Köşe Yazarları
Mustafa Dolu
Trakya Yok Oluyor!.. | Trakya Yok Oluyor!.. |
|
|
|
| Çarşamba, 18 Haziran 2008 | ||||
|
Hafta sonu Trakya Ovası’nı gezdim. Ülkemizin en güzel bölgesinin nereden nereye geldiğini biliyordum ama, bu kadar kötü hale geleceğini düşümemiştim. Bir zamanlar yılda en az iki hatta zamanla üç ürün alınan Trakya Ovası neredeyse yok olmuş. O güzelim verimli ova, dünyanın açlıkla mücadele ettiği, buğdayın petrolden daha kıymetli hale geldiği günümüzde, ne yazık ki betonlaşmış. Kim nereden bir tarla aldıysa oraya bir ev kondurmuş. Görevi o toprakları korumak olan Tarım Bakanlığı’nın ilçe ve il teşkilatlarında görevli elemanları, üç kez ürün alınan bu topraklar için, 2B olarak bilinen ve “Orman özelliğini kaybetmiştir” denilen orman arazilerinde olduğu gibi, o verimli ovalarımız içinde, ‘tarımsal özelliğini kaybetmiş’ raporu vermişler. Tarım Bakanlığı böyle der, belediyeler de imara açıp ruhsatı verirse, İstanbul, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nin birleşmesi normal sayılmaz mı? Bu evleri yaparak Trakya’yı beton yığınına çeviren zatı muhteremler, yine toprak üzerinde izin almadan bilinçsizce kuyu ve artezyen çalışmaları yaptıkları ve bunun sonucunda yanlış sulama uyguladıkları için, toprak giderek çoraklaşmaya başlamış. Sular korkutuyor Toprakta o kadar çok kuyu ve artezyen açılmış ki, 40 metre olan yeraltı su seviyesi günümüzde 140 ila 200 metreye kadar inmiş. Yani anlayacağınız toprak bize, “Gelecek için tedbir almazsanız haliniz perişan olur, kuraklık tehlikesi kapınızda” diyor. Yine ilginç ve tehlikeli bir durum ise, o kadar derinlikten gelen suların tehlike arzetmesi. Çorlu’da görüştüğüm vatandaşlar içerisinde bu işlerden anladığını belirten Engin Hürol, “Çevrede çok sanayi kuruluşu var. Bunların çoğunun arıtması yok. Atıklar tümüyle toprağa karışıyor. Ayrıca ürünler için verilen gübreler de eriyerek yeraltı sularına karışıyor. Geçtiğimiz günlerde 140 metreden çıkardığımız suyun tahlil sonucu bizi korkuttu. Suda potasyum, arsenik ve fosfat bulundu. Bu suyun içildiği düşünülürse gelecekteki tehlikeyi varın düşünün” diyor. Çevre yok oluyor Trakyalılar yerden göğe kadar haklı. Şu anda Ergene Ovası’nı besleyen Ergene Nehri, tamamen sanayi atığı akıtıyor. Bu sularla da çeltik tarlaları, ayçiçeği ve diğer ürünler sulanıyor. Başta Çorlu, Çerkezköy, Değirmenköy, Çanta ve Sultanköy civarında kurulan fabrikaların atıkları, İstanbul-Tekirdağ karayolu üzerinde Sultanköy’den Marmara’ya Kınıklı Deresi ile ulaşıyor. Dere her gün kan gibi görünen bir akıntıyı denize taşıyor. İşin ilginç yanı bu köprü üzerinden geçen, devlet yöneticileri, bakanlar, milletvekilleri, valiler ve çevreden birinci derecede sorumlu olan belediye başkanları bu gerçeği gördüğü halde kimsenin gıkı çıkmıyor. Ceza Kanunu uygulanmalı Çevreyi kirletenler, yani sanayiciler ve kirlenmeye göz yumanlar, yani belediye başkanları, 2004 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nun ikinci bölümünde Çevreye Karşı Suçlar başlığı altındaki 181 ve 182. maddeleri çok iyi bilmeniz gerekiyor. Her ne kadar bu iki maddenin yürürlüğü Çevre Kanunu ile 2009 yılına kadar ertelendi ama, yürürlüğe girmesine de bir şey kalmadı. İzliyor, inceliyor ve görüyorum ki, bu konuda bahsettiğim kişilerden hiçbirisi tedbir almıyor. Ben şimdiden haber vereyim, 2009 Mayıs ayından sonra eller yakanızda olacak. Biliyorsunuz ama cezayı yine de hatırlatayım. Kanun, “... çevreyi kirleten ve kirletenlere göz yumanlarla, tedbir almayanlara 6 aydan başlamak üzerea 5 yıla kadar hapis ve 200 bin YTL para cezası verilir” diyor haberiniz olsun. Ulusal Kanal’ın dayanışma gecesi Gazetemiz yazarlarından ve oda arkadaşım, Rıza Zelyut ile her çarşamba 21.30’da canlı olarak yayınlanan “Gündemin Ötesi”, dayanışma gecesi nedeniyle gündüz 12.00-13.30 arasında canlı, 21.30’da da banttan yayınlanacak. Rauf Denktaş’ın himayesinde Lütfi Kırdar Salonu’nda yemekli yapılacak geceye ülkemizin her kesiminden insanların katılımıyla, dayanışmanın önemi gösterilecek. Geceye katılmak isteyenler, davetiyelerini Ulusal Kanal ve Lütfi Kırdar gişelerinden temin edilebilirler. Tarihte bugün 1922: Ziya Gökalp, Diyarbakır’da ‘Küçük Mecmua’yı çıkarmaya başladı. 1974: Türkiye’de işadamları ilk kez İzmir’de yürüyüş yaptı. 1977: TRT, Türk ve İslam eserlerine yer verilmediği gerektçesi ile İstanbul Festivali’ni boykot etti. 1988: Turgut Özal, parti kongresinde, Kartal Demirağ’ın silahlı saldırısında elinden yaralandı. 1992: Yeşil Kart uygulaması, TBMM’de kabul edildi. 18.06.2008 Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 98 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Son Haberler |
| Köşe Yazarları |
| Ziyaretçi Defteri |
| Alucra Resimleri |
| Alucra Videoları |
| E-Posta |
| Mustafa Küçük |
| Ozan Arif |
| Hasan Sarıyer |
| Hüseyin Karataş |
| Salim Işıklı |
| Ruşen Aydeniz |
| Yusuf Fenerci |
| Mahmut Urkaç |
| Bayram Kantar |
| Teoman Yakupoğlu |
| Zülal Söylemez |
| Yazarlarımız |
| Değerlerimiz |
|
Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli! Üye değilseniz lütfen tıklayın! |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |