerle kapatmaya çalışıyor.
Acı gerçek
On binlerce öğretmen adayı işsizlikten ve aşsızlıktan inlerken, öğretmen olduktan sonra girdiği sınavdan 82 puan aldığı halde ataması yapılmayan Hacer Şaşmaz’ın ailesine yazdığı bir mektuptan birkaç cümle aktarmak istiyorum.
“Benim idealim öğretmen olup vatana, millete iyi şeyler yapsınlar diye öğrenci yetiştirmekti. Bu nedenle sizlerin kısıtlı bütçenizi zorlayıp okulumu bitirdim. Öğrenciliğim döneminde sizleri bu nedenle sıkıntıya soktum. Derslerim yüzünden sizlerle gezemedim, eğlenemedim. Öğretmen oldum. Sınavı kazandım ama, bana görev vermiyorlar. Sizlere sıkıntılar yaşattığım için özür diliyorum...” diyen bir öğretmen adayı.
Diğerleri
Ülkemizde o kadar ilginç olaylar gelişiyor ki, yazmakla bitmiyor. İntihalle suçlanan Yard. Doç. Dr Ahmet Akkoyunlu, bir bakıyorsunuz Başhekim olmuş. Bir bilgisayar firması gazetelere ilan vermiş, gazetelerin bazısı kendine göre fotoğrafa sansür uyguluyor. Öte yanda öldürdüğü arkadaşının etini yemekten büyük haz duyduğunu soğukkanlılıkla anlatan Özgür Deniz.
İşte ülkemiz böyle bir durumda.
Allah hepimizin yardımcısı olsun.
www.aksam.com.tr
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (10) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 86 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |