|
Z. Defteri Son Kayıt |
Sahin Merhaba. Resim Bölümüne resim yükleyemedim.Neden acaba???? |
|
Site istatistik |
| Grup |
Toplam |
 | misafir |
0 |
| istatistikler |
| Son Üye |
durdaneka... |
| Bugün |
1 |
| Bu Hafta |
14 |
| Bu Ay |
57 |
|
|
|
MNP,MSP,HEP,DEP,AKP,DTP yada daha sonrası ne farkederki? |
|
|
|
|
Salı, 18 Mart 2008 |
Başbakan, kamu çalışanlarının uyarı eylemi için, “Kanunsuzluk” dedi de, hakların gasp edilmesinin kanunsuz olduğundan hiç bahsetmedi.
Anayasa Mahkemesi’ne açılmış bir dava için Baykal’ın konuşmasına, “Mahkemeyi etkiliyor, bu kanunsuzluktur” derken, partisine açılan kapatma davası sonrasında Doğu gezisinde, “Bu millet iradesinin katlidir. Hukuk garabetidir. Vebal altında kalacaklar” diyerek suç işlemeye devam etti. Oysa sağduyu ve sakinlik istese daha iyi olurdu.
İktidardaki AKP ve muhalefetteki DTP’nin kapatılması için, Anayasa Mahkemesi’ne dava açılması yönünde başvuruda bulunuldu. Talepte bulunan Başsavcı günah keçisi haline getirilmeye çalışılıyor. Neredeyse, “Yahu hırsızın hiç suçu yok mu?” diyen kalmamış.
Her iki parti de kapatılmaya ve kapatıldıkları yerden kalkıp yollarına devam etmeye alışıklar. Bu nedenle kapatmanın bir şey değiştireceğine inanmıyorum.
Adalet Bakanı, partilerinin devletçi, cumhuriyetçi, miliyetçi ve halkçı olduğunu açıkladı ama, “AKP laik bir partidir” diyemedi. Zaten kapatma davası da bu nedenle açıldı.
Şimdi haklarında kapatma davası açılan iki partinin ilginç benzerliğine bir göz atalım. Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi kapatıldı. Devamı AKP yüzde 47 ile iktidar.
HEP, DEHAP, HADEP, DEP kapatıldı devamı DTP, TBMM’de grubu var ve muhalefet partisi.
Şimdi bunlar kapatılırsa yarınlarda Türk siyaseti yeni iki parti kazanıyor demektir. Haydi hayırlısı...
Geleceğimizin mesajını Kuaförler Odası Başkanı çekti !..
Ülkemiz ılımlı İslam’a mı gidiyor, Malezya modelini mi alıyor, hele hele AKP’nin laikliğe aykırı ve şeriat düzeni getiriyor gerekçesi ile açılan kapatma davasının sonu ne olur bilemem ama ülkemizin bu konuda geleceği aşağıdaki mesaja göre hiç de iyi görünmüyor.
İstanbul Kuaförler Odası üyelerinden iyi bir usta olan Şükrü Kaya Uysal hastalanıp Florence Nightingale Hastahanesi yoğun bakım servisine kaldırılmış. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra hasta yakınlarına kan ihtiyacı olduğu bildirilmiş.
Oda Başkanı Oktay Erkal kan bulma işini üstlenmiş. Odanın mesaj hattı ile tüm üyelerine, insanı hayrete düşüren, erkek kanı ile kadın kanının ayrı olduğu, ya da din esasına dayalı bir devlet mi oluşturuluyor izlenimi veren ilginç bir mesaj çekiyor.
İşte o mesaj
“Değerli ustamız; Şükrü Kaya Uysal için çok acil 0RH(+) pozitif kana ihtiyaç vardır. Sadece erkeklerin kanı alınacaktır.
İletişim Tel : 0532 691 65 “..
Oda Başkanı Oktay Bey, bu talebin doktordan geldiğini söyledi ama ısrarlarıma rağmen doktorun adını bildirmedi. İşin garip tarafı bu görüşmeyi yaptıktan sonra ulaşabileceğim tüm telefonlarını da kapattı.
Sonra tanıdığım bir-iki akademisyen hocaya danıştım. Görüştüğüm bilim adamları, “Erkek ve kadın kanının ayrı olduğu hususu bize bu zamana kadar öğretilmedi” dediler.
Buyurun şimdi ülkemizin geleceği ile ilgili bir düşünün bakalım. Erkek hastaya erkek doktor ve erkek kanı. Yarınlarda kadın şüpheliye kara çarşaflı ya da adına türban denen başörtülü savcı veya hakim talepleri ile uçak, tren ve otobüslerde kadın-erkek yolcularının ayrılmayacağını kim iddia edebilir ki?..
Şimdi, “Anayasamız ve içerisindeki laiklik, cumhuriyet, çağdaşlık, Atatürkçülük bizim teminatımız altındadır. Kimse bir şey yapamaz” diyerek takiye yapan politikacılara mı bakalım, yoksa sokakta ve mahalledeki insanların hal ve hareketlerine mi?..
Sayın Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
Türban konusunda 12 Eylül 2006 tarihinde basında yer alan demecinizde, “Tarih boyu başörtüsü Müslüman olmanın ön şartı hiç olmamış, sadece bir tercih olarak görülmüştür” şeklindeki açıklamanızdan dolayı, sizi tüm katılımcılarımızın ortak kararı ile, 14 Eylül 2006 tarihli mektubumuzla kutlamıştık. Bu mektubun arşivinizde olması gerektiğine inanıyoruz.
Şimdi ne oldu da bu kez, türbanın gelenek ve göreneklerimiz gereği zorunlu olduğunu belirttiniz. Hele Danıştay’ın kararına tepki göstermek için fetva makamında olduğunuzu mu düşündünüz?
Bu beyanınızı şiddetle kınadığımızı ve size yakıştıramadığımızı kamuoyuna duyururuz.
Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu
18.03.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 27 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
|
|