|
Aldığım e-mail ve fakslara bakınca, kadınların başının insanların kafasını karıştırdığını görüyorum. Başörtüsü ya da türbanın özgürlük ve dini inanç meselesi olmadığını sizlerle paylaşmış, bu meselenin aslında oy meselesi olduğunu belirtmiştim.
Zaten siyasi parti temsilcilerinin sözleri ve davranış biçimine bakılırsa işin aslının, baş bağlayış şekli, çene altı, boyun arkası, son zamanlarda ortalık yerlerde sıkça rastlanan tas kafa şekli bağlama biçimleri ile kafaları karıştırıp, bu karışıklığı sandığa yansıtmanın hesabı olduğunu okurlarım söylüyor.
Anayasanın 2. maddesindeki laiklik ilkesini hiçe sayarak, anayasa değişikliği teklifinde bulunanlar bile, bu değişikliğin yürürlüğe girmeyeceğini, gerek Anayasa Mahkemesi’nden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden döneceğini bile bile bunda ısrar ediyorlar.
Elbette etmeliler. Mesele oy hesabı ve önümüzde mahalli seçimler olduğuna göre, tıpkı genel seçimlerde, “Bakın cumhurbaşkanını seçtirmediler” diyerek CHP’nin yeteri kadar oy almasını engelleyip, DYP ve ANAP’ı yok etmediler mi?
Şimdi de mahalli seçimlerde çıkıp, “Bakın biz anayasa değişikliği bile yaptık. Yine de engellediler. Öyle ise onları sandığı gömün” diyerek oy isteyecekler. Bu durumdan AKP zaten yararlanıyor. MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay, “Biz de türban politikasının hasadını yapmak istiyoruz” demedi mi?
Bayrakçılar sandığa gitmiyor mu?
Bu ve benzer durumlarda ellerinde al bayrağımızla akın akın meydanlara ve Anıtkabir’e gidenler, acaba genel seçimlerde sandığa gitmediler mi? Yoksa meydanları doldurup oy kullanmayan 9 milyon seçmenin içerisindeler mi?
Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de bayraklı Cumhuriyetçiler, ülkenin durumunu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’e şikayet için Anıtkabir’e gidiyorlar.
Ey arkadaşlar, Kur’an’da “Ölülerden kimseye fayda olmaz. Onlardan medet ummayın” emrine karşın, türbeler, yatırlar ve Anıtkabir doluyor. Zaten Atatürk, “Eğer beni ve fikirlerimi benimsiyor ve uyguluyorsanız, beni görmüş benimle, bir arada olmuş sayılırsınız” dememiş miydi?..
Şimdi geri dönün ve 22 Temmuz 2007 seçim sonuçlarını değerlendirin. Partilerin aldığı oylarla, sandık başına gitmeyenlerin sayısını bir kıyaslayın bakalım. Sizce sandık başına gitmeyen 9 milyon küsur seçmenin içinde kimler var dersiniz?
Asıl mesele iş ve aştır, gerisi boştur
“Sevgili Dolu, sizin de belirttiğiniz gibi bana göre de türban onlarca senedir oy deposu olarak görülüyor ve her seçim öncesi ortalık alevlendirilerek inançlı insanların zayıf yönleri ortaya çıkarılarak bu durum onlara enjekte ediliyor.
Şimdi bu meselenin kıvılcımları bunlar. Asıl mesele TBMM’de görüşülürken ve sonrasında çıkacak. Sonra da mahalli seçimlere gideceğiz. Bildiğiniz gibi yıllar öncesinde Kürtçe de böyle bir şeydi, serbest bırakıldı, yüz binler satan kasetler yüzlere düştü. Okul açın denildi, öğrenci bulunamadı. Bu mesele bana göre böyle hallolur. Siyasiler olmasa inanın bu durum kimsenin umurunda değil. Vatandaş başını ve ayağını üşütmemek, karnını tok tutmak istiyor. Asıl mesele iş ve aştır. Gerisi boştur.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, cumhurbaşkanımızın Türk olması mı, Müslüman olması mı önemliydi? Bana göre iyi bir Türk vatandaşı olması yeterli ama ülkemizdeki seçimlerde Müslümanlık ön plana çıkmadı mı?” diyor okurum Sn. Turan Erdoğdu
Müslümanlığın yorumu kişilere göre değişir mi?
Bir başka okurum Kerem Tuğ, kadınların başları ile aldığım görüşler için, “Şöyle demişsiniz yazınızda, ‘Dinin temel şartı değildir. Dini açıdan bağlansa da olur, bağlanmasa da. Anadolu kadını başını güneşten ve soğuktan korumak, yaptığı yemeğe kıl düşmesini engellemek için başlarını bağlamış ve bu durum günümüze başka bir şekilde taşınmış ve siyasete de sokularak oy deposu olarak görülmüştür’ diyorlar.
Bu ve benzeri şekilde açıklama yapanlar türbana karşı olanlar, türbanın üniversitelerdeki kız öğrencilere serbest bırakılmasını istemeyenlerdir.
Dolayısıyla bu işi gerçekten bilenlerle Diyanet İşleri Başkanı ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görüşlerini de yansıtsaydınız keşke. İslam ilmini bilmeden eline Kur’an mealini ve Arapça sözlüğü alıp “Nur Suresi’nin” ne demek istediğini anlatmak, tarih hocasının “yerçekimi kanununun” aslında olmadığını ancak bizim öyle algıladığımızı iddia etmesine benzer” diyor.
06.02.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 47 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |