|
Mevlana Çağırdı Bende Ziyaret Ettim |
|
|
|
|
Çarşamba, 12 Aralık 2007 |
Dün Konya tespitlerimi ve sorunlarımı dile getirdim. Belediye Başkanı Tahir Akyürek umarım kısa sürede bu eksiklikleri giderecektir. Ayrıca Başkan, Mevlana’yı dünyaya tanıtmak için, çok çaba sarfetmiş. Şimdi semeresini Konyalı ve esnaflar alıyor olmalı.
Konya’ya bir dava nedeniyle gittim ama, bu arada Hz. Mevlana’nın hepimizin bildiği çağrısı var. Ne diyor, “Gel, gel, yine gel. Ne olursan ol, ister kafir ol, ister ateşe tap, ister puta, ister yüz kere tövbe etmiş ol, ister yüz kere bozmuş ol tövbeni. Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” diyor. Bu çağrı duyulur da Mevlana’ya uğramamak olur mu?
Uğrayıp ziyaret ettim. Fatihamızı okuyup hediye ettim. İnşallah, onun, geçmişlerimizin ve tüm insanların ruhları haberdar olmuştur.
Sonra da, “Ey Hz. Mevlana çağırdın geldim. Fatihamı armağan ettim. Umarım bu senin çağrını bütün dünya duyar ve senin gibi düşünür. Dünyada insanlar birbirini horlamaktan vazgeçtikleri, birbirlerini öldürmek yerine sevip saymaya başladıkları, birbirleri için yardımlaştıklarını gördüğümüzde seni anladıklarını bileceğim. Işığınız bol olsun. Hadi eyvallah” diyerek oradan ayrıldım.
Mevlana’nın yedi öğüdü
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hoşgörürlülükte deniz gibi ol
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Mevlana ve görüşleri
Bütün dünyaya örnek olması, herkesin duyması ve uyması gereken bu çağrıyı ve arkasından da öğütlerini veren ve milyonlara benimsetip UNESCO tarafından adına yıl ilan edilen Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında “Bilginlerin Sultanı” unvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.
1222 yılında Karaman’a ge
len Sultânü’l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatunu kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mevlâna’nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.
“Bu canım var oldukça ben Kur’ana tutsağım
Muhammed Mustafa’nın yolundaki toprağım
Benden başkaca bir söz nakledenler olursa
Hem onu söyleyenden hem o sözden uzağım” diyen Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ettiği için her yıl ölüm yıldönümünde tüm dünyaca izlenen bu tören düzenlenir.
12.12.2007
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 19 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |