|
|
|
Pazartesi, 14 Ocak 2008 |
Değerli okurlarımızın yazı veya telefonda sordukları sorular var. Birçok okur ise bazı yazıların içeriği ile ilgili soru ve görüşlerini aktarıp, konuyla ilgili ayrıca yorum istiyor.
Bunlardan oluşan bazı konuları sizlerle paylaşmak ve okurlarımın isteğini yerine getirmek istiyorum.
Kuş uçurtmayan polis Taksim’de neden yoktu?
Okurlarımdan Hikmet Durmaz, yılbaşının ilk yazısında “Polis kuş uçurtmadı iyi de...” başlığı ile yazdığım ‘polis yılbaşı gecesi içki içilen mekanlar çevresinde sabaha kadar alkol muayenesi yaptı’ yorumlu yazımla ilgili olarak;
“02/08/2008 tarihli yazınızda polisin kuş uçurtmaması ile ilgili yazınız oldukça hoşuma gitti. Fakat ilave etmek istediğim konu; polis çevirme yaptığı bölgenin az ilerisinde yani Taksim’de, Beyoğlu’nda, turistleri taciz edip sarkan magandalara neden zamanında müdahale edip bizim dünyaya rezil olmamızı önlemedi” diyor.
Evet geçtiğimiz yıllardan tecrübemiz var. İstanbul’da kimlerin yaşadığı ve bu tür eğlence yerlerinden kimlerin çıkacağı da belli ama maalesef gereken önlem alınamadı, olanlar oldu. O kızlar memleketlerine dönünce anlatacaklarını düşündükçe insan sıkılıyor ama ne yapalım aramızda o kadar çok maganda var ki...
Okullarımızın durumu hakikaten böyle mi?
Okurlarımdan Erman Ilıman, “Okul müdürlerinin neden para topladığı ortaya çıktı” başlıklı yazım için bakın neler diyor.
“Yazınızı ilgi ve dehşetle okudum. Ancak matematik hesapları ile yakınlığım dolayısıyla şu da gözümden kaçmadı.
Yaklaşık 3000 okul için ayrılan yıllık 50 milyon YTL ödenekten her okula bin 700 YTL düşüyor. Bir okulun giderleri göz önüne alınırsa size şu soruları sormam gerekiyor:
A. Verdiğiniz rakamlar tüm ödeneği mi içeriyor?
B. Ya da okulların durumu az gelişmişlik sınırlarının da mı altında kalıyor?
Aynı hesap imam hatip liseleri için 5 bin YTL tutuyor olmasına karşın düşük değil mi?
Bu konuda bizleri aydınlatabilirseniz memnun olurum” diyor.
Okurum Erman Ilıman yerden göğe kadar haklı. Normal bir liseye bin 700 YTL ödenek, İHL’ye 5 bin lira ödenek ayırmak neyi halleder ki? Bu para ile orada eğitim gören çocuklarımız ne öğrenir, öğretenler ne öğretir? Bu ödeneklere sadece öğretmen ve okul çalışanlarının maaşları dahil değildir. Okullara da büyük onarım olur ise illerin Özel İdare Müdürlükleri ayrıca İl Genel Meclisi kararı ile ek ödenek ayırabilirler.
Okula mı, camiye mi yardım?
Alirıza Vakkasoğlu, yine okul yöneticilerinin para toplaması ile ilgili yazım için;
“Camilere bakım, onarım parası gönderildiğini yazmışınız. Sadece tarihi camilere gönderildiğini sanıyorum.
Bildiğim, halk dernek kurar, arsayı alır, para toplar ve camisini yapar. Ama okulları devlet yaptırır. Her ihtiyacını da karşılar. Ödenek yetmez, o ayrı bir konu” diyor.
Lise ödenekleri ile ilgili kaynak MEB’indir. Burada önemli olan, okurumun da ifade ettiği gibi, camilerin halk tarafından, okulların ise devlet tarafından yapılmasıdır.
Allah CC’nin ilk ayetinin “Oku” olduğunu biliyoruz. Resulü’nün, “İlim Çinde’de olsa gidiniz” dediğini ve Hz. Ali’nin,”Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” dediğini de biliyoruz. Yaratan, “Sizlere diğer canlı ve hayvanlardan farklı olasınız diye, akıl ve izan verdim” dediğine göre, şimdi düşünüp değerlendirelim. İbadeti, ayakta, yürürken, yatarken, yolculukta, bir ağaç altında, çayırda, çimende yapmak mümkün. Eğitim ise sadece okulda yapılır. Buna itiraz olmaması gerekir. Şimdi siz karar verin bu durumda okul mu önemli, eğitim mi?
Karar sizin. Yapacağınız hayır ve hasenat kabul olsun.
Telefonda soyulmamıza hep seyirci mi kalınacak?
Nilgün Mıhçıoğlu, “Telefonla Soyguna Dikkat” başlıklı yazınız için özellikle teşekkür ederim. Bu yazıyı okumasaydım telefon soyguncuların ağına ben de düşecektim. Bana da, ‘Bir albayın hanımına ayıp mesajlar atmışsınız. Bizi arayın konuyu halledelim’ dediler. Yazınızı okumamış olsaydım hemen onları arar ve belirttiğiniz gibi bir güzel soyulurdum.
Bu arsızlara dur denilecek mi? Cezalarını ne zaman çekecekler?” diye soruyor.
O yazımda sağı solu arayan kişinin verdiği ismi, kullandığı ve bizzat konuştuğum telefon numaralarını verdim. İlgilenen varsa tekrar edeyim. 0544 487 28 91’de ‘Ben komiser Ender’ diyen bir dolandırıcı var. Okurumu arayan numara 0545 379 08 06.
Beyler bu ve daha birçok numara ile insanları arayıp kandıran dolandırıcılar ortalıkta cirit atıyor. Artık bunları susturun da vatandaş rahat etsin...
Tarihte bugün
1916: Müttefik kuvvetleri, Osmanlı ordusunun Çanakkale direnişini kıramadı.
1933: Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı kabul edildi.
1997: Vehbi Koç’un çalınan naaşı, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda boş bir mezarda bulundu ve çalanlar yakalandı.
1998: Karşıyaka Müftüsü Nadir Kuru’nun, İzmir’de Dr. Tibet Kızılcan’ın cenaze namazını kıldırırken, ilk defa hanımlara da saf tutturdu.
2003: İstanbul-Diyarbakır seferini yapan THY’nin RC-100 tipi uçağı iniş sırasında düştü: 74 kişi öldü, üç kişi yaralı kurtuldu.
8.01.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (21) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 124 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
|
|