Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Mustafa Dolu arrow Portekiz Büyükelçisi ile Başbakanımıza
Portekiz Büyükelçisi ile Başbakanımıza PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Salı, 04 Aralık 2007

Bulunduğumuz haftanın başından itibaren Lizbon’da 10. Avrupa Erkek ve Cinsel Sağlığı Tıp Kongresi yapıldı. Kongreye dünyanın çeşitli devletlerinden gazeteci ve akademisyenler katıldı.

Kongreye katılmak üzere dünyaca ünlü Bayer’in, Bayer HealtCare-Bayer Schering Pharma firmalarını temsilen Medialand’ın Yönetim Kurulu Başkanı mesleğimizin duayenlerinden Ağabeyim Ergüder Tırnova beni davet etti. Böylesi bir durumda meslek büyüğümün davetini emir telakki ettiğim için kabul ettim.

Sonra asistanı Berna Duru bana geçti. Bir problem olmadığını anladık. Ben yeşil pasaportlu olduğum için vize problemi olmayacağı düşüncesinde iken, bize göre Portekiz, başkalarına göre Portakal olan deletin ilgililerini aradık. İstanbul’da konsoloslukları olmadığını öğrendim. Sonra Ankara’daki Büyükelçilikleri ile irtibat kurdum ve yeşil pasaporta da vize uyguladıklarını öğrendim.

İstediklerini sordum. Listeye baktım adamlar benim geçmişimden bugüne kadar olan her şeyimi soruyor. Bayer Firması direktörünün davet yazısı, uçak biletleri, otel rezervasyonları, Türk Medya’nın yazısı, faaliyet raporu, imza sirküleri, bordrom, hanımım ve çocuklarımın isimleri, menkul ve gayrimenkullerin listesini isteyip elden Ankara’ya getirmemi istediler.

Ankara Temsilcimiz. Diplomasi Muhabirimiz, Büyükelçiyi ve Müsteşarını arayıp çözüm istedik. Tüm evrakların tarafımdan bizzat verilmesi gerektiği bildirildi ve gidip pazartesi günü teslim ettim.

“Hafta sonunda vize verilip verilmediğini sorun ve gelip pasaportunuzu alın” dedi elçilik sekreteri. O sırada neden bu kadar sıkı tuttuklarını, pasaportuma bakılınca Avrupa Birliği’ni kuran devletler arasında olan Almanya, Belçika, Fransa ve diğerlerine defalarca gidip geldiğim görülür. Ayrıca siz Portekiz olarak Avrupa Birliği’ne yeni girdiniz. Şimdi Dönem Başkanı olabilirsiniz. “Siz bana oradan konut tahsis edip, bir de maaş bağlasanız orada kalmam merak etmeyin” dedim ama anlamadılar.

Cuma günü gelip pasaportumu almamı söylediler. “Noterden vekalet verelim, arkadaşlarım alsın” dediysem de yine anlamadılar ve cuma günü gidip elçiliğin önünde pasaport alma kuyruğuna girdim.

Bir de ne göreyim kuyrukta branşında dünyaca ünlü ve ülkemizde bilgi ve deneyimleri ile ilklerde yer alan Prof. Dr. Gürhan Özcan var. Konuştuk oldukça dertli. Buradan ayrılınca büyükelçiye ve Başbakan’a mektup yazıp bu rezaleti anlatacağını belirterek, “Ben ömrümü insan sağlığına adamış biriyim. Hastalarımı bırakarak buraya geldim. Pekâlâ bu pasaportumuzu birileri vasıtasıyla alabilirdik. Ya da elçilik diğer devletlerde olduğu gibi kargo ile gönderirdi. Bizlere bunu uygulamaları hiç iyi değil. Devletim bana bu yeşil pasaportu neden verdi. Verdi ise arkasında neden durmuyor?” dedi.

Pasaportumu alırken, Gürhan Hoca’ya daha çok hak verdim. İçeride “Ben ... filancının pasaportunu elden aldım” yazılı bir kağıda imza atıp pasaportu aldım.

Arkasından Münih üzerinden Lizbon’a vardık. Büyükelçiliğin bunca sıkılıkla vize vermekte zorlandığı devlet olan Portekiz’de bize neden geldiğimizi, kim olduğumuzu soran bile olmadı. Kongreyi izleyip şehirler arası yolcu gibi oradan ayrılıp geldik.

Sn. Başbakan’ın;

Durum aynen böyle. Biz, AB’ye üye olmak için müracaat etmiş ve sıra bekleyen bir devletiz. Ayrıca daha dünlerde giren bir devlet olarak Portekiz bizlere bu uygulamayı yapıyor. Onların yeşil pasaportun en az devletine 25 yıl hizmet etmiş olan birinci derecedeki bürokratlara verildiğini bilmesi gerekiyor. Onlar AB müktesabatı doğrultusunda bizden olmayan şeyleri istiyor da hükümet olarak sizler, “Yahu arkadaşlar Almanya, Fransa, Belçika İtalya, İsviçre, Avusturya benim ülkemin yeşil pasaportlu insanlarına vize uygulamıyor da siz neden uyguluyorsunuz. Artık bunlardan vazgeçin” diyemiyor musunuz?




Ah canavarlar, yuh canavarlar

Ülkemizde o kadar ilginç olaylar oluyor ki canım sıkılıyor. Hele bunların çoğu gereksiz yere olunca varın siz düşünün. Önceki gün ülkemizde trafik canavarları, ya da magandaları tamı tamına 18 canın aramızdan ayrılmasına sebep oldu. Bunlar arasında yaralı olarak hastaneye gidenlerin sonuçlarını bilmiyoruz. Ayrıca kayıpların maddi ve manevi yanı bir yana.

PKK denen lanet terör örgütü yiğitlerimize saldırıyor, yiğitlerimiz, canlarımız şehit alınca haklı olarak kıyametleri koparıyoruz. Önceki gün trafik magandaları ülkemizden tamı tamına 18 can aldı ve 62 kişiyi de yaraladı. Dün ve bugün bakıyorum hiç kimsenin kılı kıpırdamıyor.

İstanbul’da trafiği Elekronik Denetleme Sistemi ile kontrol etmek için 7 yere konulan EDS aygıtının tespitlerine göre yapılan ceza uygulamasının miktarı 7 ayda 700 milyon YTL olduğu açıklandı. Şimdi İstanbul’daki magandaların sayısını hesaplayabilirseniz hesaplayın bakalım. Böylesine saygısız insanlarla aynı trafiğin içinde olmanın sıkıntısını düşünebiliyor musunuz?

30.11.2007
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Favori olarak ekle (5) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 62 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Alucra Email



Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB

Alucralı Değerlerimiz

Değerlerimiz




Ayın Konuğu

 

 




Z. Defteri Son Kayıt

polat
POLAT TONBUL DAN TÜM ALUCRA HALKINA SELAMLAR.

Site istatistik

 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 misafir ( 16 ) misafir 16
   Toplam 18


istatistikler
Son Üye  nagihan
Bugün  5
Bu Hafta  20
Bu Ay  60
 

Video Haber







Sohbet



Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!