|
Mahallenin Kızlarından Haber Var |
|
|
|
|
Çarşamba, 03 Ekim 2007 |
Son günlerde gündeme iyice oturmuş olan ‘Mahalle baskısı’ tabiri artık herkesi ilgilendirir hale geldi. Dilimize de yeni bir terim olan ‘Mahalle baskısı’nı artık herkes istediği yerden alıp istediği gibi kullanmaya başladı.
Okurlarımızdan Reyhan Gazal da mahalle baskısını kendine göre yorumlamış.
Bunca mahalleden bahsedildiğine göre elbette mahallenin kızlarının da diyecekleri olmalı.
Şimdi bakalım ‘Mahallenin kızları’nın, ‘Mahalle baskısı’na bakış açıları ne?
“Nerdeyse ben bile korkacağım şu baskıdan. ‘Ya mahallemizin delikanlıları benim namusuma leke sürülür endişesi ile başıma örtüyü geçirirlerse, ne yaparım ya da mini eteğimi başımda paralarlarsa vay halime. Ne güzel rahat rahat yaşıyordum nereden çıktı bu?’ denildiğini duyar gibiyim.
Bir korku spreyi salınıyor topluma. Sanki ülkemizde başka dert edinecek konu yokmuş gibi. Kadınları bir taraftan korkutup bir taraftan da sakin olun söylemleriyle bir gerip bir rahatlatıyoruz.
Ülkemizde bu söylemlerden önce sanki, kadınlar baskı, zulüm görmemiş çok rahat yaşamışlar gibi, şimdilerde rahatınızı bozdurmayacağız diyoruz.
Mahalle baskısı ne hikmetse hep kadınlara oluyor. Ülkemizde kadınlarla ilgili geçmişten beri gerçek bir sıkıntı yaşanıyor. Kadınlar açık da olsalar başörtülü de hep kapalılar aslında. Sokakta gezseler bile kapalılar. Dünyaya kapalı, yaşama kapalı, iş yaşamına kapalılar.
Açık oldukları tek yer evleri. Kocalarına bile kapalılar. Çünkü kendi dünyalarına hapsolmuş, kendi gerçeklerine düşenleri yaşamaya mahkumlar. Kendi gerçekliklerini rahatça sürdürebildikleri evlerinde bile çocuklarına kapalılar.
En açık bildiğim kadınlar bile aslında kapalı. Beni daha ne kadar kapatabilir ki bu toplum, bu mahalle. Düzen taa başlardan kadının kapalılığı üzerine kurulmuş. Medya gündeme taşıyor, siyasiler ve diğer insanlar üzerine atlıyor. Sonra bir kısır döngüdür sürüp gidiyor. Öyle yansıtılıyor ki kadınlar başlarını kapattı mı iş bitiyor ya da açtıklarında. O kadar kolay mı?
Kadını kapatmak ya da açmak ne kadar kolay konuşulur oldu? Reklamdaki gibi, açıyoruz kapatıyoruz. Ne hikmetse açılmamızı da kapanmamızı da isteyenler erkekler.
Onların kurgusunun içinde hiçbir zaman “açık” olmaya yerimiz olmadığını kimse dile bile getirmeye cesaret edemiyor. Yine erkeklerin istekleri yine onların dünya kurguları. Kadınlar da kendi gerçekleri arasında kendilerine uygun bir açıklık ya da kapalılık gördüklerinde mutlu mutlu yaşıyorlar ne yazık.
Canımız isterse başımızı örteriz sadece kendi istediğimiz için, canımız isterse açılırız sadece kendimiz için. Buna ne devlet, ne koca, ne de mahallenin delikanlıları laf söyleyebilir. Dünyayı nasıl anlıyorsak, değerlerimiz neyi gerektiriyorsa onu yaşarız. Hele ki mahalleliye hiç laf düşmez. Eğer mesele din ise bu din açığı da kapalıyı da kabul ettiğine göre mesele yok. Yeter ki toplumun kuralları bozulmasın, huzuru kaçmasın. Herkes hesabını ahirette vereceğine göre. kimin nasıl olduğu kime ne?” diyor mahallenin kızları adına Reyhan Gazal.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Mahallenin kızları haklı değil mi?
Ne dersiniz?
Kuruyan bahçelerimiz ne olacak?
İSKİ, yaşanan kuraklık karşısında gerekli önlemi kuruluşundan bu yana almadığı için, yaşanan susuzlukta zararı biz çektik. Çağdaşlığa ve çevreciliğe önem veren biz Esenkentlilerin büyük emeklerle oluşturduğumuz ve yeşillerle bezendirdiğimiz bahçelerimiz İSKİ su vermediği için kurudu. Sonbahar yağmurlarından sonra canlanmaz ise ne yapacağımızı şimdiden kara kara düşünüyoruz. Kubilay Ulu
Şikayet panosu
CHP’nin başka işi yok mu?
Ülkemİzde üç hafta sonra anayasa ile ilgili halk oylaması yapılacak. Yeniden bir paket hazırlanıyor. Yeni bir hükümet kurulmuş olmasına karşın politikada bir değişiklik yok. Tüm bu gerçekler ortada iken, CHP’de Mustafa Sarıgül’den başka gündem yoktur. Şimdi de kurultay hazırlıkları ve yeni oluşumlar konuşuluyor. Muhalefeti kim yapacak, halkı kim savunacak? Altay Can
TARİHTE BUGÜN
1923 - Son işgal birlikleri İstanbul’dan ayrıldı.
1978 - MHP sıkıyönetim ilan edilmesini istedi.
1980 - DİSK avukatlarından Ahmet Veziroğlu ölü bulundu. Bursa Emniyet Müdürlüğü, Veziroğlu’nun Emniyet binasından atlayarak intihar ettiğini iddia etti.
1992 - Ege Deniziíndeki tatbikatlar sırasında, ABD’ye ait uçak gemisinden atılan iki füze Muavenet Muhribiíne isabet etti; Komutanla birlikte 5 denizci şehit oldu.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
02.10.2007
Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 106 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |