|
Rüşvet mi, bahşiş mi, hediye mi? |
|
|
|
|
Cuma, 08 Şubat 2008 |
Son zamanlarda ‘Rüşvet’ adından bahsettirmeye başladı. Buna medya da çanak tutunca vatandaş da, gariban memurun aldığı üç-beş kuruşluk bahşişi hakikaten büyük rüşvet olayı gibi algılamaya başladı. Bu sayede büyük oranlar da gölgede kalmaya devam ediyor.
Ne hikmetse rüşvet denince, eline gizli kamerayı alan yasak olmasına karşın hemen devlet dairelerinin yolunu tutuyor. Kimsenin polise ve yatırımcı bakanlıklara ihalelere, belediyelere gittiği yok.
Vatandaşın en çok mutlu olduğu iki daire vardır. Biri evlendiği diğeri ev sahibi olduğu yer. İçinizde evlenirken nikâh memuruna veya oradaki yardımcılarına bahşiş vermeyeniniz var mı?
Peki güzel bir lokantaya yemek yemeğe gittiniz, Yediniz içtiniz, nikâhta ve ev alımında mutlu olduğunuz gibi orada da mutlusunuz, hatta kafanız biraz çakırkeyf, üstelik hafiften kazıklandığınızın da farkındasınız. Bu durumda bile hesapta yüzde 10 garsoniye ödediğiniz halde garsona bahşiş vermeyeniniz var mı?
Seyahat için bir yere gittiniz. Otelinizde sizi gayet güzel karşıladılar. Mutlusunuz, hemen belboy bavulunuzu alıp sizi odanıza götürürken, otelin özelliklerini filan anlatıyor. İçinizde bu genç belboya teşekkür ederken para vermeyeniniz var mı?
Hastahanelerde döner sermaye payı olmasına karşın, hastanızdan iyi haber aldığınızda servis görevlilerine bahşiş vermeyeniniz var mı? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Şimdi söyleyin bakalım. Saydığımız bu örneklerdeki tapu ve nikah memurları ile garson ve belboya verdiğiniz para rüşvet mi, bahşiş mi?
Bazı mevki ve makam sahibi kişilerle medya mensuplarından bazılarına çeşitli şirket veya kişilerce gönderilen paketler sizce nedir?
Rüşvetle mücadele edilmeli
RÜŞVET bir düzenin kokuşmuşluğunun işaretidir. Yasa ve yönetmeliklerin rafa kaldırıldığını belirtir.
Şimdi biz garsona veya memura verdiğimiz üç-beş kuruşu bu tarife sokarsak habercilik ya da yöneticilik yapmış sayılmayız. Rüşveti haber yapmak isteyenler yönlerini ihalelere ve Ankara’da oluşmuş olan yüzde 10’culara çevirmeliler. Büyük ihaleler, ruhsatlar, imar değişiklikleri, plan proje tadilatları vs. nasıl yapılıyor, neden birden değiştiriliyora, özellikle uyuşturucu kaçakçılığının köprüsü olan ülkemizde bazı derinliklere bakılırsa rüşvetin tarifi tam olarak görülür.
Geçtiğimiz günlerde Tapu Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı kendi personeli ile ilgili haberlere konu oldu. Tabii onların içerisinde, “Ben bu işlemi yaparsam şu kadar alırım” diyen memuru var mıydı bilmiyorum. Rüşvet denince devenin havuduyla ile yutulduğu yerler varken, elbette tapu dairesinin akla gelmesi genel müdür ve o dairenin personeli için iyi bir şey değil.
Bu haberlerden sonra bu genel müdürlüğün çalışmalarına şöyle bir baktım. Eleman yetersiz. Durum böyle olunca da insanlar, öğle yemeğine dahi gidemiyor. Mesaiden sonra devletin işini yapmak için geceleri de çalışıyorlar. Devlet memuruna ayda 60 saat fazla mesai yapma hakkını veriyor. Bunun karşılığı ise vergiler kesildikten sonra 45 YTL. Hiçbir şey yapmadığı halde bilmem ne partisinin adamı olduğu için devletten maaş alanların ücretinin adı sizce nedir? Tapu daireleri, vergi dairelerinden daha çok vergi tahsil eden bir kuruluş. 1004 yerde müdürlüğü olan ve Türkiye’nin işini 17 bin personelle yapmaya çalışan Sn. Genel Müdür eğer imkanı varsa bu sayıyı en az üç katına çıkarttırmalı. Mümkün değilse, hastahanelerde, vergi dairelerinde vs. olduğu gibi döner sermaye oluşturup gecesini gündüzüne katan memurlarına ek ödeme yapmanın yollarını bulursa, inanın dairelerinde değil rüşvet, bahşiş dahi olmaz. Böylece vatandaş da rahat eder memurlar da. Hatta Sn. Genel Müdür Adlı da yerinde rahatlıkla oturur, memurları da ikide bir rencide olmaz.
30.01.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 45 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |