|
Okullarımız önceki gün büyük bir coşku, heyecan ve gururla açıldı. Gururlanıyoruz çünkü çocuk olarak değerlendirdiğimiz 17 milyon gencimiz ders başı yaptı. Geleceğimiz olan çocuklarımızla gururlanmayı sürdüreceğiz.
Bu yıl trafikte beklenen sıkıntı geçtiğimiz yıllara göre yaşanmadı. Geç de olsa İstanbul’umuzun trafiğine yapılan müdahale yani Avcılar-Topkapı metrobüs hattının Zincirlikuyu’ya uzanmasıydı. İstanbul’un büyük çoğunluğu bu hattı kullanmaya başladı. Belediyenin büyük istasyonların yanında otoparkları devreye sokması bu hatta olan ilgiyi daha da artırıyor. Parkların kapasitesini artırıcı tedbirlerin alınması halinde İstanbul trafiğinin daha da rahatlatacağını herkes söylüyor. Umarım bu bilgileri Başkan Topbaş değerlendirir.
Dün bir bugün iki
Bu sene okullarımızın açılması Ramazan ayına denk geldi. Vatandaşların çektiği Ramazan sıkıntısı ve harcamalarına okullar da eklenince halk iyice bunaldı.
Kolay değil elbette bir yanda mübarek Ramazan ayı masrafları diğer yanda okul kıyafetleri, kırtasiye ve kitap giderleri. En önemlisi okulların istediği yardım, bağış ve katkı payları.
Okullar açılmadan önce başlayan şikayetler okulların açılmasıyla yoğunluk kazandı. Hemen her velinin şikayeti okul yöneticilerinin istediği katkı payları. Bu paralarla bilindiği gibi okulun boya, badana, tamir, bakım ve onarım giderleri ile okul hizmetlileri ve güvenlik görevlilerinin maaşları ödeniyor. Üstelik parayı veren her veliye okul derneklerinin makbuzu da veriliyor. Yani alınan para belgelenip resmileştiriliyor.
Camilerde soran yok
Okulların açılmasıyla okul müdürlerinin istediği paralardan şikayet edenler, Ramazan ayı nedeniyle her teravih namazı ve cuma namazlarından sonra toplanan, üstelik makbuz dahi kesilmeyen paralar nedeniyle bu zamana kadar hiçbir şikayet almadım.
Geçtiğimiz günlerde Küçükçekmece ilçesinden bir veli ile bu konuyu detaylı olarak görüştüm. Veli, okul müdürünün para istediğini ve kendisinin de çocuğunu kaydettirmek için parayı verdiğini belirtip, “Hani okullardan para istenmeyecekti. Ben çocuğum için verdim ama şikayetçiyim” dedi.
Ne kadar para verdiğini sorduğumda 60 YTL verdiğini, Okul Aile Birliği’nden makbuz aldığını beyan etti.
Sonrasında aramızda şöyle bir diyalog geçti:
- Biliyorsunuz mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Bugünlerde hayır ve hasenat için, camide ya da başka yerde birilerine para verdiniz mi?
Camide hemen her akşam teravih namazı öncesinde veya çıkışında ve cuma günleri mutlaka para topluyorlar. Ben de imkanlarım ölçüsünde bir miktar veriyorum.
- Mesela ne kadar?
O anki duruma göre
5-10 YTL.
- Peki çok güzel Mevlam kabul etsin. Verdiğiniz paralar için makbuz aldınız mı?
Beyim adı üstünde hayır işin makbuzu mu olur? Gönüllü veriyoruz Allah kabul etsin. Ayrıca camiye harcandığını da biliyoruz.
- Peki şikayet ettiğiniz okul müdürü sizden 60 YTL’yi zorla mı aldı?
Hayır. Okul için istedi.
- Okul için istenileni üstelik karşılığında makbuz verilen bir parayı şikayet ediyorsunuz da, makbuz verilmeyen ve tam olarak nereye harcandığını bilmediğiniz bir para için neden şikayetçi olmuyorsunuz?
Beyim bu hayır işi. Hayır için verilen şikayet edilir mi?
- Okula verilen şer için mi? Çocuğunun rahat etmesi, daha iyi eğitim görmesi sınıfının temizlenmesi ve bakımı için veriyorsun. Ayrıca Deniz Feneri Derneği’ne yine hayır için verilen paraların nerelere gittiğini biliyorsun değil mi?
Haklısınız efendim ben böyle düşünmemiştim.
Buyurun bakalım dinimizi vatandaşa nasıl anlattıklarını görün ve bilin. Halbuki Allah ilk ayeti ile okumayı emretmedi mi?
Daha sonra Peygamberimiz, “İlim Çinde olsa gidin” demedi mi? Yine Allah’ın aslanı Peygamberimizin damadı büyük halife Hz. Ali,”Bana bir kelime öğretenin 40 yıl kölesi olurum” demedi mi?
Dinimiz müsbet ilimlere önem vermemizi, çağdaşlık ve uygarlık yolunda yapılması gerekenleri yapmamızı, çok çalışmayı ve çok okumayı çeşitli ayetleri ile belirtmiyor mu?
Biz ne yapıyoruz? Milli Eğitim Bakanlığı’nı ya da eğitim politikamızın yanlışlığını haykırmamız, okullarımıza bol ödenek verilmesi gerektiğini belirtmemiz yerine verdiğimiz ve çocuklarımız için harcandığından mutlak emin olduğumuz üç-beş kuruşun hesabını soruyoruz.
Bu da olmuyor beyler olmuyor. Cahil ve eğitimsizlerin köleden farkı yoktur. Unutmayın eğitim sadece okulda yapılır. İbadet ise canınızın istediği her yerde. Yani yatarken, yürürken, dağda, bağda, çayırda her yerde ibadetin yapılacağını sakın unutmayın. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın eğitildiği okullarımıza önem verelim.
10.09.2008 mustafa.dolu@akşam.com.tr
Favori olarak ekle (12) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 96 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |